Yatırım gardrobu
“Yeni yıla nasıl girersen tüm yıl öyle yaşarsın” diye bir inanış vardır. Sanırım bu inanış ben de vücut buldu; 2025 in son yazısında konum sadeleşmek ile ilgiliydi. Yeni yılın ilk yazısında yine sadeleşmek diyorum. Tabi farklı bakış açısı ile. Yatırım Gardrobundan söz edeceğim sizlere.
Bugün moda endüstrisi, fosil yakıtlardan sonra çevreye en fazla yük bindiren sektörlerden biri. Üretim arttıkça atık artıyor, atık arttıkça “geri dönüşüm” söylemi parlatılıyor. Ama asıl soruyu sormadan bu döngü kırılmıyor:
Bu kadar çok kıyafete neden ihtiyacımız var?
Bu soruya sahadan, gerçek bir karşılık veren yaklaşımlardan biri yatırım gardrobu. Ve bu yaklaşımı yalnızca anlatan değil, yaşayan isimlerden biri Elif Kılıç. Stilist, atıklardan tasarımlar yaratan bir modacı.
Yatırım gardrobu ne demek?
Elif Hanım, Merzifon de küçük bir butiği olan bir tasarımcı. Aynı zamanda atıklardan giyilebilir kıyafetler üretiyor. Onun yatırım gardrobu tanımı son derece net:
Az parça, uzun ömür, çok kullanım.
Yatırım gardrobu; pahalı kıyafetler almak, modayı tamamen reddetmek ya da “hiç alışveriş yapmamak” değil. Aksine, satın almadan önce durmak ve düşünmek.
Bir kıyafet alınmadan önce şu soruların sorulmasını öneriyor:
- Bunu kaç farklı ortamda giyebilirim?
- Farklı ayakkabı, ceket ya da aksesuarlarla yeniden kullanılabilir mi?
- Yoksa dolapta bekleyen bir atığa mı dönüşür?
Elif Hanım’ın en çarpıcı cümlesi şu:
“En büyük atık, hiç giyilmeyen kıyafettir.”
Atık bir ham madde olabilir mi?
Bu bakış açısı, Elif Hanım’ın atıklardan ürettiği kıyafetlerde somutlaşıyor. Kahve çuvallarından yelekler, plastik poşetlerden ve kapaklardan yapılan giyilebilir parçalar… Bunlar birer “kıyafet” değil; farkındalık yaratmak amacıyla giyilebilir ama günlük hayata ait değiller. Benim için durum farklı, Elif Hanım’ın kahve çuvallarından yaptığı yeleği bir güzel giyiyorum.
Zaten amaç “herkes atıktan elbise giysin” değil. Amaç, atıkla kurduğumuz ilişkiyi sorgulatmak. Küçük, sevimli diye kolayca attığımız plastiklerin aslında ne kadar büyük bir problem yarattığını görünür kılmak.
Elif Hanım’a göre atık, doğru yerden bakıldığında bir ham madde. Ve bu bakış, bireysel davranışları da dönüştürüyor. İnsanlar “çöp” diye gördükleri şeylerin bir değeri olduğunu fark ettiklerinde, atma refleksi yavaşlıyor. Tam da yatırım gardrobunun önerdiği gibi: tüketmeden önce durmak.

“Eskiden moda, içinde yaşanılan dönemi yansıtırdı. Savaşlar, yokluklar, toplumsal kırılmalar kıyafetlere sinerdi. Bugün ise durum tersine dönmüş durumda. Moda artık yalnızca yansıtmıyor; yönlendiriyor.” Diyor Elif Hanım.
Diziler, reklamlar, sosyal medya… Bir kıyafet çoğu zaman ihtiyaçtan değil, “bir şey hissetmek” için alınıyor. Statü, eğitimle ya da üretimle değil; markalarla ölçülüyor. Bu hızın üzeri de “geri dönüştürülmüş koleksiyonlar” ile örtülüyor. Oysa Elif Hanım bu noktada temkinli:
Geri dönüştürülmüş tekstillerin de mikroplastik yaymaya devam ettiğini, dolayısıyla sorunun yalnızca atığın nereye gittiği değil, tüketimin teşvik edilmesi olduğunu vurguluyor. Yatırım gardrobu, bu makyajlı sürdürülebilirlik diline karşı sessiz ama güçlü bir itiraz.
Elif Hanım’ın butiğinde bu yaklaşım günlük pratiğe dönüşmüş durumda.
Bazen müşterilerine “ihtiyacın yoksa alma” dediği için “satmak istemiyor” diye anıldığını söylüyor. Oysa bu, onun için bir ticari eksiklik değil; bilinçli bir duruş. “Bir şekilde kazanç elde edilir,” diyor,“ama ilkeli yaşamak daha önemli.”
Aynı kıyafeti yeniden giymek bir beceridir. Bu yaklaşım yalnızca çevresel değil, kültürel bir dönüşümü de işaret ediyor. “Bunu geçen gün giymemiş miydi?” cümlesiyle kurulan görünmez baskı, tüketimi besleyen en güçlü dinamiklerden biri. Oysa yatırım gardırobu, aynı kıyafeti defalarca ve farklı biçimlerde giymeyi savunur. Bir ceketi yıllarca taşıyabilmek, bir elbiseyi farklı zamanlarda yeniden kullanabilmek… Bu idare etmek değil; bilinçli bir tercih, hatta bir stil zekâsıdır.
Belki de yeni övgü cümlemiz şu olmalı:
“Bu kıyafeti her seferinde başka bir hikâyeyle taşıyorsun.”
Dolaptan başlayan gerçek dönüşüm. Herkes tasarımcı olamaz. Herkes atıklardan kıyafet üretmez. Ama herkes gardrobuyla bir tercih yapabilir. Yatırım gardırobu, daha azla yetinmek değil; daha azla daha doğru yaşamak demek. Ve belki de iklim krizine karşı atılabilecek en erişilebilir adımlardan biri tam olarak burada başlıyor.
Dolapta.