İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,4650 %0.1
51,2799 %-0.15
6.334,29 % -1,31
65.876,30 %-0.807
Muhalif. GÜNDEM Rekabet, gizli rekabet !

Rekabet, gizli rekabet !

Okunma Süresi: 2 dk

Buna aslında içimizdeki gizli düşmanda diyebiliriz.

Hayatın her alanında herkes birbirini rakip olarak görmeye başladı. Bu çok yorucu bir duygu değil mi? Her şey dengede olduğunda,rekabet layıkıyla yaşandığında güzeldir. Abartılan her duygu sorun yaratır.  

Bizim bu hafta ki inceleyeceğimiz kısmı ise ilişki bilincinde yaşanılan, insanların birbirinden sakladığı GİZLİ REKABET. Bazen de açıkça, çok aleni bir şekilde karşı tarafı RAKİBİN OLARAK GÖRMEK! Bunlar tüm ilişkilere en çok zarar veren duygulardan biridir. Güzel olan her şeyi , sinsi bir düşman gibi yavaş yavaş tüketir.Yok eder.

İş dünyasında, sporda, siyasette olan rekabet ahlaklı bir şekilde yaşandığında, insanın kendisini , bilgisini, potansiyelini, becerilerini, yeteneklerini geliştirmesini, yaptığı işi en mükemmel şekilde yapmasını sağlar. işte bu mükemmeldir. Çünkü her zaman kendinin bir önceki versiyonundan daha iyisine ulaştırır. Yaşama kattığı değerlerle, örnek oluşuyla yükselir.

Hangi alanda olursa olsun, ölümüne rekabet ise yani bu duygu kazanmak için her şey mübahtır diye bakılarak yaşanılırsa, sadece rekabet kelimesinin anlamı bozulmaz İNSAN olmanın da anlamı bozulur. O alan artık düşmanlık, kötülük, hırs, ego, iftira, hile, yalan, gücünü kötüye kullanmak ve sonuçta  haksızlıklar yaparak kazanılan hayatlara dönüşür. İnsanlar hırslarına yenik düşerek ezici rekabet dediğimiz kazanma odaklı bir savaş alanı yaratır.

Bu bir başarı mıdır? Bu gerçekten kazanmak mıdır?

Bedelleri büyüktür ama insanlar kazanma sarhoşluğu içinde önce bunu görmez.  İşin ilginci ilk başta kazandım diye sevinen bu insanlar, aslında iç dünyalarında gerçeğin ne olduğunu çok iyi bilirler. Etraflarındaki dalkavuklar onları alkışlarken onlar koca bir kaybeden olduklarının farkındadırlar ve hep şunu merak ederler. Gerçek anlamda dürüstçe bu yarışta olsaydım o zaman kim kazanırdı?

Benim düşünceme göre rekabet  bir insanın kendini geliştirmesine, gücünün, yeteneklerinin farkına vararak dürüstçe, ahlaklı bir şekilde ilerlemesine, disiplinli çalışmaya, yaratıcılığını kullanmaya, üretmeye, performansını arttırmasına hizmet etmiyorsa,  yavaş yavaş insanın kendisini, hayatını, ilişkilerini tüketen, yaşam kalitesini düşüren, hatta insanı hasta eden bir duygudur. Çok tehlikelidir.

TDK rekabet için demiş ki, aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme, yarışma...

Köşe yazısının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız