Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden tekstil ve hazır giyim, son üç yılda ağır bir istihdam kaybıyla karşı karşıya kaldı. 2022 yılı sonunda 1,2 milyonun üzerinde kişiye iş imkanı sağlayan sektörde çalışan sayısı, artan maliyetler, kur baskısı ve daralan ihracat hacmi nedeniyle 2026 yılı başı itibarıyla 833 bin 999 seviyesine geriledi. Sektördeki bu daralma, sanayi üretiminde stratejik bir makas değişimini de beraberinde getiriyor.
Sapanca’da düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde (UEZ 2026) konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin artık ucuz iş gücü üzerinden rekabet eden bir ülke olma fazını geride bıraktığını ifade etti. Emek maliyetlerindeki artışın farkında olduklarını belirten Kacır, tekstil, hazır giyim ve ayakkabı gibi sektörler için özel destek programlarını devreye aldıklarını ancak kalıcı çözümün "mekansal bir dönüşüm" olduğunu kaydetti.

Anadolu hattına taşınma stratejisi
Bakan Kacır, İstanbul gibi Ar-Ge, inovasyon ve ileri teknoloji üretimine odaklanması gereken metropollerde, emek yoğun sektörlerin varlığını sürdürmesini "sağlıklı bulmadıklarını" dile getirdi. Sanayicilere seslenen Kacır, bu işletmelerin sunulan teşvik paketlerinden yararlanarak Orta Anadolu ve Güneydoğu Anadolu hattına makul bir hızla taşınmalarının arzu edildiğini açıkladı. Bu hamleyle hem büyükşehirlerdeki yoğunluğun azaltılması hem de Anadolu'daki yerel iş gücünün ekonomiye kazandırılması hedefleniyor.

Yüksek teknoloji ve Ar-Ge odaklı büyüme
Türkiye'nin teknoloji ihracatındaki yükselişine dikkat çeken Bakan Kacır, geçtiğimiz yıl orta-yüksek ve yüksek teknoloji seviyesindeki ürün ihracatının 112 milyar dolara ulaştığını belirtti. Milli gelirin yüzde 1,5’inin Ar-Ge faaliyetlerine ayrıldığını vurgulayan Kacır, bu kaynağın 20 milyar dolara ulaştığını ve özel sektörün her yıl yaklaşık 14 milyar dolarlık Ar-Ge yatırımı yaptığını hatırlattı. Özellikle savunma sanayiindeki başarıya değinen Bakan, küresel askeri İHA pazarının üçte ikisinin Türk firmalarının kontrolünde olduğunu ifade etti.
Küresel jeopolitik riskler ve Türkiye’nin rolü
Zirvede söz alan eski Danimarka Başbakanı Helle Thorning Schmidt ise küresel siyasetteki belirsizliklere vurgu yaptı. ABD Başkanı Trump’ın Grönland’daki maden kaynaklarına olan ilgisine ve yeni dünya düzenindeki oynaklığa dikkat çeken Schmidt, sıcak çatışma risklerinin devam ettiğini belirtti. Schmidt, bu karmaşık süreçte Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu ve Körfez ülkeleri arasındaki köprü rolünün, AB ve NATO iş birliği açısından her zamankinden daha kritik bir öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi.