Akdeniz havzasında son yıllarda gözle görülür şekilde artan plastik ve mikroplastik kirliliği, sadece deniz ekosistemini değil, bölgenin sosyal ve ekonomik yapısını da tehdit altına aldı. Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Mersin Şubesi Başkanı Sinan Can, kirliliğin artık geri dönülemez bir noktaya doğru ilerlediğini belirterek, acil önlem alınması çağrısında bulundu. Özellikle Mersin'den Muğla'ya kadar uzanan geniş bir kıyı şeridinde etkili olan bu durum, denizel yaşamın yanı sıra insan sağlığını da doğrudan etkileyen bir boyuta ulaştı.
Kirliliğin kaynağı karasal faaliyetler
Denizlerdeki kirliliğin temel nedeninin karasal kaynaklı atıklar olduğunu vurgulayan Sinan Can, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin taşıdığı atıkların Akdeniz'e döküldüğü noktalarda yoğunlaştığını ifade etti. Endüstriyel faaliyetler, kentsel deşarjlar ve tarımsal atıkların bu kirliliğin ana tetikleyicileri olduğunu belirten Can, atık ithalatı ve geri dönüşüm sektöründeki denetimsizliklerin de durumu kötüleştirdiğini kaydetti. Yaklaşık sekiz yıldır süregelen bu sorunun, aşırı yağışlarla birlikte daha geniş bir alana yayıldığı ve Antalya kıyılarına kadar ulaştığı gözlemleniyor.

Balıkçıların ağları plastik doldu
Mikroplastik kirliliğinin sadece çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ekonomik bir yıkıma da yol açtığını belirten Can, balıkçılık sektörünün yaşadığı mağduriyete dikkat çekti. Balıkçıların ağlarına artık balıktan çok plastik ve deniz çöpü takıldığını belirten Can, bu durumun hem gıda güvenliğini hem de geçim kaynaklarını yok ettiğini söyledi. Turizm faaliyetlerinin de bu kirlilikten nasibini aldığını ifade eden uzmanlar, kirliliğin önlenememesi durumunda bölgenin cazibesini yitireceği konusunda uyarıyor.

Çözüm için ileri arıtma şart
Kirlilikle mücadele için havza bazlı bir strateji geliştirilmesi gerektiğini savunan Çevre Mühendisleri Odası, atık su arıtma tesislerinin kapasitelerinin artırılmasını ve ileri arıtma teknolojilerine geçilmesini öneriyor. Ayrıca tarımsal faaliyetlerde daha bilinçli yöntemlerin benimsenmesi ve atık üretimini minimize edecek sistemlerin hayata geçirilmesi, Akdeniz'in geleceği için kritik bir adım olarak görülüyor.