Yatsı namazını kıldıktan sonra Sedefçiler Camiinden çıktılar. Çatır çatır ayazlı bir gecede Çemberlitaş’ı geçtiler ve Hoca Rüstem sokağına girip, konağa ulaştılar. Girişteki sofaya kurulmuş olan büyük çini sobanın etrafına toplandılar. Isındılar. Samur kürklerini, kaftanlarını ve ‘İlmiye Sınıfı”ndan olduklarını gösteren, kallavi beyaz sarıklarını çıkardılar.
Suriye’den getirilmiş Şam ipeklileriyle kaplı alçak sedirlere yerleştiler. Görevlilerin getirdiği kahveleri içtiler. Sonra, içlerinden en yaşlısı olduğu görülen adam, konuşmaya başladı. Hastalığının iyice arttığını, çektiği bu ‘Nikris’ hastalığı yüzünden zorlandığını ve görevini bırakmaya hazırlandığını söyledi.
Öteki iki adam, onun görevini sürdürmesinden yana olduklarını belirttiler ve ille de böyle bir şey olacaksa, yerine kimin getirilmesini düşündüğünü sordular. Uzun süren bir sessizlik oldu. Adam gür beyaz sakallarını karıştırdı. Kalktı. Sonra da adamlara dönüp, yerine getirilmesini istediği kişinin adını söyledi.