Yakın ilişkilerde partnerlerin yalnızca duygusal değil, psikolojik anlamda da birbirini dönüştürdüğü bilimsel araştırmalarla ortaya kondu. Psikoloji literatüründe “Michelangelo olgusu” olarak adlandırılan bu etki, bireyin ideal benliğine ulaşmasında partnerin algısı ve tutumlarının belirleyici olduğunu gösteriyor.
Akademik çalışmalara göre, insanlar tıpkı Michelangelo’nun mermeri yontması gibi, ilişkiler içinde birbirlerinin kişilik özelliklerini, hedeflerini ve davranış biçimlerini şekillendiriyor.
Partner nasıl etkiliyor?
Uzmanlara göre süreç üç aşamada işliyor:
Partner, karşısındaki kişinin ideal benliğini doğru algılıyor.
Bu ideale uygun davranışlar sergileyerek onu destekliyor.
Kişi zamanla olmak istediği benliğe daha fazla yaklaşmaya başlıyor.
Bu etkileşim, kişinin hem kendisiyle ilgili memnuniyetini hem de ilişkiden aldığı doyumu artırıyor.
Mutluluk ve ilişki doyumu artıyor
Araştırmalar, partneri tarafından idealleri doğrultusunda desteklenen bireylerin daha mutlu, daha özgüvenli ve ilişkilerine daha bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Michelangelo etkisinin; depresyon belirtilerinin azalması, benlik saygısının yükselmesi ve çift uyumunun artmasıyla ilişkili olduğu vurgulanıyor.
Yanlış “yontma” ters etki yaratabiliyor
Uzmanlar, partnerin kendi ideallerini karşı tarafa dayatmasının ise tam tersi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. Kişinin ideal benliğiyle uyuşmayan yönlendirmeler, zamanla mutsuzluk ve ilişki doyumunda düşüşe yol açabiliyor.
Sadece aşkta değil, hayatın her alanında geçerli
Michelangelo olgusunun yalnızca romantik ilişkilerde değil; arkadaşlık, ebeveyn-çocuk ilişkileri ve iş hayatında da etkili olabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre çevremizdeki insanlar, farkında olmadan kim olduğumuzu ve kim olacağımızı şekillendiriyor.