Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Mart 2026 verilerini temel alarak hazırladığı "Enflasyon Bülteni" raporunu yayımladı. Raporda, yıllık resmi Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranının yüzde 30,87, gıda enflasyonunun ise yüzde 32,36 seviyesinde gerçekleştiği kaydedildi. Bu veriler ışığında, 2026 yılının ilk çeyreğinde asgari ücretin reel alım gücünde 2 bin 819 TL, en düşük emekli aylığında ise 2 bin 8 TL tutarında bir erime yaşandığı hesaplandı.
Gıda ve kira harcamaları bütçeyi zorluyor
2005 yılından bu yana süregelen fiyat hareketlerinin analiz edildiği raporda, gıda fiyatlarındaki artışın genel enflasyona oranla çok daha agresif bir seyir izlediği vurgulandı. Verilere göre, 2005 yılından bu yana genel fiyat düzeyi 33,6 kat artış gösterirken, gıda fiyatlarındaki artış 50,6 kata ulaştı. Barınma ve ulaştırma maliyetlerindeki yükselişin de etkisiyle, düşük gelirli grupların temel gıda harcamalarından kısıntı yaparak bütçelerini kira ve ulaşım giderlerine kaydırdığı gözlemlendi.
Gelir grupları arasındaki makas açılıyor
Enflasyonun farklı toplum kesimleri üzerindeki etkisi arasındaki uçurum, harcama kalemlerindeki pay oranlarıyla dikkat çekti. Raporda yer alan analize göre, toplam gelirin yalnızca yüzde 6,3’ünü alan en düşük yüzde 20’lik gelir grubunun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 30,4 gibi yüksek bir orana sahip. Buna karşın, toplam gelirin yüzde 48,1’ini elde eden en yüksek yüzde 20’lik grubun bütçesinde gıdaya ayrılan pay yüzde 12,8 seviyesinde kalıyor. Bu tablo, yüksek enflasyonun dar gelirli kesim üzerindeki baskısının çok daha şiddetli hissedildiğini bilimsel verilerle ortaya koyuyor.