İstanbul
Açık
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,5586 %0.06
55,6733 %-0.09
6.666,80 %0.51
82.805,33 %1.27

Acil Demokrasi

YAYINLAMA:
Acil Demokrasi

Bugünlerin dünü vardı, yarını da olacaktır elbet. Olacaktır ama yine de şu gündemin içerisinde nefes alabilmek ve nefes verebilmekten başka elimizde ne kaldı, bilemez oldum doğrusu.

Türkiye’de siyaset kurumu iktidarıyla muhalefetiyle insanından kopmuş, ülke bir otoriterleşme sarmalında çıkmaz bir sokağa doğru hızla ilerliyor.

Bulutsuzluk Özlemi’nin Acil Demokrasi şarkısındaki “Çelişkiler kesinleşsin diye böyle mi geçsin ömrüm?” dediği noktadayız sanki. Her yanımız yara bere içerisinde, bir tarafta otoriterleşme diğer tarafta derinleşen yoksulluk, gerçekten böyle mi geçecek bu ömür?

Yüz üçüncü yıl dönümüne geliyoruz Cumhuriyet’in. İster istemez soruyor insan, yüz üç uzun senenin ardından gelinmesi gereken yer burası mı olmalıydı, diye. Bir yanda her geçen gün derinleşen yoksulluk, bir yanda ışığı çalınmış öğrenciler, bir yanda parasını enflasyona karşı korumaya çalışırken fon mağduru olmuş yüzbinlerce insan ve diğer tarafta siyasetin hiçbir krizi çözümleyemeyen eşsiz vasatlığı.

Bu iş böyle gitmeyecek, gitmiyor. Orası belli, peki sonrası? Bu kara bulutların içerisindeki sıkışmışlığımıza ne zaman aradan sıyrılan ışık hüzmeleri dokunacak? 31 Mart 2024’ten bu yana yaşanan gelişmeler, muhalif seçmenin enerjisini ve beklentilerini aşındırdı. Bu insanlar nasıl tekrardan hareketlendirilecek, nasıl 1 Nisan 2024’teki enerjiye geri döndürülecek? Eski siyasetin kolaycı ezberlerinin, rejimin giderek artan baskısı karşısında işe yaramadığı hepimizin gözü önünde. Artık bu tespitleri eyleme dönüştürmenin zamanı gelmedi mi?

Acı Reçete

Acı bir reçete koymakla başlayalım önümüze, mutlak butlan kararından bugüne kurumsal muhalefetin ve özellikle bugün YENİ Parti’yi oluşturan kümelenmenin, yeterli performansı gösteremediği açık. İzmir gibi sembolik bir şehrin belediye başkanının AKP’ye geçmesine verilen cılız tepkiden on yıldır muhalif seçmenin nefes alma alanına dönmüş Halk TV’nin bir şafak operasyonuyla denklemden çıkarılmasına verilen tepkinin bir günde sönümlenmesine kadar, bazı şeyler eksik belli ki, yetmiyor.

Naçizane Kasım ayında gerçekleşecek kurultaya kadar parti örgütlerinin ve genel merkezin bütün bu yaşadığı şoklara karşı yeterli dirayeti gösteremiyor oluşunu anlamlandırabiliyor olmam, bu konuda daha iyisinin yapılması gerektiğini söylememe engel olamıyor. Muhalif siyasetin etkin figürlerinin şunu idrak etmesi gerekiyor, basmakalıplaşmış sloganların seçmende hiçbir karşılığı olmadığı gibi bağlamdan kopuk olduğunda tepki de yaratıyor.

“Bunu yaptırmayız, bu kadarına cesaret edemezler, zamanı gelince herkes bunu görecek…” Hayır, bunu bize rağmen yapabiliyorlar, cesaret edebiliyorlar ve bugünden gayri ne zamanımız var bir şeyleri ortaya koyabilmek için? Muhalif siyasi aktörler, kendi seçmeninin hissettiği bıkkınlık ve öfke haliyle empati kurarak söylemini buna göre kurgulamalı; ortadaki veya karşı mahalledeki seçmeni pozitif ve makul önerilerle ikna etmeye çalışmalı. Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkeye bir gelecek sunamadığı tespitinden hareketle, yeniyi bir an evvel kendi içimizde inşa edip sonra da insanlara aktarmalıyız. Zira Türkiye’nin bugün hissettiği huzursuzluk halinin seçmeni farklı tercihlere itebileceği umuduna tutunmamız gerekiyor.

YENİ’ye Dair

“Yeni Parti’yi halk kurdu” denilerek çıkıldı yola ki bu slogan gerçekten de bir hakikati vurguluyordu. Butlan kararının ardından halk iyi kötü bir şey beklediği veya umduğu siyasetçilerden, yeni bir parti kurmasını ve kendilerine yeni bir yol göstermesini bekledi ve talep etti.

