Bernie Sanders’tan Demokratlara uyarı: "Trump’ı yenmenin yolu Mamdani’nin zafer modelinden geçiyor"

ABD’nin önde gelen siyasi figürlerinden Bağımsız Senatör Bernie Sanders, The Guardian için kaleme aldığı çarpıcı makalede, ülkenin derin bir ekonomik ve sosyal çöküş içinde olduğunu vurguladı. Trump yönetiminin otoriter eğilimlerine ve artan eşitsizliğe dikkat çeken Sanders, çıkış yolu olarak Zohran Mamdani’nin New York’ta kazandığı seçim zaferini örnek gösterdi. Sanders’a göre, milyarder sınıfın tahakkümünü kırmanın ve demokrasiyi yeniden inşa etmenin tek yolu, işçi sınıfının taleplerini merkeze alan cesur bir taban örgütlenmesinden geçiyor.

ABD siyasetinin sol kanadındaki en etkili isimlerden Bağımsız Senatör Bernie Sanders, ülkenin içinden geçtiği karanlık tabloya karşı sessizliğini bozdu. Donald Trump yönetiminin otoriter adımları ve derinleşen ekonomik eşitsizlik karşısında Demokrat Parti’nin mevcut stratejilerini yetersiz bulan Sanders, The Guardian için kaleme aldığı bu yazıda, rotayı Washington’dan New York’a çeviriyor.

Sanders, Zohran Mamdani’nin yerleşik siyasi düzene ve devasa sermaye gruplarına rağmen New York Belediye Başkanlığı seçimlerinde elde ettiği tarihi zaferi, sadece yerel bir başarı olarak değil, tüm Amerika için bir "kurtuluş reçetesi" olarak sunuyor. Mamdani’nin kampanya sürecini bizzat destekleyen ve yemin töreninde yanında yer alan Sanders; umutsuzluğa kapılan kitlelere, işçi sınıfı odaklı taban örgütlenmesinin gücünü hatırlatıyor. İşte Sanders’ın, "Amerika’nın çöküşünü durdurmak mümkün" diyerek Demokratlara ve Amerikan halkına sunduğu o yol haritası...

AMERİKA’NIN ÇÖKÜŞÜNÜ TERSİNE ÇEVİREBİLİRİZ

Amerikan tarihinin bu zorlu döneminde, kendimize karşı dürüst olma cesaretini göstermemiz hayati bir zorunluluktur. Bir zamanlar dünyanın gıptayla baktığı Amerika Birleşik Devletleri, bugün derin bir çöküş yaşayan bir ulus halini almıştır. Çocuklarımız ve gelecek nesiller uğruna bu gidişatı tersine çevirmek ve ülkemizin yönünü temelden değiştirmek zorundayız.

Çok da uzak olmayan bir geçmişte ABD; demokrasisi, anayasası, hukukun üstünlüğü, güçlü orta sınıfı ve çocukların ebeveynlerinden daha iyi bir hayata sahip olacağını vaat eden "Amerikan Rüyası" ile takdir toplayan bir ülkeydi. Ancak trajik bir şekilde, artık durum böyle değil.

Ekonomik ve Sosyal Erozyon

Eskiden dünyanın en güçlü ve canlı orta sınıfına sahiptik; bugün ise halkımızın %60’ı ay sonunu getiremiyor. Diğer tüm büyük ülkelerden daha fazla gelir ve servet eşitsizliğine sahibiz. Teknoloji ve işçi üretkenliğindeki devasa ilerlemelere rağmen, ortalama bir Amerikan işçisinin haftalık reel ücreti, 53 yıl öncesine göre daha düşük seviyede.

Eğitimde de benzer bir tablo hakim. Mükemmel devlet okulları ve üniversite mezuniyet oranlarıyla dünyanın en eğitimli ülkesiyken, bugün akranlarımızın çok gerisindeyiz. Çocuk bakım sistemimiz çökmüş durumda ve milyonlarca gencimiz üniversite eğitimini karşılayamıyor.

Sağlık sistemimiz de bu çöküşten nasibini aldı. Kişi başına diğer tüm uluslardan daha fazla harcama yapmamıza rağmen, 85 milyon Amerikalı sigortasız veya yetersiz sigortalı. Beklenen yaşam süremiz çoğu zengin ülkenin altında kalırken; doktor, hemşire ve ruh sağlığı uzmanı konusunda devasa bir açıkla karşı karşıyayız.

Barınma ve Altyapı Krizi

Pandemiden bu yana konut fiyatlarındaki %55’lik artışla medyan ev fiyatı 410.000 doları aştı. Bugün 20 milyondan fazla hane, sınırlı gelirlerinin yarısından fazlasını barınmaya harcıyor ve yaklaşık 800.000 insan evsiz. Genç çiftler, ev sahibi olabilmek için ebeveynlerine kıyasla ortalama 10 yıl daha fazla beklemek zorunda kalıyor.

Endüstriyel tarım ve gıda lobilerinin kâr hırsı yüzünden çocuklarımız aşırı işlenmiş gıdalara bağımlı hale geldi; obezite ve diyabet oranlarında dünyada zirvedeyiz. Bir zamanlar dünyanın en gelişmiş ulaşım ağına sahipken, bugün toplu taşıma ve demiryolu sistemlerimiz gelişmiş ülkelerin çok gerisinde ve milyonlarca insan her gün trafikte saatlerini harcıyor.

Otoriterleşme ve Siyasi Yozlaşma

Yaşadığımız çöküş sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasidir. Sistemimiz, siyasetçileri satın alabilen açgözlü bir milyarder sınıfı tarafından yozlaştırılmıştır. Daha da endişe verici olanı, ülkemiz istikrarsız ve narsist bir liderin yönetiminde hızla otoriterliğe sürüklenmektedir. Donald Trump; Kongre’nin yetkilerini gasp etmekte, mahkemelere saldırmakta, medyayı sindirmekte ve siyasi rakiplerini tutuklatmakla tehdit etmektedir.

Bunun yanı sıra Trump’ın "iç ordusu" gibi hareket eden ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza), her gün anayasaya aykırı ve ölçüsüz eylemlere imza atıyor. Toplulukları terörize eden bu kurum, beş yaşındaki çocukları gözaltı merkezlerine gönderiyor ve yargısız infazlara karışıyor. Trump’ın dış politikası da benzer bir hukuksuzluk içinde; Suudi Arabistan gibi diktatörlüklerle yakınlaşırken, uluslararası hukuku ihlal ederek Venezuela’ya saldırıyor, Kanada’nın 51. eyalet olmasını öneriyor ve Danimarka’dan Grönland’ı almayı planladığını söylüyor.

Çözüm: Zohran Mamdani Modeli ve Taban Hareketleri

Peki, buradan nereye gideceğiz? Yanıt karmaşık değil: Amerikan işçi sınıfının ihtiyaçları için mücadele eden ulusal bir taban hareketi inşa etmeliyiz. Siyah, beyaz, Latin, Asyalı, eşcinsel ya da heteroseksüel demeden insanları; ekonomik, sosyal, ırksal ve çevresel adalet temelinde birleştirmeliyiz.

Bu imkansız bir hayal mi? Kesinlikle hayır. Zohran Mamdani’nin New York’ta yürüttüğü başarılı kampanya bize yol haritasını sundu. Anketlerde sadece %1 ile başlayan Mamdani, hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yerleşik düzene ve oligarklara meydan okuma cesaretini gösterdi. Güçlü bir ilerici gündem etrafında 90.000’den fazla gönüllüyü örgütleyerek kapı kapı dolaştı ve kazandı. Mamdani’nin New York’ta başardığı şey, 50 eyaletin tamamında tekrarlanabilir ve tekrarlanmalıdır.

Yeni Bir Vizyon ve Acil Eylem Planı

Mamdani’nin kampanyasından çıkarılacak ders açıktır: Sadece Trump’ı ve onun yıkıcı politikalarını eleştirmek yetmez. Sıradan Amerikalıların hayatını iyileştirecek pozitif bir vizyon sunmak zorundayız. İşte ele alınması gereken bazı temel meseleler:

Siyasi Reform: Citizens United kararını iptal ederek milyarderlerin seçimleri satın almasını engellemeli ve canlı bir demokrasi yaratmalıyız.

Sağlık Hakkı: Demokrat Parti yönetimi istese de istemese de, "Herkes İçin Medicare" (Medicare for All) aracılığıyla sağlığı bir insan hakkı olarak garanti altına almalıyız.

Konut ve Eğitim: Milyonlarca uygun fiyatlı konut inşa etmeli, devlet üniversitelerini ücretsiz hale getirmeli ve dünyanın en iyi çocuk bakım sistemini kurmalıyız.

Çalışma Hayatı: Asgari ücreti "yaşanabilir ücret" seviyesine çekmeli, sendikalaşma hakkını güvenceye almalı ve sosyal güvenliği genişleterek emeklilerin onurlu bir yaşam sürmesini sağlamalıyız.

Vergi Adaleti: En zenginlerin ve kârlı şirketlerin vergilerini adil bir şekilde ödemesini talep etmeliyiz.

Tarihimizin en zorlu anlarından birini yaşıyoruz. Ancak Amerikan halkı geçmişte de; kölelikten Büyük Buhran'a, sivil haklar mücadelesinden kadın haklarına kadar pek çok krizde adaleti seçmiş ve kazanmıştır. Oligarkların ne kadar parası ve gücü olursa olsun, birlikte durduğumuzda başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Amerika’nın çöküşünü tersine çevirmenin ve çocuklarımıza layık bir gelecek inşa etmenin yolu budur.

İLGİLİ HABERLER