İstanbul
Az bulutlu
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,1294 %-0.03
55,3798 %0.03
6.539,10 %-0.06
86.423,26 %1.92
Muhalif. Yönetmen Nacer Khemir: ”İnsanın özgürlüğü, karşısındaki makineden çok daha güçlüdür”

Yönetmen Nacer Khemir: ”İnsanın özgürlüğü, karşısındaki makineden çok daha güçlüdür”

”Bab’Aziz’den sonra film çekecek param kalmadı. Küçük bir kamera aldım ve hala filmler yapıyorum. İnsanın özgürlüğü, karşısındaki makineden çok daha güçlüdür. Kazanacağız anlamına gelmiyor ama alevi canlı tutmaya gayret etmek gerekiyor” ”Artık film yapmak istemiyorum açıkçası. Daha çok çocuklar için kitap yazmak istiyorum. En derinlerinde olanı sevmeyi öğrenebilmeleri için”

Yönetmen Nacer Khemir: ”İnsanın özgürlüğü, karşısındaki makineden çok daha güçlüdür”
Okunma Süresi: 4 dk

İSTANBUL(AA) Tunuslu yönetmen Nacer Khemir, İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü'nün düzenlediği söyleşide izleyenleriyle buluştu.

Enstitü'nün 100. kuruluş yılı kapsamında yapılan söyleşi öncesi Khemir'in "Güvercinin Kayıp Gerdanlığı" filmi gösterildi.

İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Melek Paşalı'nın yönettiği söyleşide ünlü yönetmen, film ve kariyerine dair soruları yanıtladı.

Filmlerindeki dili oluştururken Endülüslü büyük annesi ve Tunus'u Fransızlardan kurtarmak için hayatını adayan babasından etkilendiğini belirten Khemir, filmlerinde özgünlüğü yakalamak için minyatürlerden istifade ettiğini söyledi.

Khemir, İbn Hazm'ın "Güvercin Gerdanlığı" kitabından hareketle çektiği "Güvercinin Kayıp Gerdanlığı" filminin dolaylı yoldan dönemin ve bugünün Arap dünyasına siyasi göndermeler içerdiğini dile getirdi.

Filmlerinde aşka odaklanan Khemir, toplumların en güçsüzleri olan çocukları filmlerinde önemli karakterler olarak barındırmaktan hoşlandığını ve bu tutkusunun sonucu olarak çocuk kitabı yazmaya başladığını "Artık film çekmek istemiyorum, kendilerini tanısınlar diye çocuklara kitap yazmak istiyorum. Bunu yapmak daha faydalı ve daha zor." sözleriyle ifade etti.

Khemir, çocuklar için yazma isteğini şu sözlerle açıkladı:

"Benim kaderim başkasının elinde değil, bana aittir. Bab'Aziz'den sonra film çekecek param kalmadı. Küçük bir kamera aldım ve hala filmler yapıyorum. İnsanın özgürlüğü, karşısındaki makineden çok daha güçlüdür. Kazanacağız anlamına gelmiyor ama alevi canlı tutmaya gayret etmek gerekiyor. Artık film yapmak istemiyorum açıkçası. Daha çok çocuklar için kitap yazmak istiyorum. En derinlerinde olanı sevmeyi öğrenebilmeleri için. Emin olabilirsiniz ki, bunu yapmak film çekmekten çok daha zordur, daha ucuz olmasına rağmen. Neden? Çünkü herkes para kazanmak istiyor. Ve zengin olanlar, dernekleri, vakıfları olanlar çok daha fazla kazanacaktır. Gelecek jenerasyona umut verecek işler yapmak gerekiyor. Ama artık hiç kimse Yunus Emre gibi kumları süpürmek istemiyor. Çünkü çocuklarla çalışmak, kumları süpürmek gibi."

Fransa'dayken yabancı olduğu için kendi kültürünü daha çok sevmeye başladığı ve onu daha çok anlamaya çalıştığı bilgisini paylaşan Khemir, sinemadan hiç para kazanmadığını ve hayatını idame ettirmek için tüm Avrupa'da 1001 Gece Masallarını içeren anlatılar düzenlediğini söyledi.

"Son filmimi Nazım Hikmet'ten esinlenerek yaptım"

Filmlerindeki aşk anlatısında bahsederken Arapçada aşkı tanımlamak için kullanılan 60 kelime olduğunu, bunun üzerine bir kitap yazdığını belirten Khemir, "Aşk, zulme karşı gelen tek şeydir. Diğer her şey yok olur. Ve bütün büyük şairlerin kaynağı aşktır. Genellikle şiir de zaten aşkın bir parçasıdır. Sizin de Mevlana, Yunus Emre gibi şairleriniz var. Aşkın nesnesi önemli değildir. Kadın ya da başka bir şey olabilir. Aşk bir yoldur ve bizi ilahi olana götürür, kuşların yolculuğu gibidir. Peygamberimizin şöyle bir sözü var: 'Allah güzeldir ve güzelliği sever.' Güzelliğin olduğu yerde aşk vardır. Bu yüzden benim için film yapmak, yapılabilenin en güzelini yapmak demektir. Kaynağı açığa çıkarmak için üzerindeki kumları temizlemek gibidir. Sanatın amacı bana göre zaten odur. Suyun kaynağından tekrar akabilmesi için kumları temizlemek gerekir." şeklinde konuştu.

Filmlerinin bu kadar büyük kitlelere ulaşmasında kullandığı edebi dilin de etkisi olduğunu söyleyen Khemir, "İnsanların filmlerimi edebi Arapça öğrenmek için izlediğini gördüm ama ben bu filmlerimi bunun için yapmadım." dedi.

Khemir, resim sanatıyla da uğraştığı bilgisini paylaştı ve Tunus'ta açtığı bir serginin yakın zamanda sona erdiğini dile getirdi.

Çektiği son film hakkında bilgi veren usta yönetmen, Nazım Hikmet'in "Sevdalı Bulut Masalı"ndan etkilendiğini kaydederek, şu bilgileri paylaştı:

"Son filmimi Nazım Hikmet'ten esinlenerek yaptım. Aşık bulut, Ayşe isminde bir kıza aşık. Kötüler gelip Ayşe'nin bahçesini yok ediyor. Bulut çiçekleri kurtarmak için yağmaya başlıyor ve yok olup ölüyor. Ayşe bu durum karşısında gözyaşlarını tutamıyor. Güvercin ona, yere bak diyor, 'Yerdeki buharlar göğe yükselerek bulut oluyor ve tekrardan oluşuyor.' Güvercinin dediği şey şu, Sevenler asla ölmez. Yaptığım filmlerde olan şeyler yok olmuş olsa da izleyenlerin kalplerinde tekrardan doğacaklardır ve önemli olan budur."



Kaynak: AA

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız