Leyla Emeç Tavşanoğlu

Leyla Emeç Tavşanoğlu


Havuç ve sopa

Havuç ve sopa

Rusya Lideri Vladimir Putin geçtiğimiz hafta St. Petersburg kentinde düzenlenen Uluslararası Ekonomi Forumu’nda ilginç açıklamalar yaptı. Batı dünyasına, gerektiğinde ülkesinin nükleer silah kullanmakta tereddüt göstermeyeceğini söyleyerek gözdağında bulunurken Türkiye’yle ilişkilere yönelik de mesajlar verdi. Putin’in yeniden nükleer kartını açması Batı’da, “Rusya lideri çaresizliğini ortaya koydu,” biçiminde yorumlandı. 

BloombergHT’nin haberine göre Putin, Batı finansmanının Türkiye’ye girişinin, Rusya’yla ilişkilerde “tehdit oluşturabileceğini” söyledi. St. Petersburg konferansında Putin Türkiye’yle ilişkiler konusunda şu önemli noktaların altını kalın hatlarla çizdi:

“ Bana öyle geliyor ki, Türkiye’de hükumetin ekonomik kanadı son zamanlarda kredi almaya, yatırım yapmaya, Batılı finans kuruluşlarından hibe almaya ağırlık veriyor. Bu, muhtemelen kötü bir şey değil. Ama eğer Rusya’yla ticari ve ekonomik ilişkilerin kısıtlanmasıyla bağlantılı olursa, o zaman Türk ekonomisinin kazancından çok kaybı olur. Bana göre böyle bir tehdit var.”

Habere göre Putin sözü Akkuyu nükleer santralına getirerek şöyle demiş:

“Akkuyu nükleer güç santralında çok sayıda Türk uzman çalışıyor. Nükleer santralın Türkiye ekonomisi ve enerji sektörü için yeni bir alan açtığı ortadadır. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Akkuyu nükleer santralıyla stratejik bir karar vermiştir.”

Haberi okumaya devam edelim:

“Türkiye’de kurulması planlanan doğalgaz merkezinin başta Avrupa’ya yönelik olmak üzere gaz ticareti için elektronik bir platform olmasının planlandığını belirten Putin şu ifadeleri kullandı:

‘Dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var. Türkiye, Ukrayna’yla bazı alanlarda işbirliği yaparken Ukrayna Türkiye’ye gaz taşıyan boru hatlarını vurmaya çalışıyor. Ne şaka ediyorum, ne de durumu abartıyorum. Rus ordusunun elektronik harp sistemleri tarafından iki insansız hava aracı düşürüldü. Bunlar Karadeniz kıyısındaki gaz pompalama istasyonunun yanına düştü. Lütfen dostumuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu konu hakkındaki gerçeklerle ilgili bilgi verin. Karadeniz’in  altındaki sevkiyat sistemini koruyan gemilere yönelik de sürekli insansız deniz araçlarıyla saldırı yapılıyor.’”

Öte yandan Rusya’nın resmi TASS ajansının haberine göre Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov da “Türkiye’nin dış krediler bulma uğruna Batı’nın baskılarına boyun eğmemesi gerektiğini, bunun için bir çıkış yolu bulacağından emin olduklarını” söyledi.Tass’a göre Peskov, St. Petersburg konferansı sırasında gazetecilerle konuşurken şu noktaların altını çizdi:

“Türkiye Cumhurbaşkanı ülkesinin çıkarlarını özgüvenle savunuyor. Bu tutumu bizi tabii ki memnun ediyor. Ancak Amerikalılar’la İngilizler , oluşturdukları örtülü haberalma kuruluşları vasıtasıyla benzeri görülmemiş baskılar yapıyor,  yaptırım tehdidinde bulunuyorlar. Temsilcileri Ankara’ya gidip hükümet yetkilileriyle iş dünyasının önde gelen isimlerini toplantıya çağırıyor, bunları açıkça tehdit ediyorlar. Bu küstahlıktır.Ortada ekonomik konular var. Bu durum bizim iş yapma diyaloğumuzu etkiliyor. Batılılar’ın bu baskılarından kurtulamın yollarını arıyoruz. Bunu bulacağımızdan da eminim. 

“Çin gibi başka ülkelerde bunların temsilcileri çok daha saygılı davranıyorlar. Türkiye, karşı karşıya olduğu ekonomik sorunlar yüzünden bunlarla baş etmekte daha zorlanabilir. “

Putin ve Peskov’un bu sözleri söyledikleri saatlerde ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Askeri Bürosu, X hesabından, Türkiye’ye 40 F-16 savaş uçağı satışının kesinlikle onaylandığını açıkladı. Toplam 23 milyar dolarlık satışla ilgili olarak ABD Dışişleri Bakanlığı şu ifadeyi kullandı:

“ABD, şimdiye kadar üretilmiş en gelişmiş F-16 savaş uçağı olan F-16 Block 70’lerin Türkiye’ye satışıyla ilgili önemli bir adım atmıştır. Bu uçaklar sadece en yakın müttefikler ve ortaklara verilmektedir. Bu da ABD’nin Türkiye’yle güvenlik ortaklığının ne kadar devamlılık arzettiğinin en son göstergesidir.”

Dönelim Rusya’ya... Putin ve Peskov’un söylemleri, kullandıkları dil çok ilginç doğrusu. İkisi de mahalle kahvesinde dedikodu eden külhanbeyi ağzıyla konuşuyor. Bunları söylerken Türkiye’yi korkutup Batı’ya yanaşmasının önünü mü kesmeye çalışıyorlar acaba? Bizim dilde güzel bir söz vardır. Bu tür durumlarda, nifak sokuyorlar, derler. Eh, ne de olsa Şark siyasetçileri. Bir yandan “dostum Erdoğan”ın sırtı sıvazlanır, “Batılı düşman”a karşı uyarılırken bir yandan da, “Onlara fazla yanaşırsan bana olan 25 milyar dolarlık doğalgaz borcunu defaten tahsil ederim” mi tehdidi savruluyor?

Anadolu’da, Ruslar hakkında  acaba ’93 harbinin kuyruk acısından kalma mıdır, bilmediğim biraz kaba bir sıfat kullanılır. “Moskof ayısı” derler. Ruslar bu ayı sıfatından pek rahatsız olmamış olsalar gerek ki 1980 Moskova Olimpiyatları’nın maskotu sevimli ayıcık Mişa’ydı. 

Duruma göre cuk oturan atasözlerimiz vardır da onlardan özellikle birisi benim çok hoşuma gider. “Ayıdan post, düşmandan dost olmaz” derler. Hatırlatmış olayım, dedim.

telif

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar