Doğada karşılaştığımız her aşırı durumun iklim krizi ve iklim değişiminin sonucu olarak yorumlamak hiç de yanlış olmaz. Demek ki bizler şu anda iklim krizinin sonuçlarını yaşıyoruz. Ancak işin kötü tarafı çocuklarımız ve gençlerimiz bu sonuçları kendilerinden önceki jenerasyondan yani bizlerden daha şiddetli yaşayacaklar. Peki biz çocuklarımızın hakkını nasıl ödeyeceğiz? Büyüklerinin almadığı önlemler sebebi ile bu gençler kendi dertlerine kendileri çözüm bulmak zorundalar. Gelin en azından şunu yapalım. Oyumuzu parti gözetmeksizin kim bu konuda “gerçekten” çalışacak ise ona verelim.
Eşime dostuma, iklim krizini anlatırken, evet birey olarak yapacaklarımız bu soruna çözüm olmayacaktır ama, en azından tüketimi en aza indirerek çözüme katkı sağlayabileceğimizi söylüyorum her fırsatta. Bir ayakkabınız varsa bir tane daha almayı düşündüğünüzde, bir değil iki kez değerlendirin yada yeni bir kıyafet alırken. Genelde şüpheyle dinliyorlar beni, “benim almayacağım bir tişört nasıl bu soruna çözüm olabilir ki diyorlar”. Bir tişörtün üretimi için 2000-2500 litre su harcanıyor dediğimde bir de Türkiye’nin su fakiri bir ülke statüsüne geldiğini söylediğimde eh işte biraz daha anlaşılır olabiliyorum. En sonunda diyorum ki, “Kime bırakacaksın bu bahçeyi? Oğluma tabi? Evet ama oğlun o bahçeyi sulayacak su bulamayacak eğer bu su tüketimi böyle devam eder ise.” Abartı değil gerçekten, gençlerimiz ve çocuklarımız zor durumda kalacak eğer bizim jenerasyonumuz gösterişli yaşamlarına bir dur demez ise, karar alıcılar gerekli önlemleri almaz ise.