İstanbul
Parçalı az bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,8544 %0.10
55,8726 %-0.07
6.819,69 %-0.23
86.949,15 %1.81

Kentin dokusu, cebinizin dengeleri

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Kentin dokusu, cebinizin dengeleri

Emlak Piyasasında Görünmeyen Denklem

Bir kenti kuş bakışı izlediğinizde iki şey aynı anda anlatılır size: O kentin tarihi ve ekonomisi. Sokakların birbirine bağlanma biçimi, sadece mimari bir tercih değildir. Aynı zamanda gayrimenkulün nasıl fiyatlandığının, kimin nerede oturmak istediğinin ve bir mahallenin gelecekte nasıl değerleneceğinin de sessiz habercisidir.

Kentler de tıpkı insanlar gibi bir "yürüyüş biçimine" sahiptir.

Izgara doku, birbirine dik kesişen sokaklardan oluşan, planlı ve öngörülebilir bir sistemdir. Ulaşım ve altyapı planlaması kolaydır, parsel değerleri daha homojen dağılır. Alıcı için "sürpriz içermeyen", bankalar ve değerleme uzmanları için ise emsal bulmanın en kolay olduğu dokudur, kredi süreçleri hızlanır. Harita uygulamaları bu dokuyu sever. “ Tahmini varış süresi” hesaplamak kolaydır. İtfaiye, taksi şoförleri, kargo şirketleri de bu dokuyu sever. Akıllı rota yönetimi daha kolay yapılır.

Organik doku,  tarihi merkezlerde, eski yerleşimlerde görülen; topografyaya, su akışıyla oluşan yollara ve eski patikalara uyum sağlamış, düzensiz ama kendi içinde tutarlı bir dokudur. Bu dokuda "kimlik" ve "aidiyet" fiyatın bir parçası haline gelir; okunabilirlik ve hikâye, metrekareden daha değerli olabilir. Ama parsel düzensizliği, otopark ve ulaşım kısıtlanmaları sebebiyle yatırımcı için risk-getiri dengesi daha karmaşıktır. Emsal belirlemek zorlaşır. Butik otelciler bu dokuyu sever çünkü turistler kaybolmak için para öder. Sanatçılar, mimarlar sever, her köşe ayrı bir kompozisyon sunar. Tıpkı sosyal medya içerik üreticilerinin sevdiği gibi. Her sokak kendiliğinden bir fotoğraf karesi olur.

Lineer doku, bir ana aks (bulvar, sahil yolu, metro-tramvay hattı) etrafında uzayan yerleşimdir. Değer, aksa olan mesafeyle doğrudan orantılıdır. Ulaşım yatırımı yapıldığında en hızlı ve en görünür değer artışının yaşandığı doku tipidir. Zincir marketler, reklam sektörü bu dokuyu sever. Billboard reklamlarının hedef kitlesi, marketlerin ziyaretçi sayısı kolay hesaplanır. Ama mesela trafik birimleri pek sevmez. Ana çizgisel hattın başka alternatif yollarla iyi beslenmiş olması gerekir.

Merkezcil doku, bir merkezden dışa doğru halkalar hâlinde büyüyen yapıdır; merkeze yakınlık kira değerlerini ve kira getirisini, çeperler ise değer artış potansiyelini öne çıkarır.

Ayrıca uydu kent olarak tanımlanan kent dokusu vardır ki inşaat firmaları ve arsa yatırımcılarının en sevdiğidir. Düşük maliyetle hızlı kazanç vaat eder. Plancılar ve çevre mühendisleri uydu kentleri pek sevmez çünkü her yeni mahalle bir ormanın veya su havzasının ve benzerlerinin yok olma ihtimali demektir. Yerel yönetimler için ise uydu kent dokusu hem bir fırsat, hem de mali yüktür. Bu yerleşimlerde artan nüfusa ulaşım, altyapı, eğitim vs. gibi hizmetleri sunmak pahalıdır.

Emlak piyasasındaki üç temel soru, bu kent dokularıyla doğrudan ilişkilidir.

-Nerede yaşamak istiyorum?

-Ne kadar öderim?

-Bu yatırım gelecekte nasıl bir getiri sunar?

Türkiye ve özellikle İstanbul özelinde, kent dokusu – değer ilişkisine bakacak olursak;

Çeşit çeşit kent dokusunun hepsini aynı anda barındıran nadir şehirlerden biri olan İstanbul için rota, organikten kuzeye doğru ilerlemekte.

Fatih, Beyoğlu, Eminönü, Boğaz köyleri gibi organik dokusu olan yerleşimler kimlik ve turizm değeri üretirken, Levent-Maslak hattındaki ızgara doku kurumsal, öngörülebilir bir yatırım ortamı sunuyor. Ataşehir, Bahçeşehir, Başakşehir gibi İstanbul genelinde birer uydu kent olarak tasarlanan, kendi içinde ise ızgara dokusu olan yerleşimler, yıllardır yatırım değeri ile yüksek kazanç sağlamaya devam ediyor.  Marmaray ve metro hatları boyunca gelişen lineer büyüme ise son yıllarda en hızlı değer artışının yaşandığı alanları oluşturdu — özellikle ulaşım yatırımı alan ve kamu projeleriyle desteklenen ilçelerde fiyat artışları, ortalamanın belirgin biçimde üzerinde duruyor. Kuzeyde ise 3. Havalimanı ve Kuzey Marmara Otoyolu, Arnavutköy'den Çatalca'ya, Silivri'den Şile'ye uzanan yeni bir aksı devreye soktu. Metro hattının Halkalı-Arnavutköy ayağı açıldıkça bu bölgede konut ve villa projeleri hızla çoğaldı; yatırımcı için düşük giriş maliyeti, hızlı bir cazibeye dönüştü. Gerçi bunun, çevresel açıdan hepimize kesilen ağır bir faturası olacak ki bu başka bir yazı konusu.

Akademik çalışmaların da doğruladığı üzere kentsel dokunun biçimsel özellikleri ile kentsel büyüme ve emlak piyasasının şekillenmesi arasında ölçülebilir bir etkileşim var; her yerleşimin morfolojisi, o yerleşimin nasıl algılandığını ve nasıl değerlendiğini doğrudan belirliyor.

Önümüzdeki bir yıl İstanbul emlak piyasasında beklenen tablo

Birkaç somut eğilim öne çıkıyor:

-Piyasa artık "her şeyin satıldığı" bir dönemden çıkıp, doğru ürünün öne çıktığı bir döneme giriyor. Yüksek faiz ortamı ve artan inşaat maliyetleri, piyasayı durdurmaktan çok "ayıklayan" bir etki yaratıyor. Doğru konum, sağlam bina yapısı ve gerçekçi fiyatlama bir arada olduğunda satış hâlâ mümkün, ama fiyatı şişirilmiş veya yıpranmış mülklerin satış süreleri belirgin şekilde uzuyor.

-Alıcı-satıcı dengesinde ise önceki yıllara kıyasla alıcılar lehine pazarlık payı arttı; ilan fiyatı ile gerçekleşen satış fiyatı arasındaki makas büyüdü. Mülklerin satış süresi uzadıkça ilandaki fiyatlar düşüyor.

-Kentsel dönüşüm artık ana belirleyicilerden biri. Sadece bir yenileme aracı değil, dönüşüm potansiyeli olan semtlerde, fiyatların düşmek yerine direnç göstermesini sağlayan piyasa dinamiği hâline geldi.

-Merkez mi, gelişim bölgesi mi? Merkezi ilçeler kira güvenliği sunarken, ulaşım yatırımı alan gelişim bölgeleri daha yüksek değer artış potansiyeli taşıyor — yani doku tipi burada da devreye giriyor; lineer büyüyen ulaşım koridorları, ızgara planlı gelişim bölgeleri öne çıkıyor.

-Yabancı talebin etkisi sınırlandı. Piyasayı artık yerli alıcı ve iç talep belirliyor; yabancıya satışın fiyatlar üzerindeki etkisi önceki yıllara göre azaldı.

Özetlersek, ekonomik ve sosyolojik verilerle beraber, bir mahallenin sokak planına bakmak aslında o mahallenin gelecek yıllardaki fiyat hikâyesini okumaya başlamaktır. Izgara doku size güven vaat eder; organik doku size kimlik ve direnç satar; merkez kira garantisi verir, lineer doku ise ulaşım yatırımının nabzını tutar. İstanbul gibi bu dokuları iç içe barındıran bir şehirde emlak kararı vermek, aslında hangi hikâyeye ortak olmak istediğinize karar vermektir.

Bir kentin dokusu, o kentin finansal parmak izi gibidir diyebiliriz belki de.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız