Abdul El-Sayed kimdir?
ABD siyasetinde tarihi bir gelişme yaşandı. Michigan'da Demokrat Parti'nin Senato adayı Abdul El-Sayed, 2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers'ı geride bırakarak seçimi kazandı. Böylece El-Sayed, ABD tarihinde Senato üyeliğine seçilen ilk Müslüman siyasetçi oldu.
42 yaşındaki El-Sayed'in zaferi, Senato'daki güç dengesi açısından taşıdığı önemin yanı sıra ülkedeki siyasi temsil bakımından da dikkat çekti. Demokrat Parti ön seçimlerini kazanarak Senato adaylığına ulaşan ilk Müslüman isim olan El-Sayed, genel seçimdeki başarısıyla bu kez ABD Senatosu'nun ilk Müslüman üyesi unvanını elde etti.
Eski ABD Başkanı Barack Obama'nın da desteklediği El-Sayed, seçim kampanyasında sağlık hizmetlerine erişim, hayat pahalılığı, büyük şirketlerin siyasetteki etkisi ve sosyal politikaları öne çıkardı. ABD Başkanı Donald Trump'ın da hedef aldığı Demokrat aday, Müslüman kimliği üzerinden yöneltilen açıklamalara karşı ekonomik sorunlara ve vatandaşların gündelik yaşamını etkileyen politikalara dikkat çekti.
Abdul El-Sayed'in eğitim hayatı
Abdul El-Sayed, 31 Ekim 1984'te Michigan eyaletinin Rochester Hills kentinde dünyaya geldi. Mısır kökenli Amerikalı doktor, epidemiyolog, akademisyen ve siyasetçi olan El-Sayed, çocukluk ve gençlik yıllarını Michigan'da geçirdi.
Mısırlı göçmen Muhamed El-Sayed ile üvey annesi Jacqueline'in yanında büyüyen El-Sayed, eğitimini Michigan'daki devlet okullarında aldı. Lise yıllarında Amerikan futbolu, güreş ve lakros takımlarında kaptanlık yaptı.
Michigan Üniversitesi'nde biyoloji ve siyaset bilimi eğitimi alan El-Sayed, üniversitenin lakros takımında da oynadı. 2007 yılında yüksek dereceyle mezun olduktan sonra akademik çalışmalarını Oxford Üniversitesi'nde sürdürdü. Rhodes bursuyla kabul edildiği Oxford'da halk sağlığı alanında doktora yaptı.
Ardından Columbia Üniversitesi Vagelos Doktorlar ve Cerrahlar Fakültesi'nde tıp eğitimini tamamlayan El-Sayed, 2014 yılında tıp doktoru derecesini aldı. Kariyerini klinik hekimlikten çok halk sağlığı, araştırma ve kamu politikaları üzerine şekillendirdi.
Sağlık alanındaki çalışmalarıyla öne çıktı
El-Sayed'in kamu hizmetindeki kariyeri, Detroit kentinin sağlık altyapısının yeniden yapılandırılması sürecinde başladı. Detroit'in 2013 yılında iflas başvurusunda bulunmasının ardından sağlık departmanının yeniden düzenlenmesi için görevlendirildi.
2015 yılında Detroit Sağlık Departmanı'nın direktörlüğünü üstlenen El-Sayed, bu görevinde halk sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesi ve sağlık hizmetlerine erişimin artırılması için çalışmalar yürüttü. 2017 yılına kadar görevini sürdüren El-Sayed, daha sonra Michigan valiliği için Demokrat Parti ön seçimlerine katıldı. 2018'deki yarışta Gretchen Whitmer'ın gerisinde kalarak adaylığı kazanamadı.
2022 yılının sonunda Wayne County Sağlık, İnsan ve Gaziler Hizmetleri Departmanı'nın direktörlüğünü üstlenen El-Sayed, Aralık 2022'den Nisan 2025'e kadar yaklaşık 1,8 milyon kişiye hizmet veren kurumun yönetiminde görev yaptı.
El-Sayed'in seçim kampanyası tarafından paylaşılan bilgilere göre, görev yaptığı kurumlarda çocuklara ücretsiz gözlük sağlanması, Detroit'teki ilkokullarda kurşun kaynaklarının ortadan kaldırılması ve hayat kurtarıcı opioid karşıtı ilaç Narcan'a erişimin yaygınlaştırılması gibi projelerde rol aldı.
Ayrıca Michigan'da yaklaşık 300 bin kişinin sağlık borcunun iki yıl içinde 700 milyon dolara kadar silinmesini hedefleyen programın hazırlanmasına öncülük etti. Halk sağlığı alanındaki çalışmaları nedeniyle Michigan Çevre Koruma Seçmenleri Birliği tarafından “Yılın Kamu Görevlisi” olarak tanındı ve Crain's Detroit Business'ın 40 Yaş Altı 40 listesinde yer aldı.
Abdul El-Sayed'in siyasi görüşleri ve seçim vaatleri
Demokrat Parti'nin ilerici kanadında yer alan siyasetçiler arasında gösterilen El-Sayed, sağlık hizmetlerinin herkes için erişilebilir hale getirilmesini, ekonomik eşitsizliklerin azaltılmasını ve büyük şirketlerin siyasi karar alma süreçlerindeki etkisinin sınırlandırılmasını savundu.
ABD sağlık sistemine ilişkin görüşlerini Medicare for All: A Citizen's Guide (Herkes İçin Medicare: Bir Vatandaşın Rehberi) adlı kitabında ele alan El-Sayed, tüm Amerikalıların nitelikli ve karşılanabilir sağlık hizmetlerine erişebileceği bir sistem kurulmasını destekledi.
2020 yılında, dönemin başkan adayı Joe Biden'ın sağlık politikalarını geliştirmek amacıyla oluşturduğu Unity Task Force'ta (Birlik Görev Gücü) görev alan El-Sayed, reçeteli ilaç fiyatlarının düşürülmesine yönelik politika çalışmalarına katkı sağladı.
2026 Senato seçim kampanyasında öne çıkardığı başlıca vaatler ise şöyle sıralandı:
- Herkes için sağlık hizmeti: Medicare for All sistemiyle sağlık hizmetlerinin tüm vatandaşlar için erişilebilir hale getirilmesi.
- ICE'ın kaldırılması: ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu'nun lağvedilmesi.
- İsrail'e askeri yardımların sona erdirilmesi: ABD'nin İsrail'e sağladığı askeri desteğin kesilmesi.
- Ekonomik eşitsizliklerle mücadele: Hayat pahalılığının azaltılması ve çalışan ailelerin ekonomik koşullarının iyileştirilmesi.
- Siyasette büyük sermayenin etkisinin azaltılması: Şirketlerin ve büyük bağışçıların siyasi kararlar üzerindeki etkisinin sınırlandırılması.
El-Sayed, kampanyası boyunca kamu hizmetlerinin güçlendirilmesini ve hükümetin milyarderlerin ya da büyük şirketlerin değil, vatandaşların ihtiyaçlarına göre çalışmasını savundu.
Donald Trump'ın hedef aldığı Demokrat aday
Michigan'daki Senato yarışı, seçim kampanyasının son döneminde ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarıyla ülke gündeminde daha fazla yer buldu.
Cumhuriyetçi aday Mike Rogers'ı destekleyen Trump, El-Sayed'i Müslüman kimliği üzerinden hedef alan açıklamalarda bulundu. Michigan'ın Port Huron kentindeki seçim mitinginde Demokrat adayı defalarca “cihatçı” olarak nitelendiren Trump, El-Sayed'in eyalette şeriat hukukunu uygulamak istediğini ve Müslüman Kardeşler üyesi olduğunu öne sürdü. Trump, bu iddialarına ilişkin kanıt sunmadı.
Başka bir seçim etkinliğinde El-Sayed'in Senato'ya seçilmesi halinde ulusal güvenlik sırlarına erişiminin tehlike oluşturabileceğini savunan Trump, sosyal medya paylaşımlarında da Demokrat adayı “radikal aşırılıkçı” ve “terör destekçisi” olarak nitelendirdi.
El-Sayed ise Trump'ın açıklamalarına karşılık, ABD Başkanı'nın kendi adını ve dini kimliğini gündeme getirerek vatandaşların ekonomik sorunlarını tartışmaktan kaçındığını savundu. Bir açıklamasında Trump'a şu sözlerle yanıt verdi:
Adımın Abdul olduğunu biliyor. Her gün söylüyor. Ama sadece bana saldırmıyor. Hepimize saldırıyor
El-Sayed, açıklamasında benzin, market alışverişi ve sağlık hizmetlerinin maliyetine dikkat çekti.
Trump'ın kendisini ve ailesini hedef alan sosyal medya paylaşımına da yanıt veren El-Sayed, eşiyle birlikte birbirini seven, çocuklarını beraber büyütmek ve daha iyi bir gelecek kurmak isteyen iki insan olduklarını söyledi.
Demokrat Parti içindeki görüş ayrılıkları
El-Sayed'in seçim sürecinde karşılaştığı önemli gelişmelerden biri de Demokrat Parti içindeki ayrışmaydı. 4 Ağustos 2026'da yapılan ön seçimlerde Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens ve Mallory McMorrow ile yarışan El-Sayed, Stevens'ı geride bırakarak partisinin Senato adayı oldu.
Ön seçim sürecinde İsrail'e yönelik politikalar ve Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) ile bağlantılı grupların kampanya harcamaları öne çıkan başlıklar arasındaydı. El-Sayed'in adaylığını engellemek amacıyla Stevens lehine milyonlarca dolarlık harcama yapıldığı bildirildi.
Ön seçim yenilgisinin ardından Stevens, El-Sayed'e yönelik desteğini sınırlı tuttu. İki siyasetçi arasındaki anlaşmazlık, İsrail'e yönelik Amerikan askeri yardımları ve Gazze'deki savaş konularında daha belirgin hale geldi.
Seçimden hemen önce Stevens, Demokrat adayla birlikte kampanya etkinliğine katılmak yerine Cumhuriyetçi rakibi Mike