Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 22 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla, kurucu vakfına daha önce kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca resmen kaldırıldı. Türkiye'nin köklü vakıf üniversitelerinden birinin kapısına kilit vurulması, akademi ve siyaset dünyasında geniş yankı uyandırırken, karara en sert tepkilerden biri Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ'dan geldi.
"Yirmi Bin Öğrenci Bir Anda Üniversitesiz Kaldı"
Sosyal medya hesabı üzerinden kararı değerlendiren Ümit Özdağ, adli makamlar ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından öncesinde bazı teknik değerlendirmeler yapılmış olsa bile, sürecin ilan ediliş biçiminin ve doğurduğu sonuçların kabul edilemez olduğunu savundu. Üniversitenin bir gece yarısı imzasıyla kapatıldığını belirten Özdağ, "Kapatma kararıyla birlikte yaklaşık 20 bin öğrenci bir anda okulsuz ve geleceksiz bırakıldı. Gençlerin eğitim hayatı, öngöremedikleri idari kararların gölgesinde büyük bir çıkmaza sürüklendi" dedi.
Vasi Üniversite Modeli ve Altyapı Yetersizliği
Mevzuat gereği vakıf üniversitelerinin kuruluş aşamasında bir devlet üniversitesinin hamililiğine (hamiliğine/vasi üniversite) verildiğini hatırlatan Özdağ, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin garantör kurumunun Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) olduğunu belirtti. Öğrencilerin diplomalarını bu kurumdan alacak olmalarının kağıt üzerinde kolay, ancak pratikte son derece sancılı bir süreç doğuracağını ifade eden Özdağ, şu kritik saptamalarda bulundu:
"Mimar Sinan Üniversitesi'nin mevcut öğrenci kapasitesi, fiziksel altyapısı ve öğretim üyesi kadrosunun sınırları bellidir. Şimdi bu mevcut yapının üzerine bir anda binlerce yeni öğrenci eklenecek. Üstelik Bilgi Üniversitesi bünyesinde yer alan bazı akademik bölümler ve programlar Mimar Sinan Üniversitesi'nde hiç bulunmuyor. Farklı müfredatlar, ayrı ders kitapları ve bambaşka hoca kadrolarıyla bu geçişin sorunsuz tamamlanması neredeyse imkansızdır. Bu bölümlerdeki öğrencilerin muhtemelen diğer devlet üniversitelerine parça parça dağıtılması gerekecek ki bu da yeni bir belirsizlik dalgası demektir."
"Devlet Neden El Koyup Kamulaştırmadı?"
Hükümetin vakıf üniversitelerine yönelik yaptırım politikasını da eleştiren Zafer Partisi Genel Başkanı, alternatif bir idari yöntemin neden devreye sokulmadığını sorguladı. Kurumun faaliyetlerine son verilerek cezalandırılan tarafın yönetim değil öğrenciler olduğunu dile getiren Özdağ, "Bilgi Üniversitesi tamamen kapatılmak yerine, devlet tarafından varlıklarına ve yönetimine el konularak bir devlet üniversitesine dönüştürülemez miydi? Kurumsal hafıza ve eğitim sürekliliği bu şekilde korunabilirdi. Özetle, Bilgi Üniversitesi öğrencileri şu an hiç ummadıkları ve hak etmedikleri ağır bir sınavdan geçiyorlar. Bu karar, öğrencilerin geleceğine yapılmış büyük bir haksızlıktır" diyerek tepkisini noktaladı.