İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Sözcü TV ekranlarında gazeteci İsmail Küçükkaya'nın konuğu olarak gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen görüşmeye ilişkin soruya "Yadırganacak bir tarafı yok" yanıtını veren Dervişoğlu; eski ABB Başkanı Melih Gökçek’in soruşturma kapsamında ifade vermesiyle ilgili olarak, "Bir Melih Gökçek’in yargılanmasıyla bu iktidarın üzerindeki gölgelerin tamamının kaldırılacağını düşünüyorsak büyük bir yanılgı içerisindeyizdir. Ankara’yı birilerine parsel parsel vermekle, 'Ne istediler de vermedik' demek arasında bir fark yoktur bana göre" dedi.
Öcalan'a yeni bir ev yapıldığından bahsediliyor
İmralı Cezaevi ve yürütüldüğü iddia edilen süreçlere değinen Dervişoğlu, kamuoyunda dile getirilen iddialara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Öcalan'ın kanundan yararlanmayacağıyla biz teselli edilmeye kalkışıldık ama Öcalan'dan daha tehlikeli 9 bin insan eğer bu yasal düzenleme gerçek anlamıyla yaşama geçirilirse hayatımıza girecek. Ayrıca kimse bu zamana kadar bu narko-terör örgütünün mali kaynaklarının nasıl tasfiye edileceğine dair bir değerlendirme yapmadı. Dolayısıyla bu örgütün finansman yapısının tasfiye edilmesi için başka devletlerle de iş birliği gerekiyor. Mesela yine kimse konuşmuyor. Öcalan'a yeni bir ev yapıldığından bahsediliyor. Resmi bir açıklama var mı? Yapılmadı diyen var mı? Hatta Türkiye tarafından aranan birtakım insanlarla orada görüştüğü söyleniyor. Bu kabil süreçler ya çok kapalı ya da çok şeffaf yönetilir. Yarı kapalı yönetirseniz, açıklık ve kapalılık mekanizmasının siyasete yansımaları üzerinden hesabınız vardır hissiyatı oluşur."
Demokrasi kılıcını herkesin üzerinde sallıyor olursunuz
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında başlatılan soruşturmayı geçmişteki siyasi söylemler üzerinden eleştiren Dervişoğlu, geçmişten örnekler vererek şunları kaydetti: "Numan Kurtulmuş, HAS Parti Genel Başkanı’yken AKP’lileri hırsızlıkla suçlamış, 'Harun gibi geldiler, Karun gibi oldular' demiş. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 'Bu iktidarın paçalarından yolsuzluk akıyor' demiş. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Külliye, haramın, günahın ve kirlenmişliğin fildişi kulesidir' demiş. Eğer meseleyi bu laflar söylendikten birkaç yıl sonra ele alır da bu kabil soruşturmalar yaparsanız, bugün muarızlarınız olduğu kadar muvafıklarınızın da üzerinde demokrasi kılıcını sallıyor olursunuz."
Anayasanın arkasından dolanmak anlamına gelir
Olası bir erken seçim takvimi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçimlere ilişkin değerlendirmelerini yorumlayan Dervişoğlu, zamanlamanın meşruiyetine işaret etti: "Seçimi bir tehlike görüyor. Seçim her siyasetçi açısından risklidir. Siz normal seçimin tarihine bir ay kala seçim yaparsanız, bu durum anayasanın arkasına dolanmak anlamına gelir. Seçime bir ay kala yapılan seçim, erken seçim sayılamaz. Hukuki olur, kanuni olur ama meşru olamaz."
Atatürk'e bile verilmeyecek yetkiler
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yapısını eleştiren Dervişoğlu, değerlendirmesini şu sözlerle noktaladı: "Bu sistem, Sayın Erdoğan’ın karakteristik özelliklerine göre kurulmuş bir sistem. Ona göre dikilmiş bir elbise. Bu yetkiler kimin elinde ne hâle geleceğini kestirebilmek mümkün değil. Bu yetkiler Atatürk’e bile verilmeyecek yetkilerdir. Ayrıca bu yetkiler teklif edildiğinde Atatürk bunu reddetmişti zaten."