Victor Hugo, 1831 yılında 6 ayda yazdığı romanının, iki yüzyıl sonra Notre Dame müzikaline dönüşüp sahnelendiği İstanbul’da “ayakta alkışlanacağını” düşünebilir miydi dersiniz?
Binlerce Esmeralda’nın sokaklarında salındığı, yoksulluğun hala var olduğu, milyonlarca mültecinin akınına uğramış İstanbul ve Türkiye için Hugo,“meğer yüzyıllardır hiçbir şey değişmemiş” diye söylenir miydi kendi kendine?
Victor Hugo, din kisvesine bürünmüş gözü dönmüş tarikatçıların esiri durumundaki kadınları, tecavüze uğrayan çocukları bugün görse, sözde dinle aldatılıp soyulan bir halkın, özgürlükten vazgeçtiğini, romanları, aşkı, sanatı, şarkıları unuttuğunu farketse, 16. Louis’nin bunca yıldır hükmünü sürdürmesine şaşırmaz mıydı?