İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,5091 %0.06
51,7381 %-0.26
6.715,62 % -1,30
67.174,20 %-0.972
Muhalif. GÜNDEM Oylarımız “İklim Krizi” derdimize çare bulana

Oylarımız “İklim Krizi” derdimize çare bulana

Yasemin Mıstıkoğlu yazdı: Oylarımız “İklim Krizi” derdimize çare bulana

Okunma Süresi: 2 dk

Doğada karşılaştığımız her aşırı durumun iklim krizi ve iklim değişiminin sonucu olarak yorumlamak hiç de yanlış olmaz. Demek ki bizler şu anda iklim krizinin sonuçlarını yaşıyoruz. Ancak işin kötü tarafı çocuklarımız ve gençlerimiz bu sonuçları kendilerinden önceki jenerasyondan yani bizlerden daha şiddetli yaşayacaklar. Peki biz çocuklarımızın hakkını nasıl ödeyeceğiz? Büyüklerinin almadığı önlemler sebebi ile bu gençler kendi dertlerine kendileri çözüm bulmak zorundalar. Gelin en azından şunu yapalım. Oyumuzu parti gözetmeksizin kim bu konuda “gerçekten” çalışacak ise ona verelim.

Eşime dostuma, iklim krizini anlatırken, evet birey olarak yapacaklarımız bu soruna çözüm olmayacaktır ama, en azından tüketimi en aza indirerek çözüme katkı sağlayabileceğimizi söylüyorum her fırsatta. Bir ayakkabınız varsa bir tane daha almayı düşündüğünüzde, bir değil iki kez değerlendirin yada yeni bir kıyafet alırken. Genelde şüpheyle dinliyorlar beni, “benim almayacağım bir tişört nasıl bu soruna çözüm olabilir ki diyorlar”. Bir tişörtün üretimi için 2000-2500 litre su harcanıyor dediğimde bir de  Türkiye’nin su fakiri bir ülke statüsüne geldiğini söylediğimde eh işte biraz daha anlaşılır olabiliyorum. En sonunda diyorum ki, “Kime bırakacaksın bu bahçeyi? Oğluma tabi? Evet ama oğlun o bahçeyi sulayacak su bulamayacak eğer bu su tüketimi böyle devam eder ise.” Abartı değil gerçekten, gençlerimiz ve çocuklarımız zor durumda kalacak eğer bizim jenerasyonumuz gösterişli yaşamlarına bir dur demez ise, karar alıcılar gerekli önlemleri almaz ise.

Köşe yazısının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız