İstanbul
Parçalı bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,2047 %0.15
50,9196 %-0.09
7.254,01 % 0,66
71.571,34 %2.933
Muhalif. GÜNDEM 2040 yılında dünyayı nasıl bir senaryo bekliyor?

2040 yılında dünyayı nasıl bir senaryo bekliyor?

Lancet Planetary Health dergisinin özel sayısında bu sabah yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, Hindistan, Çin, ABD, Birleşik Krallık, Nijerya, Brezilya, Endonezya ve Almanya’da, Paris Anlaşması doğrultusunda iddialı iklim hedefleri benimsenmesi halinde her yıl milyonlarca insanın hayatı kurtulabilecek. 

Okunma Süresi: 13 dk

Yazarlar, dünya nüfusunun %50’sini ve küresel emisyonların %70’ini temsil eden bu dokuz ülkede Paris Anlaşması’na uyumlu iklim planları uygulamanın sağlık üzerindeki genel etkilerini ilk defa inceledi.

Aralık 2020'de, yıllık Lancet Countdown Sağlık ve İklim Değişikliği raporunun beşinci baskısı, önümüzdeki beş yıllık dönemin küresel ısınmanın en kötü etkilerini önlemek açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak ulusal hükümetlere emisyonlarını ciddi ölçüde azaltmaları için çağrıda bulunmuştu.

Lancet Planetary Health’in basın bültenini ve destekleyici alıntıları aşağıdaki gibidir:

The Lancet Planetary Health: Modelleme çalışmasına göre, ülkeler Paris Anlaşması’nda öngörülen hedeflere ulaşmak için iklim taahhütlerini artırırsa 2040’a kadar her yıl milyonlarca kişinin hayatı kurtulacak.

Paris Anlaşması’nın hedeflerini yakalamaya ve sağlığa öncelik veren politikalar benimsendiğinde, çalışma kapsamında incelenen dokuz ülkede her yıl, iyileşen beslenme düzeni sayesinde 6,4 milyon, daha temiz hava sayesinde 1,6 milyon, artan fiziksel hareket sayesinde de 2,1 milyon kişinin hayatı kurtulabilir.

The Lancet Planetary Health dergisinin özel sayısında yayınlanan Lancet Countdown Sağlık ve İklim Değişikliği raporunda yer verilen çalışma, ülkelerin Paris Anlaşması ile kabul edilen küresel sıcaklık artışını 2 derecenin oldukça altında tutma hedefiyle uyumlu iklim planları (Ulusal Katkı Beyanları) benimsemeleri halinde insan sağlığında görülecek olumlu etkilerin altını çiziyor.

Çalışma kapsamında incelenen dokuz ülke (ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Brezilya, Çin, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan, ve Nijerya) dünya nüfusunun %50’sini, küresel emisyonların %70’ini temsil ediyor.

 Paris Anlaşması tarafları, bu yıl düzenlenecek COP26 öncesi, aslında geçen yılın sonuna kadar bildirilmesi gereken ancak (aralarında çalışma kapsamındaki dokuz ülkenin altısının da yer aldığı) çoğu ülke tarafından hâlâ açıklanmayan Ulusal Katkı Beyanlarını güncellemeye ve gözden geçirmeye devam ediyor. [2] Mevcut durumda, Ulusal Katkı Beyanları, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmaya yetecek kadar güçlü değil (bu haliyle küresel sıcaklık artışının 3 dereceden daha fazla gerçekleşme tehlikesi bulunuyor). Raporun yazarları, daha sağlıklı beslenme düzeni, daha temiz hava ve artan egzersiz ile birçok hayatın kurtarılabileceği gerçeğinin, beyanları güçlendirmek için bir dayanak teşkil ettiğini vurguluyor.

 RAPORUN BAŞ YAZARI VE AYNI ZAMANDA LANCET COUNTDOWN SAĞLIK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ YÖNETİCİSİ, UCL ENERJİ ENSTİTÜSÜ’NDEN DOÇENT DOKTOR IAN HAMİLTON:

“Raporumuz, iklim değişikliğiyle mücadelede çok önemli ancak genellikle gözden kaçan bir dayanak noktasına odaklanıyor. Karbon azaltımının nihayetinde uzun vadeli olan ve hasar sınırlaması açısından değerlendirilen doğrudan faydalarının aksine, iddialı iklim politikalarının sağlık ile ilgili dolaylı faydaları kendilerini anında göstermektedir. Mesaj çok açık. Paris Anlaşması’na uymak her yıl milyonlarca insanın erken ölmesini engellemekle kalmaz, iyileşen sağlık koşulları sayesinde milyonlarca insanın yaşam kalitesini artırır. Daha fazla hayat kurtarmak için sağlığı iklim değişikliği politikalarının ön saflarına yerleştirme zamanı geldi.”

 Her ülke için, üç farklı Ulusal Katkı Beyanı senaryosu kapsamında, enerji, tarım ve ulaşım sektörlerinden kaynaklanan emisyonlar ile beslenme düzeniyle ilişkili risk faktörlerine, hava kirliliğine ve fiziksel hareketsizliğe bağlı yıllık ölüm oranları değerlendirildi ve 2040 yılına ilişkin tahminler geliştirildi. Temel senaryo (mevcut durum senaryosu) mevcut Ulusal Katkı Beyanı politikalarını incelerken, ikinci senaryo (sürdürülebilir yol haritası senaryosu) Paris Anlaşması ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na uygun Ulusal Katkı Beyanı politikalarını, üçüncü senaryo ise (sağlık yol haritası senaryosu) sürdürülebilir senaryoya sağlık ile ilgili bariz hedeflerin yerleştirilmesinden elde edilecek ilave faydaları mercek altına aldı. 

 Çalışma kapsamındaki dokuz ülkenin tamamında, Paris Anlaşması’na uygunluk senaryosunda, iyileşen beslenme düzeni sayesinde 5,8 milyon, daha temiz hava sayesinde 1,2 milyon ve artan fiziksel hareket sayesinde 1,2 milyon insanın hayatı kurtarılabilir. Ulusal Katkı Beyanlarına sağlıkla ilgili hedeflerin yerleştirildiği daha iddialı senaryo seçildiğinde ise, hava kirliliği, beslenme düzeni ve fiziksel hareketsizliğe bağlı sırasıyla 462 bin, 572 bin ve 943 bin ölümün daha önüne geçilebilir. (Ülke bazında verilere basın bülteninin sonundaki tabloda yer verilmiştir). 

 Raporun yazarları, azalan hava kirliliği, daha iyi beslenme düzeni ve artan fiziksel hareket ile önüne geçilen olası ölümlerdeki çapraz geçiş hesaba katılamadığından, bu etkenlere bağlı ölüm oranlarının ayrı ayrı modellendiğini ve ortaya çıkan sonuçların toplamının alınmadığını belirtti. Modelleme çalışmasında olası senaryolara bakılırken, gelecekteki demografik ve sosyo-ekonomik eğilimlere ilişkin çeşitli varsayımlara dayanarak tahminde bulunduklarının da altını çizdiler.

 Ulusal Katkı Beyanlarının güçlendirilmesi, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasını doğrudan, insanların zararlı kirleticilere daha az maruz kalmasını, beslenme düzenlerinin iyileşmesini ve güvenli fiziksel aktivitenin artmasını da dolaylı olarak sağlayarak insan sağlığını olumlu etkiler.

 TÜM ÜLKELER, EN ÇOK, İYİLEŞEN BESLENME DÜZENİNDEN FAYDALANMAKTADIR

Söz konusu üç etkenin sağlık üzerindeki etkileri ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, Paris Anlaşması’na uygunluk senaryosu altında tüm ülkeler en çok, iyileşen beslenme düzeninden faydalanmaktadır. Bu senaryoda, yarı vejetaryen diyetin giderek daha da yaygınlaşması ve sebze meyveye erişimin artması modellenmiştir. Bu değişim sonucu kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketiminde azalma görülse de, hayvansal gıda tüketimi bir nebze de olsa devam etmektedir. 

 İyileşen beslenme düzeninden, her yıl 100 bin kişide 188 ölümün engellendiği Almanya orantısal olarak en çok faydalanmakta, onu 100 bin kişide 171 ölümün engellendiği ABD ve 167 ölümün önüne geçildiği Çin izlemektedir.

Rapora göre, meyve, sebze, baklagil ve kabuklu yemişten oluşan bir beslenme düzeninin eksikliği, aşırı kırmızı et tüketimine bağlı risklere kıyasla daha büyük bir sağlık sorunu teşkil etmektedir. Öyle ki, söz konusu beslenme tarzı benimsendiğinde ölümlerin %30’unun önüne geçilebilirken, aşırı kırmızı et tüketimi ölümlerin %22’sine sebep olmaktadır.

 GELECEKTEKİ POLİTİKA HEDEFLERİ

 The Lancet Planetary Health Yazı İşleri Müdürü Dr Alastair Brown: “Glasgow’da düzenlenecek COP26 öncesi ülkelerden hedeflerini yükseltmeleri beklenirken, önümüzdeki aylarda iklim değişikliği ile mücadelenin hızlandırılması ve küresel sağlığın iyileştirilmesi için önemli bir fırsat bizi bekliyor. Herkesin harekete geçmesi gereken son bir tarih gerekiyorsa, artık o tarih belli; Kasım 2021.”

 Rapor, analizin yapıldığı dönemden bugüne bazı ülkelerin gösterdikleri çabayı artırdığının altını çiziyor. Birleşik Krallık ve AB, Ulusal Katkı Beyanlarını güçlendirdi. Çin 2060’a kadar karbon nötr bir ülke haline gelmeyi hedeflediğini duyurdu. Joe Biden ve Kamala Harris yönetimi ise 2050’ye kadar emisyonları sıfırlama çabası içinde olacaklarını taahhüt etti. 

 Yeni duyurulan bu taahhütlere rağmen, dünya henüz Paris Anlaşması hedeflerini tutturma yoluna girebilmiş değil ve küresel sıcaklığın yüzyılın sonuna kadar 2,5 derece artması bekleniyor. 

 THE LANCET PLANETARY HEALTH ÖZEL SAYISINDA YAYINLANAN MAKALESİNDE, DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ ESKİ GENEL MÜDÜRÜ MARGARET CHAN:

“Rapor bulguları, dünya liderlerinin yeni Ulusal Katkı Beyanlarındaki iklim taahhütlerini yerine getirmeleri, aynı zamanda Covid-19 kurtarma planlarına çevre ve sağlık hedefleri yerleştirmeleri için önemli bir teşvik sağlıyor. Sonuçta, daha sağlıklı bir dünya nüfusu, gelecekte yaşanabilecek sağlık krizlerine karşı daha dirençli olacaktır”, dedi.

Chan sözlerine şöyle devam etti: “Sağlığın bu ölçekte iyileşmesiyle elde edilecek milyarlarca dolarlık tasarrufun, azaltım tedbirlerine ilişkin maliyetleri karşılamak için kullanılabileceğini de unutmamak gerekir.” 

Rapor Lancet Planetary Health dergisi özel sayısında, Ulusal Katkı Beyanlarına sağlık hedeflerinin dahil edilmesi ve İngiltere Ulusal Sağlık Sisteminin (NHS) karbon ayak izininin diğer sağlık sistemlerine örnek olacak şekilde hesaplanması hakkında kaleme alınmış diğer iki makale ile birlikte yayınlanmıştır. Özel sayıda aynı zamanda, DSÖ eski Genel Müdürü Margaret Chan; Reykjavik Belediye Başkanı Dagur Eggertsson; Auckland Üniversitesi, Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Collin Tukuitonga; Pasifik Topluluğu Sekreterliği Halk Sağlığı Bölümü Direktörü Paula Vivili ve British Columbia Üniversitesi Cerrahi Bölümü’nden Andrea MacNeill tarafından kaleme alınan makaleler de yer almaktadır.

 Bugüne kadar sadece otuz dört ülke (33 ülke ve AB27) gözden geçirilmiş Ulusal Katkı Beyanı sunarken, aralarında bu çalışma kapsamına giren iki ülkenin (Birleşik Krallık ve Almanya) de yer aldığı sekiz ülke Ulusal Katkı Beyanlarını yeniledi. Bu durum geri kalan 120 ülkenin hedeflerini yükseltmesi için açık bir pencere bıraktı.

 Modellenen farklı senaryolar hakkında daha fazla bilgi için lütfen 4. sayfadaki “Panel: İklim ve sağlık modellemesi için kullanılan senaryolar”a bakın.

 ÜLKE VERİLERİ

2040 yılında senaryo (temel senaryoya göre) ve ülke (engellenen toplam ölüm sayısı ve 100.000 kişide engellenen ölüm sayısı) bazında engellenen ölümler.

 SÜRDÜRÜLEBİLİR YOL HARİTASI SENARYOSU (SPS)

2040’a yönelik projeksiyonların öne sürüldüğü bu senaryo, içinde bulunduğumuz yüzyılda küresel sıcaklık artışını 2 derecenin oldukça altında tutmak ve SKA2 (Açlığa Son), SKA3 (Sağlık ve Kaliteli Yaşam), SKA7 (Erişilebilir ve Temiz Enerji) ve SKA13 (İklim Eylemi) kapsamındaki hedeflere ulaşmak için Paris Anlaşması beyanlarıyla uyumlaştırılmak üzere tasarlanmıştır.   

 TÜM İKLİM POLİTİKALARINA SAĞLIĞIN İŞLENMESİ SENARYOSU (HPS)

2040’a yönelik projeksiyonların öne sürüldüğü bu yaklaşım, herkesin sağlıklı ve kaliteli bir yaşama sahip olması için sinerji yaratıp zararların önüne geçerek, politika kararlarının sağlık üzerindeki etkilerinin sistemli bir şekilde dikkate alınmasını hedeflemektedir. Bu senaryo, Paris Anlaşması ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile uyumlu tedbirler içerirken bir taraftan da sağlığı etkileyen dolaylı faydaların en üst seviyeye çıkarılmasını hedefler.

Destekleyici alıntılar

 DR MARİA NEİRA, YÖNETİCİ, ÇEVRE, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE SAĞLIK DAİRESİ, DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ

“Ülkeler kirletici emisyonları azalttığında dünyayı daha sağlıklı ve daha adil kılacak pek çok fırsat doğuyor. Bu rapor, gidişatı değiştirecek hiçbir şey yapmadığımızda ödeyeceğimiz bedelin ve iddialı adımlar atıldığında ortaya çıkacak muazzam faydaların hesaplanmasında önemli bir role sahip. Rapora bir doktor ve halk sağlığı uzmanı gözünden bakıyorum ve salgın sonrasında dirençli ve sağlıklı bir dünya için reçeteye iddialı iklim hedefleri yazıyorum!”

 CHRİSTİANA FİGUERES, GLOBAL OPTİMİSM EŞ KURUCUSU, UNFCCC ESKİ YÖNETİCİ SEKRETERİ

“Hükümetler, Paris Anlaşması hedeflerine uygun şekilde emisyonlarını azaltacaklarını halihazırda beyan etti. Hedefleri yükselterek, sağlıklı bir gezegende yaşayan sağlıklı insanlara kavuşabilir, toplumlarımızı ve ekonomilerimizi gelecekte karşılaşabileceğimiz krizlerden koruyabiliriz. Bu araştırma, bu yıl düzenlenecek COP26’da tüm ülkelerin iddialı Ulusal Katkı Beyanları öne sürmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.”

 NİGEL TOPPİNG, BİRLEŞİK KRALLIK ÜST DÜZEY İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ YETKİLİSİ
“2040’larda emisyonları sıfırlamaya doğru koştuğumuz yarış, hava kirliliği, ormansızlaşma ve iklim değişikliğinin etkilerine bağlı ölümlerin azaldığı bir dünyaya erişmek için koşulan bir yarıştır. Küresel salgınlar veya doğal afetler gibi krizlere karşı dünyayı dirençli hale getirme yarışıdır. Hükümetler, COP26 zirvesi öncesinde söz verdikleri eylemleri fazlasıyla yerine getirirken, ekonomik iyileşme planlarının ve Paris Anlaşması kapsamında taahhüt ettikleri katkıların merkezine halk sağlığını ve dayanıklılığı koyarak bu amaca ulaşma ihtimalini kuvvetlendirebilir.”  

Avrupa Parlamentosu Çevre Komitesi, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması hakkında görüşünü bildirdi. Avrupa Birliği’nin küresel ticaretinde karbon yoğunluğunu hesaba katmayı amaçlayan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın, Emisyon Ticaret Sistemi’ndeki ücretsiz karbon salım haklarının yerine geçmesi gerektiğini öne sürdü. Yeni düzenleme, düşük karbonlu ekonomiye geçmeye karar verecek bir Türkiye için iklim finansmanı fırsatına dönüşebilir. 
Avrupa Parlamentosu Çevre Komitesi, Avrupa Birliği dışından yapılan karbon yoğun ithalata fiyat koymayı amaçlayan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (Carbon Border Adjustment Mechanism, CBAM) hakkındaki pozisyonunu belirledi. Birliğin yasama organı olan Parlamento, bu yeni mekanizmanın, şu anda belli sektörlere bedelsiz karbon emisyonu üretme hakkı veren Emisyon Ticareti Sistemindeki (ETS) bu karbon emisyonu tahsislerinin yerini alması gerektiği konusunda ısrarlı.

 

SINIRDA KARBON DÜZENLEME MEKANİZMASI BİR İKLİM FİNANSMANI DESTEĞİNE DÖNÜŞEBİLİR
Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Endüstriyel Dönüşüm Politikası Koordinatörü Doreen Fedrigo, “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, AB endüstrilerinin net sıfır emisyona geçişleri için eşit şartlar sağlamayı ve küresel çapta tüm ekonomilerin de benzer şekilde karbonsuzlaşmasını amaçlıyor. 5 Şubat Cuma günü gerçekleşen oylamada, Avrupa Parlamentosu, endüstrinin ‘hem pastam dursun, hem karnım doysun’ diyemeyeceğini vurguladı. Parlamenterler, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın uygulamaya konması halinde, AB Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında kirlilik izinlerinin ücretsiz tahsis edilmesinin tamamen durdurulması gerekeceğini açıkça belirtti. Bu, karbon yoğun endüstrilerin büyük çoğunluğunu, neden oldukları iklim hasarını karşılamaktan koruyan boşluğu kapatmak için açık bir çağrı" dedi. 

Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz ise, “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, endüstriyi karbonsuzlaştırma sürecinde AB sanayileri için eşit bir oyun alanı sağlamayı ve Türkiye gibi AB ile etkileşim içinde olan ekonomileri de teşvik etmeyi amaçlıyor. Avrupa Birliği, ihracatının neredeyse yarısını AB ülkelerine yapan Türkiye için büyük önem taşıyan bir ticaret ortağı. Türkiye henüz Paris Anlaşması'nı onaylamadığı için mekanizmaların tartışıldığı küresel iklim gündeminin bir parçası olma fırsatını kaçırıyor. Anlaşmayı hemen onaylayarak harekete geçmeli. Bu, Türkiye'de düşük karbon ekonomisine geçişi mümkün kılacak bir Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın tasarımı için AB'yi etkileyebilmenin ilk ve temel adımı. Türkiye, mekanizmadan kaçınmak yerine bunu kendi endüstrilerinin karbon ayak izini azaltma ve bir iklim finansmanı desteğine dönüştürme fırsatı olarak görmeli.”

Emisyon Ticareti Sistemi, geçtiğimiz Aralık ayında kabul edilen AB’nin yeni 2030 iklim hedefiyle uyumlu olacak şekilde bu yıl revize edilecek. Revizyonun, sanayiye verilen ücretsiz tahsisleri aşamalı olarak kaldırması ve yüksek derecede kirletici endüstriyel sektörlerinin sera gazı emisyonlarının hızlı şekilde azaltımı için daha yüksek bir karbon fiyatı getirmesi gerekiyor.
 
SINIRDA KARBON DÜZENLEME MEKANİZMASI NEDİR?
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Avrupa Birliği'nin tüm politikalarında merkeze aldığı Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde, 2050 yılında AB'nin karbon nötr olması hedefine ulaşması için üzerinde çalıştığı araçlardan biri. Bu araçla, AB yatırımcısının görece karbon düzenlemesi zayıf olan ülkelere yönelmesini önlemek ve AB içinde kalan yatırımcısını haksız rekabetten korumak için “karbon kaçağı riski olan” ürünlerin AB pazarına ihraç edilirken içerdiği karbon yoğunluğuna göre vergilendirmeyi öngörüyor. Ayrıca bir amacı da AB ticaret paydaşlarının küresel sera gazı azaltım hedeflerini benimsemesini sağlamak.
 
SONRAKİ ADIMLAR
Genel Kurul, 8-11 Mart 2021 tarihli oturumunda yukarıda bahsedilen kararı oylayacak. Komisyon'un 2021'in ikinci çeyreğinde Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması hakkında bir öneri sunması bekleniyor.
 
AVRUPA İKLİM EYLEM AĞI (CAN EUROPE) HAKKINDA
Avrupa İklim Eylem Ağı, Avrupa'nın iklim değişikliğiyle mücadele eden önde gelen sivil toplum koalisyonudur. 38 ülkede faaliyet gösteren, 1.500'den fazla sivil toplum kuruluşunu temsil eden 170'in üzerinde üye kuruluş ile Avrupa İklim Eylem Ağı, Avrupa'da sürdürülebilir iklim, enerji ve kalkınma politikalarını teşvik etmek için çalışmaktadır. Ağın, Türkiye’den yedi üyesi bulunmaktadır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız