İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,4684 %0.19
51,2648 %-0.07
6.418,21 % 2,74
66.458,53 %-0.775
Muhalif. GÜNDEM Özgüven sorunu

Özgüven sorunu

Okunma Süresi: 2 dk

Yine bir seçim dönemine, ekonomik sıkıntıların doruğa ulaştığı bir atmosferde giriyoruz. Bu görüntü ister istemez 2002 seçimlerini hatırlatıyor. MHP lideri Bahçeli’nin ANAP-DSP-MHP koalisyonunu bozup erken seçim kararı alması ile birlikte koalisyon ortaklarının hiç birisinin seçim barajını geçemediği bir süreç yaşanmış, son 20 yıldır tek başına iktidara gelen AKP’nin önü açılmıştı. Rahmetli Ecevit’in seçimleri “siyasi intihar” olarak değerlendiren sözleri hala hafızamdaki yerini koruyor.

O dönemin koşulları içinde duayen ekonomistler mevcut sistemin temel sorununun büyümenin istikrarsızlığı olduğunu vurguluyor, Türkiye’nin sürdürülebilir bir modele geçmesinin önemine işaret ediyorlardı. Siyaset bilimciler ve sosyologlar ise mevcut sistemin sürdürülebilirliğe imkan tanımadığının altını çiziyorlardı. Kasım 2002 seçimine giderken tek umut adeta kurtarıcı olarak Dünya Bankası’ndaki görevini bırakıp Türkiye’ye gelen Kemal Derviş’ti.

Mevcut sistemi, daha doğru ifadesi ile sistemsizliği ortadan kaldırıp yerine makul bir sistem getirecek Derviş kurallarına tek karşı çıkan Bahçeli (anlaşıldığı kadarı ile sistemsizlikten en fazla nemalanan o günün MHP kadrolarıydı) koalisyonu bozup ülkeyi erken seçime zorlarken, bugüne kadar uzanan siyasi tarih yolculuğunun da baş aktörü olacaktı.

Son 20 yılın analizi bu kısa yazının satırlarına sığamayacak kadar uzun. Çok kısa özetle iktidarının ilk yıllarında Derviş reformlarına bağlı kalan AKP oylarını giderek artırmış, ancak reformları bir kenara ittiği andan itibaren sistem yerine sistemsizliği ön plana çıkardığı ölçüde gerileme dönemine girmişti.

2002 seçim döneminde yapılan bir kamuoyu anketi ilgimi çok çekmişti. Türkiye’de yaşayan insanlar ekonomik kriz derinleştikçe kamu kurumlarına olan güvenlerini büyük ölçüde yitiriyorlardı. En güvenilen kurum olan ordu yüzde ellilerin üzerinde yer alırken, diğer bütün devlet kurumlarının güvenirliği yerlerde sürünüyordu. Dördüncü güç medyanın da sıralamadaki yeri “güvenilmez” kategorisindeydi.

Ama ankette en ilgi çeken olgu iki gizli sorunun cevabında yatıyordu. Şimdi sıralamasını hatırlamadığım ilk soru, galiba ilk on içinde yer alıyor, “milletvekillerine güveniyor musunuz” mealindeydi. Cevap yüzde 95’den fazla “hayır” şeklindeydi. 100 küsuruncu soru ise “eğer kızınız varsa bir milletvekiliyle evlenmesini ister misiniz?” şeklindeydi. Cevap yüzde 95’den fazla “evet” olarak verilmişti.

Köşe yazısının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız