Kıbrıs
Hatırlanacaktır:
KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman mazbatasını alıp göreve resmen başladığı 24 Ekim 2025 tarihinde yaptığı ilk konuşmada, diğer hususlar meyanında, “Bir hukukçu olarak benim derdim sözcükler ve kavramlardan ziyade içeriktir” ifadesini kullanmıştı. Bu ve benzeri ifadeleri daha sonraları da çeşitli vesilelerle tekrarlamıştır.
Oysa ki Erhürman, Kıbrıs uyuşmazlığının muhtemel çözüm şekline ilişkin konulardan bahsederken sık sık “eşitlik”, “güvenlik” kavramlarını dile getirmektedir. Bu kavramların içeriğini belirleyen tarifler yapmaktan kaçınmaktadır
Meselâ, Kıbrıs Barış Harekâtımızın 52’nci yıl dönümü münasebetiyle yaptığı konuşmada “Bu halk hiçbir koşulda adadaki haklarından, eşitlikten ve güvenlikten vazgeçmeyecektir” şeklinde bir cümle kurmuştur. Bununla beraber “eşitlik” ve “güvenlik” kavramlarının uygulamada ete kemiğe nasıl bürüneceğinden söz etmemiştir. Yani tariflerini yapmaktan kaçınmıştır.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nde “toplumlar” arasında “eşitlik” öngörülmüştü.
“Eşitlik” federal çözümde “federe” birimler arasında geçerli olabilir.
“Eşitlik” halen Ada’da mevcut iki devlet arasında “egemen eşitlik” ve “eşit uluslararası statü” şeklinde tecelli edebilir.
Hattâ, herhangi bir üniter devlette “azınlık” statüsünde olan toplumlar arasında anayasa ile belirlenen ve tarif edilen mahiyette “eşitlik” söz konusu olabilir.
Unutmayalım ki BMGK kararlarının Kıbrıs uyuşmazlığının çözümü için belirlediği “iki toplumlu, iki kesimli federal çözüm” çerçevesinde geçerli olacak “siyasî eşitliğin” tarifi, 1990 yılında BMGS tarafından yapılmıştır. Bu tarifi BMGK 1991 yılında 716 sayılı karar ile benimsemiştir.
Bu tarifin günümüzdeki çözüm arayışlarında da geçerli olduğunu BMGK geçtiğimiz Ocak sonunda kabul ettiği 2815 sayılı kararında saptamıştır (...tarafların, Güvenlik Konseyi'nin 716 (1991) sayılı kararının 4. paragrafı da dahil olmak üzere ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında belirtildiği gibi, siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon temelinde kalıcı, kapsamlı ve adil bir çözüm elde etmek için çabalarını yenilemelerini kuvvetle (urge) ister.)
Bir hafta önce kutlanan Kıbrıs Barış Harekâtımızın 52'nci yıl dönümü vesilesiyle KKTC Hükûmet ricalinin, Türkiye Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz’ın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın konuşmalarında veya mesajlarında “iki devletin egemen eşitliğine ve eşit uluslararası statüsüne” dayalı çözüm vurgusunun yapılmış, böylece siyasî eşitlikten ne kastedildiği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, Tufan Erhürman açıklamalarında böyle bir açıklığa yer vermekten kaçınmaktadır.
Gerçekten de Erhürman göreve başladığından bu yana "Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde çözümden" tek bir kere olsun bahsetmemiştir.
Diğer taraftan Erhürman “güvenliğin” Kıbrıs Türk halkı için öneminden söz etmekte, ancak istenen güvenliğin hangi çerçevede ve seviyede sağlanmasını tercih ettiklerine bir sarahat getirmemektedir.
Oysa, Barış Harekâtımızın 52’nci yıldönümü için KKTC’ne gitmiş olan MSB Yaşar Güler Ada’da yaptığı konuşmada “...Hiç kimse Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün meşru haklarını tartışmaya açarak bir sonuç elde edebileceğini düşünmemelidir... Türkiye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güvenlik, barış ve istikrar için Ada'da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edecektir” şeklindeki ifadelerle Türkiye’nin askerî varlığının Ada’daki mevcudiyeti ile Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin sağlanacağı” mesajını vermiştir.
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın demeçleriyle Türk Devlet adamlarının söylemleri arasındaki bu vahim çelişkilerin, dış çevrelerde, bu vakte kadar KKTC ile Türkiye arasında var olan uyum ile yürütüle gelmiş bulunan Millî Kıbrıs Davamızda zafiyet meydana geldiği şeklinde algılanacaktır. Bunun da çeşitli sakıncalarını izaha lüzum yoktur.