Lakin bu isteği yönlendirirken seçmenle inatlaşmamak da gerekir. Seçmenin bugünkü gelişmeler karşısında yeterli performansı gösteremediğinizi düşünerek size kızması, hatta size hakaret etmesi bana kalırsa aynı zamanda size yönelik bir beklentisi olduğunu anlatır, anlatmalıdır. Seçmenin kendi inine çekilip yaşananlardan kendisini soyutlayarak izlemesi asıl korkulması gerekendir ki son zamanlardaki en büyük endişem, gidişatın buraya doğru evrilmesi.

Ancak YENİ Parti’nin kuruluşundan bugüne, olumlu bulduğum bazı gelişmelerin de altını çizmenin gerekli olduğunu hissediyorum. Partinin üyelikleri elektronik tabanlı olacak şekilde kolaylaştırılması, üyelerin il ve ilçe seçimlerinde mutlak söz sahibi yapılması CHP’nin içerisinde süregelmiş “delege ağalığı” kavramını bir hayli hırpaladı ve delegelik sisteminin manipüle edilebilir taraflarını kırptı. Bununla birlikte, dönüşümün gerçek etkisini anlayabilmek için zamana ve birkaç kurultaya daha ihtiyacımız var.

Öte yandan YENİ Parti’nin içerisinde bulunduğu seçim sürecinin iletişiminin daha iyi işletilebileceğini, üyelerin ön seçimle ilçe, il başkanlarını ve genel başkanı seçmesinin reklamının daha iyi yapılabileceğini ve üyelere bu seçimlerdeki işleyişin tam olarak nasıl olacağının daha iyi anlatılabileceğini düşünüyorum. İlk seçimin günahının olmayacağı fikriyle bu sistemin, önümüzdeki dönemde Ankara-yerel siyaset arasındaki bağı nasıl şekillendireceğini merakla bekliyorum.

Üye seçimlerinin haricinde, YENİ Parti’nin örgütsel düzeyde başka ödevleri olduğuna da inanıyorum. İktidarın belediyeleri ve partiyi absürt yolsuzluk iddialarıyla sıkıştırdığı bugünlerde, parti finansmanındaki şeffaflık sorusu cevaplanması gereken önemli bir konu olarak önümüzde duruyor. Partilerde finansmanın hizipleşmeyi önleyecek şekilde, şeffaf olarak gerçekleştirilmesi ve üyelik aidatlarının üyelerin gelir durumuna göre bir oranla tanzim edilecek şekilde yeniden güncellenmesi gerekiyor. Ayrıca muhalif partiler, bu otoriterleşme sarmalı içerisinde merkez örgütlerinden ilçe örgütlerine kadar, tüm yöneticilerinin sermayedarlarla olan ilişkisini düzenlemeli ve bu konuda net bir çizgi çizerek yetkili organlara aday olacak partililerin mal beyanında bulunmasını zorunlu kılmalıdır.

Ek olarak muhalif partilerin karar alma süreçlerinin daha katılımcı gerçekleşebilmesi için kritik hususlarda doğrudan üyelerin katılacağı oylamalar işletilmeli ve buradan çıkan eğilimlere göre parti yönetimi siyasetini şekillendirmelidir. Ayrıca partinin üst kadrolarında fonksiyonu ve amacı somutlaştırılmamış, parti tüzüğünde tam olarak karşılığı bulunmayan mevkilerin oluşturulmasından kaçınılmalı ve genel başkan, il başkanı, ilçe başkanı gibi pozisyonlarda bulunan figürlerin birinci dereceden akrabalarının ilgili örgütte görev alması engellenmelidir.

Nihayetinde YENİ Parti’nin bugün üye ön seçimi olarak kavramsallaştırdığı, delegeliğin etkisini azaltarak bizzat üyelerin genel başkan, il ve ilçe başkanlarını seçtiği yeni sistemi ve üyeliklerin elektronik tabanlı bir sistemde kolaylaştırılmasını olumlu buluyorum. Bu dönüşümlerin etkisini hemen yarın hissettirmeyeceğini ancak orta vadede partinin siyaset kapasitesini artırarak üyelerine yeni siyaset alanları açacağına inanıyorum. Ancak görünüyor ki bundan fazlası; siyasetin yataylaşması, parti örgütlerinin politika üretebilecek kapasiteye ulaşması gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişisel iktidarı üzerine kurumsallaşmış bir siyasal sistemi Türkiye artık taşıyamıyor. Bununla beraber muhalefet, bütün bu karamsar görüngünün içerisinde henüz seçmene bir alternatif olmayı başaramıyor. Örgütsel düzeydeki bazı yeniliklerin gelecekte yeni imkânlar yaratacağı aşikâr ama fazlası gerek.

Bu noktada vatandaşlar olarak bizlere düşen ödev, muhalif partilerin parti içi demokrasiyi işletecek dönüşümlerini desteklemek ve hatta onları zorlamak olmalıdır.

Bulutsuzluk Özlemi’nin dediği gibi acil demokrasi lazım bu partilere, bu ülkeye ve bu insanlığa. Demokrasiye dair inancı tekrardan yeşertecek, yeni bir siyaset anlayışının filizlenmesi dileği ve özlemiyle…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız