İstanbul
Açık
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,4899 %0.22
56,3586 %-0.25
6.898,85 %-0.74
79.979,99 %0.30
Muhalif. EKONOMİ Yeni orta vadeli program açıklandı: Enflasyon ve cari açık hedefleri yukarı yönlü güncellendi

Yeni orta vadeli program açıklandı: Enflasyon ve cari açık hedefleri yukarı yönlü güncellendi

Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemine ilişkin temel makro göstergelerini belirleyen yeni Orta Vadeli Program kamuoyuna duyuruldu. Jeopolitik gerilimler ve küresel piyasalardaki oynaklığın gölgesinde hazırlanan programda, büyüme beklentileri aşağı yönlü revize edilirken 2026 yılı enflasyon tahmini yüzde 28,4'e çıkarıldı.

Yeni orta vadeli program açıklandı: Enflasyon ve cari açık hedefleri yukarı yönlü güncellendi
KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 7 dk

Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasını çizen 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı (OVP), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından kamuoyuna açıklandı. Yeni programda küresel riskler, bölgesel çatışmalar ve enerji fiyatlarındaki artışın makroekonomik dengeler üzerindeki etkileri dikkat çekerken, temel ekonomik hedeflerde belirgin güncellemeler yapıldı.

Daha önce yürürlükte olan 2026-2028 programında 2026 yılı için öngörülen yüzde 16'lık enflasyon beklentisi, yeni OVP ile birlikte 12,4 puanlık artışla yüzde 28,4 seviyesine yükseltildi.

Enflasyon ve büyüme hedefleri güncellendi

Programın önceliğinin dezenflasyon sürecini kalıcı kılmak olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, hedeflenen takvimi ve büyüme tahminlerini paylaştı:

“2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik. Sanayi büyümesi tahminimiz yüzde 2,3’e geriledi. Programımızın önceliği dezenflasyon sürecini kalıcı şekilde sürdürmek. Enflasyon hedefi 2027 için yüzde 21, 2028 için yüzde 13,5 ve 2029 için yüzde 9.”

Yılmaz, istihdam ve makro büyüme projeksiyonlarına ilişkin şu bilgileri verdi:

“OVP hedefleri, yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz büyümenin 2027 yüzde 4,2, 2029’da yüzde 5 olmasını bekliyoruz. Tarımda teknoloji ve verimlilik artışı, hizmetlerde bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin öne çıkmasını sağlayacağız. Büyüme kadar öncelikli alan istihdam. 2026'da yüzde 8,1 işsizlik beklentisi, 2027 yüzde 8, 2028'de yüzde 7,8 ve 2029'da yüzde 7,6’ya düşürme hedefimiz. Dış ticaret açığı tahminimizi 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseltirken, enerji ithalatı beklentimizi 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkardık. Turizm gelirleri tahminimizi ise 68 milyar dolardan 65 milyar dolara düşürdük.”

Dış denge göstergelerinde jeopolitik baskı

Bölgesel çatışmaların ve emtia piyasalarındaki oynaklığın bütçe ile dış dengeye yansımalarını aktaran Yılmaz, şöyle devam etti:

“Cari açığın GSYH'ye oranına ilişkin tahminimizi de yüzde 1,3'ten yüzde 2,6'ya yükselttik. Böylece yeni OVP'de 2026 için önceki programa kıyasla daha düşük büyüme ve sanayi üretimi, daha yüksek enflasyon, dış ticaret açığı ve cari açık öngörüsü ortaya koyduk. Enerji fiyatlarındaki yükselişin dış dengemiz üzerinde doğrudan etkisiyle enerji ithalatı tahminimiz 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken dış ticaret açığı tahminimiz 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkmıştır. Buna bağlı olarak cari işlemler açığının millî gelire oranına ilişkin tahminimizi de yüzde 2,6’ya güncelledik. Turizm gelirleri tahminimiz ise yine savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiştir.”

Finansal istikrar göstergelerine ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) sürecine değinen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Rezervlerde artış ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını destekliyor. Risk primimiz önemli ölçüde gerilemiş 700'lü seviyelerden 217'ye inmiştir. Bu durum faiz riskini aşağı çekmiştir. Manşet enflasyonda savaş koşulları kaynaklı geçici yataylaşma izlendi. Savaşın manşet enflasyona etkisi 7 puana yakın hesaplanıyor.”

Küresel pazar daralması ve jeopolitik riskler

Avrupa Birliği ve Orta Doğu pazarlarındaki görünüme dikkat çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, uluslararası piyasalardaki risk ortamını şu sözlerle aktardı:

“Büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği'nde 2025 yılında yüzde 1,6 olarak gerçekleşen büyümenin, 2026 yılında yüzde 1,2'ye gerilemesi, 2027 yılında ise sınırlı bir toparlanmayla yüzde 1,4 seviyesine yükselmesi beklenmektedir. MENA bölgesinde, yani Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da ise savaşın ve jeopolitik gerilimlerin ekonomik faaliyet üzerindeki etkisi çok daha belirgindir. 2025 yılında yüzde 3,3 büyüyen bölge ekonomisinin 2026 yılında yüzde 0,5 oranında daralacağı tahmin edilmektedir. 2027 yılında beklenen yüzde 7,3'lük güçlü büyüme ise 2026 yılındaki bu sert daralmanın oluşturacağı baz etkisinin ve diğer faktörlerin devreye girmesiyle gerçekleşecektir.”

“Avrupa Birliği ve bölge ülkelerinin toplam ihracatımızın yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu dikkate alındığında, 2026 yılında ihracatçılarımızın oldukça zorlu bir talep ortamına rağmen son derece başarılı bir performans ortaya koyduklarının altını çizmek isterim. Yıllar içerisinde ihracat pazarlarını çeşitlendirmek, ülkemizin mevcut pazarlardaki güçlü konumunu korurken yeni pazarlara erişimini artırmak, ihracatımızı bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirmek önümüzdeki dönemde de devam edecektir. Savaşın başlamasıyla birlikte jeopolitik risk endeksinin çok hızlı bir şekilde yükseldiğini grafikten de görüyoruz. Savaş öncesinde uzun dönem ortalaması etrafında seyreden endeks, savaşın ardından tarihsel ortalamasının oldukça üzerine çıkmış ve oynaklık yükselmiştir. Jeopolitik gerilimler; enerji ve emtia piyasalarından ticaret ve lojistik hatlarına, yatırım kararlarından finansal piyasalara kadar birçok kanal üzerinden dünya ekonomisine yayılmaktadır. Bu gelişmeleri ve oluşturabilecekleri ilave riskleri yakından takip ediyor, etkileri sınırlayıcı tedbirler alıyoruz. Ekonomi politikalarımızı farklı senaryoları dikkate alan, dışsal şoklara karşı dayanıklılığı güçlendiren bir anlayışla yürütüyoruz.”

Bakan Şimşek: Kamuda 484 milyar liralık tasarruf sağlandı

Toplantıda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuda yürütülen tasarruf tedbirleri, harcama disiplini ve bütçe dengesi hakkında kapsamlı veriler paylaştı:

“Kamuda tasarrufta bir başarı var. İzleme, denetleme ve yaptırımla iyi sonuçlar alıyoruz. Tasarruf, yatırımlar azaltılarak yapılmıyor. Gelir dağılımda iyileşme var. Hazine ve Maliye Bakanlığı, yaptırım boyutu hariç, izleme, denetleme ve raporlama boyutlarında çok güçlü bir fonksiyon icra ediyor ve sonuç alıyoruz. Tasarruf Genelgesi kapsamındaki harcamalara bakarsanız, sizler biliyorsunuz ama vatandaşlarımıza hatırlatmak açısından tekrarlayayım. Burada taşıtlar var, kamu taşıtları; kamu binaları, haberleşme giderleri, seyahat giderleri, enerji, su, kırtasiye, demirbaşlar... Yani üç aşağı beş yukarı kamunun cari tüketiminin önemli boyutları burada var. Savunma tabii ki hariç.”

Sağlanan mali tasarrufun boyutuna dikkat çeken Şimşek, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Şimdi burada öncelikle şunu söyleyeyim, rakamlar ortaya konuldu. Tasarruf Genelgesi'nden önceki 10 yılda az önce zikrettiğim bu kalemlerin bütçe içindeki payı yüzde 4,6'ydı. Bugün bu kalemlerin bütçe içindeki payı 2025 sonu itibarıyla yüzde 2,9. Muhtemelen 2026'da çok fazla değişmeyecek. Burada cari fiyatlarla baktığınız zaman bu tasarruf neye tekabül ediyor? 484 milyar liraya tekabül ediyor. Bu da aslında 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük bir tasarrufa tekabül ediyor. Onun için bunu önemsiyoruz.”

Kamudaki taşıt kullanımına ve yatırım sınırlamalarına değinen Bakan Şimşek:

“2025 yılında sözleşmesi sona eren kiralık araçlarda, yenilenen sözleşmelerde yeniden kiralanan taşıtları yüzde 21 düşürdük. Yani 2025 yılında diyelim ki 100 taşıtın kiralama sözleşmesi bitti. Yenilerken bunu 79 olarak yenilemişiz. Basitleştirmek için söylüyorum. Dolayısıyla burada çok güçlü bir tasarruf var. Doğru, yatırımlar boyutuyla bakarsanız sadece ve sadece biz hizmet binası yapımlarını gözden geçirdik. Onları sınırladık. Bu doğru. Ama zaruri haller dışında, yani deprem gibi birtakım kaygılar veya tespitler nedeniyle yenilenen binaları bir kenara bırakırsak, doğru, biz hizmet binaları konusunda, onlar da yatırıma giriyor, yenilenmesinde biraz temkinliyiz. Özellikle enerji ve su kullanımında ciddi tedbirler aldık. Bir taraftan yenilenebilir enerji, bir taraftan da LED dönüşümünü hızlandırdık. Dolayısıyla bir tasarruf var.”

Kayıt dışılıkla mücadelede büyük mükelleflere odaklanıldı

Vergi denetim süreçleri ve kayıt dışılıkla mücadelede yapay zeka ile veri analitiğinin devreye alındığını belirten Şimşek, sahada uygulanan stratejiyi şöyle anlattı:

“Değerli arkadaşlar, biz kayıt dışılıkla mücadele ederken samimi bir şekilde gönüllü uyumu önceliklendiriyoruz. Yani burada kayıt dışı kesimlerin veya vergiye uyumda sorun yaşayan kesimlerin cezalandırılması gibi bir yaklaşımımız, bir stratejimiz hiçbir zaman olmadı. Tespitlerimizde biz genelde mükellefe, 'Lütfen git, düzelt. Bak, bizim tespitlerimiz bu.' diyoruz. Hatta Vergi Denetim Kurulu şimdi yeni birtakım ilkeler ortaya koydu. Biz önceden büyük veri analitiğini kullanarak, yapay zeka tabii ki devrede, tespitlerimizi mükelleflerimizle veya mükelleflerimizin temsilcileriyle paylaşıyoruz. 'Bakın, bizim tespitlerimiz bu. Biz denetlemeden önce siz düzeltmek isterseniz...' Bu önemli bir husus.”

Denetim yoğunluğunun şirket ölçeklerine göre dağılımını ve gelir vergisi beyanname rakamlarını aktaran Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Peki denetim nerede yoğunlaşıyor? Sahada tabii algı farklı ama büyük şirketlerin, her 100 büyük şirketin 31'ini denetliyoruz. Yani büyük şirketlerde denetim oranı, 2026 yılı için konuşuyorum, yüzde 31,3. Mesela 2024 yılında bu yüzde 11 civarıydı. Dolayısıyla büyük şirketlerde denetimi, denetim oranını üçe katlamışız. Orta ölçekli şirketlerde artırmışız; yüzde 3,6'dan yüzde 7,3'e. Ama toplumda şöyle bir algı var, yani küçüklerle uğraşılıyor diye. Öyle bir şey yok. Küçük ölçekli şirketlerde denetim oranı 2024 yılında yüzde 2,1 iken bu sene yüzde 1,1'e geriledi. Dolayısıyla gönüllü uyum esas, rehberlik esas. Ama burada tabii ki büyüklere bir yoğunlaşma var. Mesela gelir vergisi beyannamesi ciddi bir şekilde arttı. Yani 3,8 milyon beyannameden 5,5 milyon gibi rekor bir düzeye ulaştık. Yine bakın, bu vergi gelirlerine yansıdı. 2022 yılında mesela vergi gelirlerinin milli gelire oranı yüzde 15,4'tü. 2023'te milli gelire oran olarak yüzde 16,6'ya çıktı. 2026'da ise yüzde 17'nin üzerine çıktı. 2027'de bizim tahminimiz yüzde 18 civarı. Tam rakam yüzde 17,9.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız