İstanbul
Açık
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,5977 %0.19
53,2744 %-0.3
6.644,89 % -2,19
78.240,01 %-3.126
Muhalif. GÜNDEM Faruk Bildirici'den Cem Küçük ve Şaban Sevinç'e sert tepki: Editoryal bağımsızlık patronların sınırıdır

Faruk Bildirici'den Cem Küçük ve Şaban Sevinç'e sert tepki: Editoryal bağımsızlık patronların sınırıdır

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Halk TV’de peş peşe yaşanan istifalar ile gazetecilerin sponsorluk ilişkileri üzerinden Cem Küçük ve Şaban Sevinç’in yaklaşımlarını sert bir dille eleştirdi. İstifaların ardında salt "ücret anlaşmazlığından" ziyade editoryal müdahaleler ve değersizleştirme politikalarının yattığını vurgulayan Bildirici, gazeteciliğin tüm çıkar ilişkilerinden uzak durması gerektiğinin altını çizdi.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 4 dk

Faruk Bildirici, kendisine yönelik "MÖ 2. yüzyıldan kalma kafa" ifadelerini kullanan Cem Küçük ve "romantik" ya da "saçmalıyor" nitelendirmelerinde bulunan Şaban Sevinç'e kendi internet sitesinde yayımladığı bir yazıyla yanıt verdi. Halk TV’deki son gelişmeler ekseninde alevlenen tartışmada Bildirici, her iki ismin de kanal yönetiminin aldığı kararları ve editoryal bağımsızlığı ihlal eden yaklaşımları savunduğuna dikkat çekti.

İşte o yazı:

Önce Cem Küçük, “MÖ 2. yüzyıldan kalma kafa” diye yazdı benim için. Birkaç gün sonra da Şaban Sevinç, “romantik” olduğumu yazdı sosyal medyadaki paylaşımında; benim gibilerin “saçmaladığını” da ekledi.

Her ikisini ortak paydada buluşturan, Halk TV’deki gelişmelerdi. Cem Küçük, patronların istediği kişiye dilediği ücreti verme özgürlüğünden söz ediyor, sendikal örgütlenmeye karşı çıkıyordu. Sonra da “Faruk Bildirici gibi MÖ 2. yüzyıldan kalma kafalar sponsora da karşı. Gazeteci sponsor olmadan, reklam almadan nasıl para kazanacak?” diyerek lafı bana getiriyordu.

Şaban Sevinç de “Kanal patronu olmak da ayıp değil. Ve patron bal gibi editoryal sınırları da belirler” diyerek “editoryal bağımsızlık” kavramına karşı çıktı; kanal sahibi Cafer Mahiroğlu’nun yanı sıra Halk TV’de ekran ambargosu uygulanan isimleri içeren “kara liste” uygulamasını da savundu.

Temel yanlış, Seda Selek, Sorel Dağıstanlı, Remziye Demirkol, Gözde Şeker, Buket Güler ve Gökmen Karadağ’ın Halk TV’den ayrılmalarını Cem Küçük’ün “ücret anlaşmazlığı”na indirgemesi, Şaban Sevinç’in de “özlük hakları” olarak çerçevelemesi.

Evet, anlaşılan “ücret dengesizliği” sorunu var, ama itirazlarının asıl gerekçesi “değersizleştirme” ve Cafer Mahiroğlu’nun editoryal sürece müdahaleleri. Editoryal bağımsızlık, patronların sınırıdır, o çizgiden öteye geçtiklerinde gazetecilerin özgürlüğü tehdit altına girer; patronun çıkarları gazetecilik ilke ve kurallarının önüne geçer.

Yıllardan beri yaygın medyada mekanizmanın böyle işlediğini biliyoruz. Ancak bu yanlışı kabullenip meşrulaştıracak mıyız, yoksa karşı çıkıp, mücadele mi edeceğiz? Hele ki, Halk TV gibi basın özgürlüğü, demokrasi ve adalet savunucusu bir kanalın yönetiminin öbürlerine benzemesine itiraz etmeyelim mi?

Aydın Doğan ve öbür patronların sendikaları etkisizleştirip, gazetecileri kendi haklarını savunamaz hale getirdikleri gerçeği de ortada. Mesele “yıldız gazeteciler”in yüksek ücret alması da değil. Asıl mesele muhalif medyada da gazetecilerin büyük bölümünün asgari ücrete komşu ücretlerle çalışıyor olması. Bu da “patronların hakkı” denilip geçilemez.

Sponsorluk ve reklam konusuna gelelim. Cem Küçük’ün dediği gibi, gazetecilerin reklam almasına değil, reklam yapmalarına ve reklamlarda oynamalarına karşıyım. Gazetecilerin güvenilirliklerini, ticari bir ürünün satışı için kullanmaları yanlıştır; gazeteciliğe zarar verir. Kaldı ki, bu benim düşüncem değil, meslek örgütlerinin kabul ettiği bir meslek ilkesi… Ayakkabı şirketi kurup, ortak olmayı gazetecilikle bağdaştırabilen Cem Küçük’ün bu ilkeden uzak olması da anlaşılabilir bir durum tabii ki…

Sponsor alınmasına tümden karşı değilim. Cem Küçük unutmuş olabilir; Youtube’da yayın yapan bazı gazetecileri, suçlamalar yöneltilen şirketlerle sponsorluk ilişkisine girdikleri için eleştirmişti. Ben de “ICRYPEX vakası ve sponsorlukların gazetecilere zararı” başlıklı yazımda “Gazeteciler, mümkün olduğu kadar sponsorluk ilişkisine girmemeli, girerlerse de o şirketi çok iyi araştırmalı ve editoryal bağımsızlığı korumaya çok dikkat etmeli” görüşünü dile getirmiştim. Aksi halde ICRYPEX olayındaki gibi haberciliğe gölge düşürebileceğine dikkat çekmiştim.

Bir de güncel örnek vereyim. Gazeteci Kazım Kızıl, sosyal medyada “Apaçık Radyo’nun çevre ve ekoloji konulu ‘Açık Yeşil’ programının sponsorunun Fiba Yenilenebilir Enerji şirketi” olduğunu paylaşmış. “Ekoloji gazeteciliği, şirketlerin yeşil boyalarla kendilerini aklama sahası değildir” diye yazıyor. Çok haklı bir eleştiri bu.

Kimileri, patronlar ve de özellikle “medya sahipleri” özgür olsun; gazetecileri dilediği gibi kullansın isteyebilir. Ben bağımsız ve eleştirel gazetecilik ilkelerini savunmaya, bu uğurda mücadeleye devam edeceğim. Devir değişmiş olsa da gazeteciliğin tüm çıkar ilişkilerinden uzak durması zorunluluğu ortadan kalkmadı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız