Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki diplomatik ilişkiler, Paris Büyükelçisi Charles Kushner’in Fransız Dışişleri Bakanlığı’nın resmi çağrısına icabet etmemesiyle yeni bir boyuta evrildi. 23 Şubat 2026 Pazartesi akşamı Quai d’Orsay'da yapılması planlanan görüşmeye gitmeyen Kushner’in bu tavrı, Paris tarafından "diplomatik nezaketsizlik" olarak nitelendirildi.
Krizin odağında Lyon’daki cinayet var
Gerilimin fitilini ateşleyen olay, 12 Şubat'ta Lyon kentinde aşırı sağcı genç aktivist Quentin Deranque’ın sol görüşlü gruplarla girdiği çatışmada hayatını kaybetmesi oldu. ABD’nin Paris Büyükelçiliği ve ABD Dışişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Bürosu, sosyal medya üzerinden yaptıkları açıklamalarda "şiddet yanlısı sol radikalizmin yükselişte olduğunu" belirterek bu durumu bir kamu güvenliği tehdidi olarak tanımladı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, bu açıklamaları Fransa’nın iç işlerine müdahale ve trajik bir olayın siyasi amaçlarla manipüle edilmesi olarak değerlendirerek Büyükelçi Kushner’i bakanlığa çağırdı.

Fransa’dan erişim kısıtlaması kararı
Büyükelçi Charles Kushner’in kendisi yerine alt düzey bir diplomatı göndermesi ve randevuya bizzat katılmaması üzerine Fransız hükümeti sert bir misillemede bulundu. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Kushner’in "bir ülkeyi temsil etmenin temel sorumluluklarını kavramakta yetersiz kaldığı" vurgulanarak, büyükelçinin Fransız hükümet üyeleriyle doğrudan temas kurmasının yasaklandığı bildirildi. (24 Şubat 2026 tarihli Fransız basınındaki haberlere göre, bu karar Kushner’in bakanlarla doğrudan görüşme imkanını fiilen ortadan kaldırıyor.)
Tekerrür eden diplomatik gerginlik
Bu olay, Donald Trump’ın dünürü olan Charles Kushner’in Fransa ile yaşadığı ilk kriz değil. Kushner, Ağustos 2025’te de Fransa'yı "antisemitizmle mücadelede yetersiz kalmakla" suçlamış ve yine benzer bir diplomatik krizin merkezinde yer almıştı. Fransız makamları, büyükelçinin görevlerini sürdürebileceğini ve "diplomatik sürtüşmeleri gidermek adına" hala bakanlığa gelme hakkının saklı olduğunu belirtse de, mevcut kısıtlamanın iki müttefik arasındaki 250 yıllık ilişki tarihinde nadir görülen bir yaptırım olduğu ifade ediliyor.