İstanbul
Parçalı bulutlu
8°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6400 %0.1
51,9730 %-0.01
7.089,07 % -0,41
69.040,59 %-0.063
Ara
Muhalif. KÜLTÜR SANAT Pedro Almodóvar’ın edebiyat sahnesindeki ilk adımı: Son Rüya

Pedro Almodóvar’ın edebiyat sahnesindeki ilk adımı: Son Rüya

Dünyaca ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar, sinema kariyerinin yanı sıra edebiyat dünyasına da iddialı bir giriş yapıyor. Yönetmenin "parçalı bir otobiyografi" olarak nitelendirdiği ve 1960’lardan günümüze uzanan on iki öyküden oluşan ilk kitabı "Son Rüya", Doğan Kitap etiketiyle Türk okurlarıyla buluştu.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 2 dk

Editör: Oğuz Büber

Sinema tarihinin en yaratıcı yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen, iki Oscar ödüllü Pedro Almodóvar, bu kez kamerasını değil, kalemini konuşturuyor. Filmlerindeki renkli, tutkulu ve çoğu zaman sıra dışı dünyayı edebiyata taşıyan Almodóvar, "Son Rüya" adlı kitabıyla okurlara kendi zihinsel arşivinin kapılarını aralıyor. Süleyman Doğru’nun çevirisiyle raflardaki yerini alan eser, yönetmenin kişisel tarihiyle kurgunun iç içe geçtiği özel bir seçki sunuyor.

Sinemanın ötesinde bir anlatı

Almodóvar, kitabı klasik bir otobiyografi olarak tanımlamaktan kaçınıyor; bunun yerine eseri, "otobiyografiden kaçarken yazılmış bir kitap" olarak görüyor. 1960'ların sonundan günümüze kadar farklı dönemlerde kaleme alınmış on iki metinden oluşan seçki, okuru yönetmenin iç dünyasında bir gezintiye çıkarıyor. Melodramla itirafın, arzuyla hafızanın harmanlandığı bu öyküler, Almodóvar sinemasının beslendiği kökleri de gözler önüne seriyor. Kitapta, yönetmenin ünlü filmi "Kötü Eğitim"in (La mala educación) tohumlarını atan hikâyelerden, pişman bir vampire ve hatta İsa ile Barabbas arasında kurgulanan sıra dışı ilişkilere kadar geniş bir yelpaze bulunuyor.

Annesinin mirası: Gerçek ve kurgunun dansı

Kitaba adını veren "Son Rüya" öyküsü, yönetmenin annesinin ölümünü ve onunla olan ilişkisini merkeze alıyor. Almodóvar, annesinin okuma yazma bilmeyen komşularına mektup okurken veya yazarken gerçekleri nasıl "iyileştirdiğini" ve hayatı daha katlanılabilir kılmak için kurguya nasıl başvurduğunu anlatıyor. Yazar, bu durumu "Hayatın katlanılabilir olması için kurguya ihtiyacı vardır" sözleriyle özetliyor. Bu anekdot, Almodóvar’ın sanat anlayışının temelini oluşturan "gerçeğin kurguyla tamamlanması" fikrinin de çıkış noktası olarak görülüyor.

Yönetmenin kaleminden "korkunç çocuk"tan bilgeye

Eserde yer alan metinler, Almodóvar’ın sadece sanatsal değil, kişisel gelişimini de belgeliyor. İspanyol sinemasının "korkunç çocuğu" olarak anıldığı gençlik yıllarından, bugünkü olgun ve düşünceli haline evrilen süreci izlemek mümkün. Benjamin Button’ı andıran, hayatı tersten yaşayan Miguel’in hikâyesinden, çocukluk yıllarında bir rahip tarafından istismara uğrayan yaralı bir ruhun intikam arayışına kadar her satır, Almodóvar'ın filmlerinde görmeye alışık olduğumuz o tanıdık, ama her defasında şaşırtan atmosferi taşıyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *