İstanbul
Parçalı bulutlu
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,2936 %0.07
50,8215 %0.81
6.590,24 % 1,44
91.044,01 %-2.078
Ara
Muhalif. YAŞAM Sürekli haklı çıkmaya çalışan insanların asıl sırrı ortaya çıktı

Sürekli haklı çıkmaya çalışan insanların asıl sırrı ortaya çıktı

Her tartışmada kendini savunan, sürekli açıklama yapan ve hatalı olmayı kabul edemeyen kişilerin arkasında sanılanın aksine yüksek özgüven değil, düşük özsaygı ve duygusal güvensizlik yatıyor.

Okunma Süresi: 3 dk

Sosyal ilişkilerde, iş toplantılarında ya da aile içi tartışmalarda sürekli kendini savunan, her koşulda haklı çıkmaya odaklanan kişiler çoğu zaman “baskın” veya “özgüvenli” olarak algılanıyor. Ancak birçok modern terapiste göre bu davranış biçiminin temelinde yüksek özgüven değil, düşük özsaygı ve duygusal güvenlik eksikliği bulunuyor.

Uzmanlar, sürekli kendini açıklama ve haklı olduğunu kanıtlama ihtiyacının çoğu zaman çocuklukta öğrenilen bir hayatta kalma stratejisi olduğunu belirtiyor. Her tartışmada son sözü söyleme isteği ya da hatalı olmayı kabul edememe hali, genellikle derin bir reddedilme ve yetersizlik korkusundan besleniyor. Bu kişiler için haksız olmak, sadece yanlış yapmak değil; aynı zamanda değersiz ve savunmasız hissetmek anlamına geliyor.

Kökeni çocuklukta atılıyor

Psikologlara göre bu davranış biçimi çoğu zaman, yalnızca “doğru” davranıldığında onay görülen veya hataların sert şekilde eleştirildiği ortamlarda büyüyen bireylerde gelişiyor. Yetişkinlikte de benzer bir tehdit algısı devam ediyor. Bu yüzden kişi daha kimse karşı çıkmadan kendini savunmaya başlıyor, uzun açıklamalarla sınırlarını korumaya çalışıyor ve “haklı olma”yı adeta bir zırh gibi kullanıyor.

Aşırı açıklama, duygusal kimlik kartı gibi

Sürekli haklı çıkmaya çalışan kişilerin en belirgin özelliklerinden biri, gereğinden fazla açıklama yapma eğilimi. Uzmanlar bunu, kişinin adeta duygusal bir “kimlik kartı” gösterme çabası olarak tanımlıyor. Çünkü kişi, düşüncelerinin ya da kararlarının tek başına yeterli olduğuna inanmadığı için, karşısındakini ikna edene kadar konuşmayı sürdürüyor.

Bu noktadan sonra iletişim, fikir alışverişi olmaktan çıkıp onay kazanma mücadelesine dönüşüyor. Haklı çıkmak kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede özsaygıyı zedeliyor. Çünkü kişinin kendine verdiği değer, içsel bir yerden değil, tartışmanın sonucundan beslenmeye başlıyor.

“Yanılıyor olabilirim” diyebilmek güç göstergesi

Uzmanlara göre psikolojik olarak sağlıklı olmak, her zaman haklı çıkmak zorunda hissetmemekle yakından ilişkili. Bazen yanılıyor olabileceğini kabul edebilmek, güçlü bir ruh halinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Bu kısır döngüden çıkmak için net ama kısa sınırlar koymak ve savunmasız olabilmenin gücünü kabul etmek öneriliyor. Bir tartışmada “Haklı olabilirsin” ya da “Bu senin bakış açın” diyebilmek, uzmanlara göre özgüvenin en açık işaretlerinden biri.

Gerçek özsaygının, kendini başkalarına kanıtlama ihtiyacı ortadan kalktığında güçlendiği vurgulanıyor. Sürekli haklı olma çabasını bırakıp gerçekten dinlemeye odaklanmanın, hem zihinsel rahatlama sağladığı hem de ilişkilerdeki yıpratıcı çatışmaları azalttığı ifade ediliyor. Çünkü haklı olmak insanı koruyabilir; ancak anlamak ve esneyebilmek gerçek bağlar kurmayı sağlıyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *