Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in ortak saldırılarıyla 2026 yılının şubat ayında başlayan İran savaşı sırasında öldürülen dinî lider Ayetullah Ali Hamaney için başkent Tahran'daki İmam Humeyni Hüseyniyesi'nde kapsamlı bir cenaze töreni düzenlendi. 9 Temmuz'da sona ermesi öngörülen anma programının ilk gününde, dünya diplomasisinde eşine az rastlanır bir yöntem uygulandı. Tören alanında hazır bulunan her yabancı ülke heyeti için Kur'an-ı Kerim'den farklı birer ayet okutulması, Tahran yönetiminin müttefiklerine ve komşularına yönelik güncel siyasi deklarasyonu olarak yorumlandı. Türkiye'den Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki kalabalık bir heyetin katıldığı törende, Ankara'nın savaş karşısındaki tutumu da okunan ayet üzerinden mercek altına alındı.

Türkiye'nin arabuluculuk pozisyonuna "oturanlar" benzetmesi
Türk heyetinin salona girişi sırasında Nisâ Suresi'nin 95. ayeti okundu. Diyanet İşleri Başkanlığı Meali'ne göre, "Müminlerden, özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz..." ifadelerini barındıran bu ayet, Ankara'nın savaştaki tarafsızlık ve arabuluculuk rolüne yönelik bir sitem olarak değerlendirildi. Türkiye; Katar ve Pakistan ile birlikte krizin başından bu yana arabulucu ülkeler arasında yer almış, özellikle Körfez ülkelerine yönelik saldırılara ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılması hamlelerine karşı duran bir çizgide kalmayı tercih etmişti. Okunan ayette "mücahitlerin oturanlardan derece bakımından üstün kılındığının" vurgulanması, İran'ın Ankara'dan daha aktif bir askeri ya da siyasi destek beklediğinin diplomatik bir yansıması olarak görüldü.

Suudi Arabistan'a Bedir Savaşı hatırlatması
Cenaze töreninde en dikkat çekici salvolardan biri Suudi Arabistan heyetine yönelik yapıldı. Riyad temsilcileri için Bedir Savaşı'ndan bahseden Âl-i İmrân Suresi'nin 13. ayeti seçildi. "Allah yolunda savaşan bir topluluk" ile "inkârcı bir topluluk" arasındaki karşılaşmayı anlatan ve az sayıdaki Müslümanın Mekke müşriklerine karşı kazandığı zaferi örnek gösteren bu ayet, Tahran'ın Suudi Arabistan'a yönelik sert bakışını açıkça ortaya koydu. Buna karşılık, kriz boyunca daha dengeli bir politika izleyen Katar heyeti için Fetih Suresi'nin 2. ayeti okunarak günahların bağışlanması ve nimetin tamamlanması gibi tamamen olumlu ve yapıcı bir mesaj tercih edildi. Dış baskılara karşı duruş sergilemesi istenen Iraklı Aşiret Şeyhleri heyetine ise "inkârcılara ve münafıklara boyun eğme" uyarısı içeren Ahzâb Suresi 1. ayeti dinletildi.

Direniş eksenine övgü, Lübnan'a uyarı
İran yönetimi, bölgesel müttefikleri olan Hamas ve Hizbullah heyetlerine ise beklendiği üzere takdir ve moral mesajları gönderdi. Hizbullah için Âl-i İmrân Suresi'nin 139. ayetindeki "Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, üstün gelecek olan sizlersiniz" ifadeleri okunurken; Hamas heyeti için Ahzâb Suresi'nden "Allah'a verdikleri söze sadık kalan ve şehit olan mümin erkekler" ayeti tercih edilerek sahada yürüttükleri mücadeleye saygı duruşunda bulunuldu. Savaşın yıkıcı etkilerini doğrudan hisseden Lübnan hükümet heyetine ise Nisâ Suresi 66. ayet okunarak, "Kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, elbette bu onlar için daha hayırlı olurdu" denildi ve kritik dönemeçte sorumluluktan kaçmamaları gerektiği yönünde açık bir mesaj verilmiş oldu.