Peşindeyim
1978, Blondie –One Way Or Another şarkısı ile açılıp. Aynı şarkı ile sadece iki kez geçerek ama etkisini filmin bütüne veren, Yönetmen Sam Raimi’nin, bu filmdeki başarısını aynı zamanda hem yapımcı hem de senaristliğine bağlıyorum.
Tamamı ile derdini anlatmaya odaklanmış. Konunun peşini bırakmamış. Seksenlerde sinema dünyasında adı çokça geçen ve bugün altmışlarını sürerken artık ortalarda görünmeyen, o yılların damga filmlerinde “Mavi Göl-1980” Brooke Shields, günleriden, Survivor Dünyasına uzanan süreci önce karşımıza çıkarıyor.

Geçmişte, Issız bir adaya düşseniz yanınıza ne alırsınız, sorusunu unutturan algının tamamen değiştiği kapitalist dünya düzeninin geldiği noktayı, Sahip-Köle bağlamından çevirip ustaca kadını yok sayamaya kadar götüren.
Arzular, istekleri dürtüler ve hırslar yapısallığında ders çıkarası. Korku dense de korku olmayan, yer yer Thailand sahillerinde biraz kanın kimseyi rahatsız etmediği. Öyle ki senarist herkesi “haksızlığa uğradığı yerden” yakalıyor.
Yönetmen Sam Raimi, izleyicinin peşinde. İzleyici Pazarlama ve Strateji Departmanında terfi bekleyen Linda Liddie’nin.
Basit yaşayan, muhabbet kuşunun kanatları ile sevgisi kadar yemeğini de paylaşan Linda yedi yıldır çalıştığı dev bir şirketin, patronun sağ kolu, kurtarıcısı iken ani vefatı ve yerine dışarıda para ile büyümüş, ne hayatı ne de işi anlayan. Her şeye uzaktan yaklaşan, üstenci ve ötekileştiren bakış açısından bakan oğlunun göreve gelinip.

Varlığından, yaptığı işin “muhesebeci” olarak küçümsenmesine ve hatta işinden olduruluna kadar süreçte. Araya senaryoda gizlice serpilen” geçen noel partisinde bana sarkmıştı”cümlesinde üst- alt ilişkisinde yaşanan mobinglere gizli gönderme yapıp, patron oğlunun Bradley Preston’n nişanlısının, ellerinden büyük tek taş yüzüğü ile içeri girmesi ile şekillenen.
Patron oğlunun küçümsediği, işten atmaya kalktığı Linda’nın katır derisinden sağlam yükselen ayaklarının kadının gücünün temsiliyetini.
Zekânın, iş bilmenin, ölçüyü aşmayan şefkatin, azmin, iradenin ve de cesaretin modellemelerini sunar.
Ve bir iş gezisi için özel uçakları ile yola çıkan ekip, en büyük anlaşmayı yine Linda sayesinde kotaracakken yapılan haksızlıklar, kullanılmış ve yok sayılmış olmanın birleşiminden kadının isterse neler yapabileceğini, kadının anaçlığından tüketim dünyasında yozlaşan ve yok eden tarafını ustaca sunar.
Sahip ve Köle değişmiştir? Patronun, gerçekten çalışkan, vizyon sahibi, paylaşımcı ve geliştirici personeline bir kere bile gösteremediği şefkati, beyaz yaka olunca gösterebilecek midir?
Çalışmaktan yemek yemeğe vakit bile bulamayıp, masa başında hazırladığı sandviç yemek zorunda kaldığı için dudağının kenarına bulaşan ton balığı sosu ve uçsuz bucaksız okyanusla bir başınalık.
Son sözü elbette patronlar söyler.
Rachel McAdams’n samimi, içten doğal ve kesinlikle doğa ile bütün varoluş yansıması ile parayla her şeyin elde edeceği ile büyütülmüş, Dylan O’Brian’n filme kattıkları samimi oyunculuk ile sürükleyici, izlenesi ve ders çıkarası olarak, 1 saat 53 dk, olarak 30 Ocak 2026 tarihinde vizyondaki yerini alacak.