Almanya’da kabinede görev yapan Sosyal Demokrat Partili (SPD) bakanlar, aşırı sıcak hava dalgaları ve derinleşen iklim kriziyle mücadele kapsamında kapsamlı bir eylem planı hazırladı. Planda; önceliklerin net biçimde belirlenmesi, mali kaynakların birleştirilmesi, kurumlar arası koordinasyonun artırılması ve kriz anlarında hızlı aksiyon alınabilmesi adına devletin tüm kademelerinin ortak bir çaba göstermesi gerektiği vurgulandı.
Sıcakla mücadelede anayasal 'ortak görev' talebi
Mevcut yasal çerçevede aşırı sıcaklarla mücadelenin öncelikli olarak eyaletlerin ve belediyelerin yetki alanında bulunduğuna dikkat çekilen eylem planında, federal hükümetin sürece uzun vadeli ve doğrudan maddi destek sunabilmesi için anayasa değişikliğine gidilmesi önerildi. SPD, aşırı sıcaklarla ve iklim kriziyle mücadelenin federal hükümet, eyaletler ve yerel yönetimlerin "ortak görevi" statüsüne kavuşturulmasını hedefliyor.

Hastaneler ve bakımevleri için acil yardım programı
Hazırlanan taslakta, anayasa değişikliği gerçekleşene kadar geçecek sürede mağduriyetlerin önüne geçilmesi amacıyla bir "acil yardım programı"nın başlatılması talep edildi. Bu kapsamda federal hükümetin yerel yönetimlere aktardığı mevcut fonların bir araya getirilip artırılması; hastane, kreş ve yaşlı bakımevleri gibi sosyal donatı alanlarının yalıtımı ile klima altyapılarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Planda ayrıca kentlerdeki yeşil alanların genişletilmesi ve iklim krizine dayanıklı altyapı yatırımlarının hızlandırılması gerektiği kaydedildi.
CDU/CSU kanadı anayasa değişikliğine mesafeli
SPD’nin bu ayın sonunda düzenlenecek koalisyon zirvesinde gündeme taşımayı planladığı eylem planı, hükümetin büyük ortağı Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri tarafından soğuk karşılandı. Federal hükümet ile eyaletlerin ilişkilerinden sorumlu Devlet Bakanı Philipp Amthor, Alman Haber Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, anayasa değişikliği tartışmalarından önce mevcut bütçe imkanlarının en verimli şekilde nasıl kullanılacağına odaklanılması gerektiğini belirtti. Amthor, federal yönetimin hâlihazırdaki destek programları vasıtasıyla yerel yönetimlere zaten önemli miktarda fon aktardığını savundu.