Kuşkusuz yakın geçmişteki seçim dönemlerinde de medyanın siyasi iktidarın propaganda kampanyasının bir parçası haline geldiğini görmüştük. Ama medya eliyle yapılan abartmanın, yalanın, düşmanlaştırmanın, bilgi karartılmasının bu boyutlara ulaştığına tanık olmamıştık.
Gazeteciliğin politik yandaşlık gözlüğüyle yapılması halinde ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceğinin en çarpıcı örneği, Erzurum’daki saldırı haberleriydi. Ekrem İmamoğlu ve otobüsün önünde onu dinleyenlere taş yağdıranlara polisin uzun süre müdahale etmediği görüntülerde açıkça görülüyordu. İktidar medyası, saldırıyı eleştirmek bir yana iktidar mensuplarının dilini aynen tekrarlayarak, saldırıya uğrayanları suçlayan haberler yayımladı.
İlk gün Akşam ve Türkiye, CHP ve İmamoğlu’nu “provokasyon” ile suçladılar. Yeni Şafak ise daha ileri giderek “CHP’liler arasında yer alan bazı gruplar vatandaşa böyle taş yağdırdı” diye yazdı. Ancak Yeni Şafak ertesi gün fikir değiştirerek, olayı bu kez “İmamoğlu’nun otobüsüne taş atılması” olarak tanımladı; “Provokasyonda FETÖ izi çıktı” manşetinde “istihbaratta görevli uzman çavuş Muhammed Akif K.’nın gözaltına alındığını” yazdı.