Büyük Adamlar Olmadan Tarih Yazılabilir Mi?
Disiplin olan “tarih”, birçoğumuza büyük adamların kahramanlık hikayelerini, liderlerin ve elitlerin birbirleri arasındaki güç çekişmelerini veya devlet ve toplumların birbirleriyle giriştikleri savaşları anımsatır. Kimimiz dizilerde gördüğü karizmatik liderlerin gerçekteki karşılıklarını merakla araştırır, kimimiz de ideolojik güdülerle bazı tarihi figürleri kabaca irdeler.
Peki büyük adamları dışarıda bırakan, geçmiş devirlerde yaşamış sıradan insanların veya mekanların hikayeleri üzerinden ilerleyen bir tarih anlatısı inşa edilebilir mi? Kuzey İtalya’da yaşamış bir yel değirmencisinin hayatından matbaanın ve reformun birey üzerindeki etkileri çözümlenebilir mi? Veya bir Güney Fransa köyündeki dini bir soruşturmadan insanların yaşam pratiklerine dair çıktılar elde edebilir miyiz?
İlk iki paragraftan tahmin edebileceğiniz üzere bugünkü yazıda, yirminci yüzyıldaki tarih yazıcılığına deneysel yaklaşımlarıyla iz bırakmış iki kitabı, detaylarda boğulmadan ele almaya çalışacağım. Lisans öğrenciliğim esnasında ilgiyle okuduğum bu kitaplar, tarih yazıcılığının büyük meselelere odaklanmadan da bir şeyler anlatabileceğinin en önemli iki kanıtı olarak, hafızamda hala daha güncelliğini koruyor.
Ginzburg’un Peynirler ve Kurtlar’ı
İtalyan Tarihçi Carlo Ginzburg’un “Peynirler ve Kurtlar” isimli kitabı, klasik tarih anlayışından ayrışan ve görece genç bir çalışma sahası olan “mikro tarih” literatürünün öncül ve önemli örneklerinden. Konu edilen bireyin düşünce ve zihin yapısına odaklanan bu tip çalışmalar, ele aldığı kişinin düşünsel çerçevesiyle yaşadığı dönemin gerçekliği arasında bağlantı kurar ve “mikro kozmostan makro kozmosa” ulaşmaya çalışır.
Peynir ve Kurtlar isimli çalışmasında Ginzburg, Menocchio mahlaslı Friulili yer değirmencisi Domenico Scandella’nın engizisyon mahkemelerindeki savunmaları üzerinden onun zihin dünyasını ele almaya çalışmıştır. Kitapta Ginzburg, Menocchio’nun okuduğu kitaplardan ve engizisyon yargılamaları esnasında yaptığı savunmalardan yola çıkarak on altıncı yüzyılda yaşamış, marjinal fikirlere sahip bir köylünün mikro kozmosunu ele almaya çalışmıştır.
Reform hareketlerinin ve matbaanın sıradan insanların düşünce dünyasını ne kadar etkileyebileceğini gösteren çalışma, Menocchio’nun köyündeki çevresiyle olan ilişkilerini de kısaca inceleyerek yerel tarih ile mikro tarih arasında bir köprü kurmuştur.
“Menocchio’nun konuşmalarında, neredeyse akıl almaz gelecek kadar alışılmamış bir kültürel tabakanın yeryüzündeki bir çatlaktan çıkar gibi belirdiğini, kökenleri derine inen görüyoruz. Şimdiye dek incelenmiş olanlardan farklı olarak, bu vaka, yalnızca yazılı kâğıtta süzülen bir tepkiyi değil, sözlü kültürden kalma azımsanamayacak bir tortuyu da içeriyor. Reform ve matbaanın yaygınlaşması, bu farklı kültürün su yüzüne çıkması için gerekliydi. Çünkü reform sayesinde, basit bir değirmenci konuşmaya, kilise ve dünya hakkındaki kendi fikirlerini dile getirmeye cesaret edebilmişti. Matbaa sayesinde de içinde mayalanan müphem meramını anlatamayan dünya imgelemini ifade edebilecek sözcüklere ulaşabilmişti. Kitaplardan çıkan cümle ve cümle kırpıntılarında fikirlerini formüle debilecek ve yıllar boyu önce hemşirelerine, sonradan da bilgi ve yetkeyle donanmış yargıçlara karşı savunabilecek araçlar bulunmuştu.”, Carlo Ginzburg, Peynir ve Kurtlar: Bir 16. Yüzyıl Değirmencisinin Evreni, çev. Ayşen Gür, (İstanbul:Metis Yayınları 2021), 98.
Montaillou “Okyanustaki Damlanın Yapısı”
Peter Burke’in tasnifine göre, Annales Okulu’nun üçüncü evresinin sembol ismi Emmanuel Le Roy Ladurie, Montaillou isimli çalışmasında on dördüncü yüzyılın Güneybatı Fransa’sındaki Ariege isimli bölgedeki “Montaillou” köyünü betimlemektedir. Kitap, “Montaillou’nun Ekolojisi” ve “Montaillou’nun Arkeolojisi” isimli iki ana başlığa sahiptir.
İlk bölümde Le Roy Ladurie, Montaillou’nun coğrafyasını, bölgedeki hanelerini ve hayvancılığının genel bir portresine odaklanmıştır. Bölgenin strüktürel yapısını bu bölümde anlatan Le Roy Ladurie, long duree’ye (uzun vadede oluşan ve değişen tarihsel olgular) odaklanmıştır.
Montaillou’nun arkeolojisi kısmında Le Roy Ladurie, köylülerin düşünce pratiklerini ve sosyal yaşantılarını açıklamaya çalışmıştır. Köylülerin birbirleriyle iletişirken kullandıkları beden dili, aktif seks yaşantıları, evlilik pratikleri ve dini ritüelleri bu kısımda irdelenmiştir. Örneğin, Kathar tarikatının kadınlara yönelik toleranslı tutumunun köylüler arasındaki kadın-erkek ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini hem sosyal pratikler hem de dini ritüeller açısından incelemiştir. Ayrıca Katharizm’in geleneksel Katolik evliliğini “maddi külfet” olarak görmesi, evlilik dışı ilişkilere nispeten daha hoşgörülü yaklaşması ve ensest ilişkiyi yasaklaması, kitapta köylülerin evlilik pratiklerini şekillenmesine neden olan etmenler olarak görülmüştür.
Le Roy Ladurie’nin eseri yazarken yararlandığı temel kaynak, engizisyon kayıtları olmuştur. “Kathar dönmelere” karşı yerel bir rahip olan Jacques Fournier’in (Sonradan papa XII. Benedictus olacaktır) yapmış olduğu sorgulamalar ve cezalandırmalar Vatikan Kütüphanesi’nde 1965 yılında yayımlanmıştır. İki yüz elli nüfuslu Montaillou köyündeki yüz on dört kişiden yirmi beşinin cezalandırılmasıyla sonuçlanan bu sorgulamalar Le Roy Ladurie’nin sosyal antropolojiye duyduğu ilgiyle birleşerek araştırılmıştır.
“Montaillou çalışması bir bütün olarak toplumun strüktüründe neler olduğunu küçük bir ölçekte gösteriyor. Montaillou okyanusta sadece bir damla. Fournier soruşturmasının sağladığı mikroskop sayesinde bu damla içerisinde yüzen tek hücrelileri inceleyebiliyoruz.” Le Roy Ladurie, Montaillou: Cathars and Catholics in a French Village 1294-1324, 276.
Okyanusun içerisindeki damla metaforuyla Le Roy Ladurie aslında Annales’ın üçüncü dönemindeki mikro tarih trendinin ruhunu da açıklamıştır. Annales’ın 1960 ve 70’li yıllarda geliştirdiği farklı metodolojik yaklaşımların bir ürünü olarak değerlendirebileceğimiz Montaillou, disiplinler arası yaklaşımın tarih yazıcılığında nasıl kullanılacağına dair özgün bir örnek oluşturmaktadır. Ayrıca eserin önermelerini gerçekten var olmuş insanların davranışları üzerinden somutlaştırması kitabın özgünlüğünü artıran özelliklerindendir. Anlaşılacağı üzere Montaillou’da “sıradan insanın yaşamını” oldukça arı, çok taraflı ve başarılı bir şekilde ele alınmıştır.
Montaillou’ya yönelik çeşitli eleştiriler de söz konusudur. Bu eleştirilerin kanımca en güçlüsü engizisyon kayıtlarının güvenirliğidir. Kayıtların güvenirliğine yönelik ilk eleştiri; köylülerin ana dilinin Latince olmamasıdır. Ana dili Occitan (Oksitan) olan köylülerin cevapları Latince kayda geçilmiştir. Ayrıca işkence ve ölüm tehdidi altında gerçekleştirilen bu sorgulamaların gerçeği ne kadar yansıttığı şaibelidir. Bir diğer eleştiriyse Le Roy Ladurie’nin eserin kapsamının sınırlılıklarını netleştirememesidir. Erken bir mikro tarih yazımı örneği olan Montaillou’nun hangi üst kültürel birime ait olduğu bir tartışma konusudur.
Büyük Adamlar Olmadan Tarih Yazılabilir Mi?
Le Roy Ladurie, tarih yazıcılarını ikiye ayırmıştır; yermantarı arayıcıları (fr: chercheurs de truffes) ve paraşütçüler. Paraşütçüler bir yüzyıldan diğerine cesurca dolaşıp tarihi geniş bir tarihsel perspektiften incelerken yermantarı arayıcıları spekülatif söylemlerden uzak durarak daraltılmış konuları derinlemesine irdeler.
Açıkçası tarih yazımı, bu iki tipolojiye de ihtiyaç duyuyor. Birilerinin yüzyıllardan yüzyıllara atlayarak büyük coğrafyalardaki dönüşümleri irdelemesi gerekirken başkalarının da sessiz çoğunlukların veya sıradanlıkların arasındaki anomalilerin hikayelerini gün yüzüne taşıması ve “okyanusu oluşturan damlaları” anlamlandırması gerekiyor.
Yazı içerisinde sıklıkla referansını yaptığım Ginzburg ve Le Roy Ladurie; büyük adamlara ihtiyaç duymadan, sürünün içerisindeki anomaliler üzerinden yaptıkları yorumlamalarla yirmi birinci yüzyıldaki modern tarih yazıcılığına hala daha referans olmaya devam ediyor. Yirminci yüzyıl içerisinde Febvre ve Bloch’un başlattığı Annales Okulu çerçevesinde metodolojik açıdan zenginleşen tarih disiplini, belki de yığınların arasında gizlenmiş sıradan insanların veya mekanların hikayelerinden de yeni anlatılar oluşturabilir.