İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6062 %0.16
51,6027 %0.37
6.943,53 % 3,13
69.233,53 %-1.32
Ara

Yeni Bir Yol Bulmak

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Yeni Bir Yol Bulmak

Çoğu yazımın girişinde ülkenin ve dünyanın geldiği halden yakınıyor, yaşanan gelişmelerin sıkıntılı yönlerini vurguluyor ve bunlara rağmen ülkeye dair duyduğum umuttan bahsediyorum. Doğrusu bu umudu hala koruyor ve sürekli filizlendirmeye çalışıyorum ancak zamanın, dünyayı ve Türkiye’yi sürüklediği konum gerçekten can sıkıcı. Dünyanın istikrarlı bildiğimiz ülkelerinde bile iç huzursuzluk, politik kutuplaşma artıyor; gündemi yakalamak ve gündemin gerçekliğiyle başa çıkabilmek zorlaşıyor.

İşte bu huzursuz gündemlerden, çevremizde yaşananlardan kopmamak ve toplumsal gerçekliğin içerisinde sağ salim ayakta kalabilmek için insanın kendisine motivasyon devşirmesi gerekiyor. Yazının bu gündemden yakınan girişi aldatmasın, bugünün bu kaotik atmosferi içerisinde sağlıklı bir politik analiz çıkarabileceğimi düşünmüyorum. O sebeple, bu karışık gündemin kafamdaki yansımasını bana sürekli umut ve güç veren bir şarkının yardımıyla anlatmaya çalışacağım. 

The Kinks Üzerine

60’ların ortalarında İngiltere, pop kültürü temelden sarsan bir hareketlenmenin öncülüğünü yaptı. The Beatles, Rolling Stones, the Who, Manfred Mann, the Animals gibi 50’lerin rock’n roll’undan ve blues’undan beslenen genç İngiliz gruplar; dünyayı -ve özellikle Birleşik Devletleri- müzikleriyle ele geçirdi. “British Invasion” olarak kültürel bir fenomene dönüşen bu dönemde sivrilen gruplardan birisi de şüphesiz; Davies kardeşlerin öncülüğünde kurulan the Kinks.

1964-1970 arası döneme “You Really Got Me”, “Waterloo Sunset”, “A Well Respected Man”, “The Village Green Preservation Society”, “Lola” gibi kültleşmiş sayısız şarkı sıkıştıran grup, 1971’deki “Muswell Hillbillies” albümünün ardından görünürlüğünü istikrarlı şekilde kaybetmeye başladı. 70’lerin çeşitlenen Rock müziğinin içerisinde, deneysel fikirlerle kendilerine yeni bir yol bulmaya çalışan grup, 60’lardaki şöhretine ve popülerliğine bir daha ulaşamadı.

İzninizle Kinks hakkındaki bu kısa bilgilendirme turunu 1977 yılında çıkan Sleepwalker albümüyle noktalayacağım. Grubun düşen popülerliğiyle artan sanatsal olgunluğunu bir tezat halinde barındıran albüm, “Kinks” denildiğinde akla ilk gelecek çalışmalardan değil. Halbuki “Life on the Road”, “Sleepwalker”, “Juke Box Music”, “Life Goes On” gibi duygusal derinliğe sahip şarkıları içerisinde barındıran albüm; özellikle Ray Davies’in söz yazarlığının tavan noktalarından birini temsil ediyor. 

“Brother”

Yazının girişinde gündemin bu denli yoğun olduğu dönemlerde ayakta kalabilmek için farklı motivasyonlar türetmenin gerekliliğinden bahsetmiştim. İşte Kinks’in bu albümünde “Brother” isimli öyle bir şarkı var ki, yarım yüzyıl sonrasının bulantılı gündemine karşı güncelliğini korumayı başarıyor. 

The world's goin' crazy and / Dünya çığırından çıkıyor ve

Nobody gives a damn anymore / Artık kimse umursamıyor

And they're breakin' off relationships and / Bağlarını koparıyorlar ve

Leavin' on sailin' ships for far and distant shores / Uzak kıyılara yelken açıyorlar

İnterneti açıp Kinks’in en iyi şarkılarının derlendiği listeleri tararsanız, muhtemelen çok az listede Brother’a rastlarsınız. Lola’dan sonra Kinks’in azalan popülaritesi, 70’ler ve 80’lerde çıkardıkları sayısız albümün içerisine gizlenmiş çoğu başarılı şarkıyı karanlıkta bırakıyor. Öte yandan Brother, bugünün dünyasındaki solumakla cezalandırıldığımız karamsar havayı sanki bizimle paylaşıyormuş gibi hissettiriyor. Dünyanın “saçma” bir yere gittiğinden, kimsenin artık etrafında olanları umursamadığını betimleyerek açılan şarkı, hızlıca karamsarlıktan arınarak kendisine yeni bir çağrıya kilitliyor.

For them it's all over / Onlar için her şey bitti

But I'm gonna stay / Ama ben kalacağım

I wouldn't leave anyway / Gitmezdim de zaten

I know that someday we'll find a way / Biliyorum ki bir gün bir yolunu bulacağız

We'll be O.K / Ve iyi olacağız

Bu aralar sıklıkla alıntısına rastladığım Gramsci’den yine çok alıntılanan bir sloganını paylaşacağım; “aklın kötümserliği ve iradenin iyimserliği”. Şu dünyada yaşadıktan sonra geleceğe kötümser yaklaşmak çok insani ve bence biraz da bilinçli bir tavır. Ancak bu karamsarlığın altında ezilmemek, suçu mekâna atarak çevreden soyutlanmamak, başka bir konumda daha iyisinin olabileceği idealine fazla da inanmamak lazım. Evet, yarın için bin bir çeşit felaket senaryosu üzerinden yeni bir gelecek projeksiyonunu düşleyebiliriz. Geleceğin giderek öngörülemez bir hale büründüğünü söyleyebilir veya sermayedarların tekelinde asimetrik biçimde ilerleyen teknolojik gelişmelerin üretim ilişkisindeki eşitsizlikleri artırabileceğini ifade edebilir, iktisadi genişlemelerin toplumsal dönüşümlere neden olduğunun altını çizebiliriz. Ama bu kötümser senaryoların bilincinde olmak, daha az kötü senaryolar bulmamız için attığımız ilk adım olamaz mı?

'Cause I'm your brother / Çünkü ben senin kardeşinim
Though I don't even know your name / Adını bile bilmiyor olsam da
I've discovered that / Fark ettim ki
Deep down inside, you feel the same / İçten içe sen de benim gibi hissediyorsun

Şahsen bütün şarkının içerisinde beni insani olarak en çok rahatlatan ve sakinleştiren kısım burası. Evet hayatın gündelik akışı içerisinde, sosyal medyadaki yankı duvarlarımızda çoğumuz insani taraflarını göstermekten imtina ediyor. İster istemez daha maddi şeylerle muhatap oluyor, hislerimizi veya düşüncelerimizi baskıcı bir iklimde yaşadığımız için filtreleyerek sunuyoruz. Ancak 1977 yılında çıkmış bir şarkının, çoğumuzun içerisinde bulunan geleceğe dair karamsarlık halini, anlayabiliyormuş gibi hissettirmesi ve çoğu insanın da bu hislerle baş başa kaldığını yüzümüze vurması, şarkının en tılsımlı yanını oluşturuyor.

Our friends are leavin' / Arkadaşlarımız ayrılıyor
Now they seem so far away / Ve artık çok uzaktalarmış gibi geliyor
But we shouldn't feel afraid / Ama korkmamalıyız
There's so much that we can say / Hâlâ söyleyeceğimiz çok şey var

Yaşam değişkendir ne de olsa. İster istemez, hayatımıza birileri gelir, yer edinir ve en nihayetinde gider. Arkadaşlarımız kendilerine farklı yollar çizerek yaşamlarımızdan ayrılır, geçmişin nostaljisi üzerimize zaman zaman tatlı bir yük yükler. Evet dünyanın çok katmanlı sosyal sistemleri gibi, bizim hayatlarımızda sürekli bir değişim halindedir en nihayetinde. İşte Ray Davies, bu gerçekliği çok kısa ve somut bir şekilde ifade ettikten sonra şarkıyı çok güzel bir yere bağlıyor; hala daha söylenecek çok söz var.

You're my brother / Sen benim kardeşimsin
Though I didn't know you yesterday / Düne kadar seni tanımıyor olsam da
I'm your brother / Ben de senin kardeşinim
Together we can find a way / Beraber bir yolunu bulabiliriz

19 Mart’tan sonra ortaya çıkan gençlik enerjisini birçok yazıda anlamaya ve anlatmaya çalışmışımdır. Gündelik politik gerilimlerin haricinde, insanların – ve özellikle gençlerin -sessizce arkalarında bir şeyler biriktirdiklerini de sıklıkla söylemişimdir. İşte şarkının bu kısmı, bana 19 Mart’tan sonra ortaya çıkan o gençlik eylemlerini, kortejleri hatırlatıyor. Şarkı bu kısımda yalnız olmadığımızı, hislerimizi sandığımızdan da fazla insanla paylaştığımızı tekrardan bizlere hatırlatıyor. Ve elbette, bu hisleri paylaşanlar olarak en nihayetinde, bir yolunu bulacağız.

The old world's fadin' / Eski dünya sönüyor
Now it seems so far away / Artık çok uzaklardaymış gibi
Well, I'm not goin' anywhere / Ama ben hiçbir yere gitmiyorum
There's so much that we can share / Hâlâ paylaşacağımız çok şey var

Eski dünya ölüyor, yenisi doğuyor sözünü ben de dahil birçok insan bugünlerde kullanıyor, paylaşıyor. Hakikaten de öyle, yeni bir şeyler doğuyor. Hem Türkiye’de hem de dünya genelinde. Ancak en nihayetinde, doğanlarla ve değişenlerle beraber, burada kalmaya, yaşamaya, değişmeye ve değiştirmeye devam edeceğiz. Ray Davies’in yükselen vurgusunun da etkisiyle, şarkının en vurucu kısmı tam da burası. Bildiğimiz dünya sönüyor, bizler de dönüşüyoruz ancak hâlâ daha söylenecek çok fazla söz, paylaşılacak çok fazla hikâye ve yaşanılacak çok fazla anı var.

Yeni Bir Yol Bulmak

Brother belki Kinks’in en popüler şarkısı değil, belki de Kinks’in en başarılı çalışması da değil. Açıkçası Kinks’in Brother’dan daha politik şarkılarına rastlamakta mümkün. Ancak şarkı somut bir eyleme çağırmıyor, altı boş bir umut vermiyor, her şey daha iyi olacak asla demiyor. Sanki muhatabını hissediyor, onu anlıyor ve eline ahlaki bir pusula vererek başımızı okşuyor.  

Evet, gündem yoğun ve yarına daha karamsar bir gözle bakmak için elimizde çok fazla neden var. Ancak Ray Davies’in de dediği gibi, yeni şeyler söyleyebilir ve beraber yeni bir yol bulabiliriz.

Sonumuzun aydınlık olması dileğiyle. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *