İstanbul
Hafif yağmur
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,0001 %0
51,2352 %0.05
7.183,88 % 0,04
71.299,32 %-2.354

Dünyanın gürültüsü içinde geleceği inşa eden gençler

YAYINLAMA:
Dünyanın gürültüsü içinde geleceği inşa eden gençler

Dünya kritik madenlerin peşinde yeni güç mücadelelerine girerken, Türkiye’de bir grup genç, gezegeni kurtarmaya çalışıyor.

Dünya savaşları, enerji krizleri ve jeopolitik kırılmaları konuşurken, başkent Ankara’da 4 gün boyunca bambaşka bir şey oldu. 24–28 Şubat’ta TÜSİAD’ın Bu Gençlikte İş Var (BGİV) programındaydım. Yaklaşık 1000 başvuru arasından seçilen 15 girişim, kampta projelerini olgunlaştırdı. Son gün TÜSİAD üyelerinin, programın deyimiyle “rehberlerin” karşısına çıktılar. Dinlendiler, sorgulandılar, eşleştiler.

Ama asıl mesele yatırım değildi. Asıl mesele şuydu:

Bu ülkenin gençleri, dünyanın sorunlarını çözmeye talip.

  • Toprağı daha az suyla daha verimli hale getiren biyoteknolojiler…
  • Atığı yeniden ekonomiye kazandıran döngüsel üretim modelleri…
  • Karbon ayak izini ölçen ve azaltan dijital sistemler…
  • Gıda israfını minimize eden yapay zekâ çözümleri…
  • Sürdürülebilir malzeme teknolojileri…

Bu gençler “trend” kovalamıyor. Küresel sorunlara yerelden globale çözümler üretiyorlar.

Ve tam da burada dünya ile aramızdaki çelişki büyüyor. İran merkezli gerilimler, Orta Doğu’daki güç dengeleri, enerji koridorları… Elbette savaşların tek nedeni madenler değil. Ancak artık inkâr edilemeyecek bir gerçek var. Enerji dönüşümü hızlandıkça kritik mineraller jeopolitik güç unsuru haline geliyor.

International Energy Agency verilerine göre:

  • Bir elektrikli araç, içten yanmalı araca göre 6 kat daha fazla mineral gerektiriyor.
  • Bir rüzgâr santrali, gaz santraline göre 9 kat daha mineral yoğun.
  • 2040’a kadar temiz enerji teknolojilerinde kullanılan kritik mineral talebinin 4 kat artması bekleniyor.

Lityum, bakır, nadir toprak elementleri…Yenilenebilir enerji, iklim kriziyle mücadelede hayati önemde. Ama o teknolojilerin hammaddesi için artan rekabet, yeni çatışma risklerini besliyor. Ve işte paradoks:

İklimi kurtarmaya çalışırken, o kurtuluşun hammaddesi için yürüyen mücadeleler iklim krizini daha da tetikleyebiliyor.

Savaşın İklim Faturasına bakalım birlikte;  Askerî faaliyetlerin küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %5–6’sına eşdeğer olduğu tahmin ediliyor. Rusya-Ukrayna Savaşı için yapılan bağımsız analizler, savaşın ilk 18 ayında 150 milyon tonun üzerinde CO₂ eşdeğeri emisyona yol açtığını ortaya koydu.

Savaş demek:

  • Daha fazla jet yakıtı
  • Daha fazla çelik ve çimento
  • Daha fazla yeniden inşa
  • Daha fazla karbon

Yani enerji dönüşümü için verilen jeopolitik mücadeleler, kısa vadede emisyonları artırabiliyor. Bir kısır döngü.

BGİV’de gördüğüm gençler bu kısır döngüyü kırabilecek fikirler üretiyor. Ama kritik soru şu; Bu fikirler burada mı büyüyecek? Fikirleri bizzat dinlediğim toplantıda, girişimlerin karşı karşıya olduğu dezavantajlı durumlar da az çok ortadaydı.

Eğer finansmana erişim zorlaşırsa, eğer regülasyonlar belirsiz kalırsa, eğer özgür düşünce ortamı daralırsa; sadece beyin göçü yaşamayız. Bir çözüm kaybı yaşarız. Bir girişimin başka ülkeye gitmesi, sadece bir şirketin gitmesi değildir. Bir iklim çözümünün başka bir ekosistemde büyümesi demektir.

Dünya kritik madenlerin peşinde yeni güç mücadelelerine girerken. Türkiye’de bir grup genç, gezegeni kurtarmaya çalışıyor.  BGİV’de dinlediğim bu girişimler, yalnızca birer iş modeli değil. Onlar başka bir ekonomik aklın mümkün olduğunu gösteriyor.

Daha az kaynakla üretmek. Daha az karbonla büyümek. Daha az tüketerek değer yaratmak.

Bir süredir YouTube kanalımda yaptığım STARTUP İKLİMİ adlı programda benzer girişimleri ele alıyorum, girişimlerin kurucuları ile birlikte. Dünya sorunlarına akıl almaz çözümler sunuyor gençler startupları ile ben de onları sizlere ulaştırıyorum yaptığım programlarla.  Önümüzdeki günlerde YouTube programımda BGİV ‘e katılan girişimlere de yer vereceğim. Gençlerin çözdükleri problemleri konuşacağız. Nasıl düşündüklerini, nerede zorlandıklarını, hangi sistemi dönüştürmek istediklerini tartışacağız. Hikayelerini öğreneceğiz hep birlikte.

Dünyada savaşların gölgesinde kritik madenler konuşulurken, Türkiye’de kritik fikirler filizleniyor. Ve bu fikirler görünür olmazsa, gelecek de görünmez olur.

Bu hikâyeleri konuşmak zorundayız. Konuşulanları dinlemeniz için sizleri YouTube kanalıma davet ediyorum.

“Gelecek madenle değil, fikirle kazanılacak. Yeter ki o fikri kaybetmeyelim.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız