İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), ülkede haftalardır süren ve rejim karşıtı bir ayaklanmaya dönüşen gösterilere dair en kapsamlı raporunu yayınladı. Ajansın son verilerine göre, Tahran yönetiminin sert müdahalesi sonucunda ülke genelinde yaşamını yitirenlerin sayısı korkutucu bir boyuta ulaşarak 2 bin 615’e yükseldi.

Rapor, şiddetin coğrafi yayılımını da gözler önüne seriyor; ülkenin 31 eyaletine yayılan olaylarda toplam 187 şehirde 617 farklı protesto gösterisi kayıt altına alındı. Bu gösteriler sırasında güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı nedeniyle 2 bin 54 kişinin yaralandığı, hapishanelerin ise 18 bin 470 yeni tutuklu ile dolup taştığı belirtiliyor.

130 saati aşan internet kesintisi
HRANA’nın açıkladığı bu veriler, sahadan gelen diğer endişe verici haberlerle de örtüşüyor. Özellikle son 48 saatte Tahran, Meşhed ve İsfahan gibi büyük kentlerdeki gösterilerin şiddeti artarken, güvenlik güçlerinin kalabalığı dağıtmak için gerçek mermi kullandığına dair uluslararası basına yansıyan raporlar sıklaşıyor.

Son iki gündür ülkede uygulanan ve 130 saati aşan internet kesintisi ("blackout"), sahadaki gerçek bilançonun teyit edilmesini zorlaştırsa da, yerel kaynaklar ölü sayısının HRANA'nın teyit edebildiğinden bile yüksek olabileceği konusunda uyarıyor. Gösterilerin fitilinin 28 Aralık'ta ekonomik kriz ve riyaldeki tarihi değer kaybı ile ateşlendiği, ancak hızla rejim karşıtı kitlesel bir harekete dönüştüğü biliniyor.

TAHRAN YÖNETİMİ TAVIR DEĞİŞTİRMİYOR
Tahran yönetiminin tepkisi ise geri adım atmaktan ziyade baskıyı artırmak yönünde. İran Yargı Erki Başkanı, tutuklanan göstericiler için "hızlı yargılama" talimatı verirken, bu durum uluslararası kamuoyunda "infazların hızlandırılacağı" endişesini doğurdu.

Son 24 saatte Fransa ve Almanya gibi Avrupa ülkeleri, İranlı büyükelçileri dışişleri bakanlıklarına çağırarak şiddetin durdurulması çağrısında bulunurken, ABD yönetiminden de "İran halkının yanındayız ve olayları yakından izliyoruz" mesajı geldi. Tüm baskılara ve iletişim kısıtlamalarına rağmen, protestocuların gece saatlerinde sokakları terk etmediği ve rejimin "demir yumruk" stratejisine rağmen eylemlerin sönümlenmediği görülüyor.