Almanya'nın başkenti ve eyalet statüsündeki Berlin, yeni eyalet parlamentosunu ve hükümetini belirlemek üzere 20 Eylül Pazar günü sandık başına gidiyor. Yaklaşık 2,4 milyon seçmenin oy kullanacağı seçimlerde, Sol Parti (Die Linke) adına yarışan Türkiye kökenli hukukçu Elif Eralp'in kamuoyu yoklamalarında yakaladığı ivme hem başkentte hem de federal siyasette tüm dengeleri değiştirdi.

Alman kamu yayıncısı ZDF'nin yayımladığı son Politbarometer anketine göre Sol Parti yüzde 22 ile birinci sıradaki yerini koruyor. Başbakan Friedrich Merz'in liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 20 ile ikinci sırada yer alırken, son dönemde oy oranını ikiye katlayan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) yüzde 18 ile üçüncü sırada bulunuyor. Yeşiller'in yüzde 15, mevcut koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) ise yüzde 12 seviyesinde ölçüldüğü yarışta, seçmenlerin yüzde 23'ünün henüz kararsız olması sandık gününe dair heyecanı artırıyor. Öte yandan doğrudan başbakanlık tercihlerinde Eralp'in yüzde 25'lik kişisel desteğe ulaşarak CDU'lu rakibi Stefan Evers'in (yüzde 24) önüne geçmesi, "Elif faktörünün" partinin oy potansiyelini yukarı taşıdığını belgeliyor.

16 yaşındaki gençler ilk kez sandık başında
Bu seçim, başkentin seçmen demografisi açısından da kritik bir ilke sahne olacak. Berlin Anayasası'nda 2023 yılında yapılan reform doğrultusunda seçilme ve oy kullanma yaşı 18'den 16'ya indirildi. Aşırı sağcı AfD haricindeki tüm partilerin desteğiyle yasalaşan bu düzenleme sayesinde, 16-17 yaş grubundaki yaklaşık 55 bin 400 genç seçmen eyalet parlamentosu için ilk kez oy kullanacak.

Seçim sonuçları Başbakan Merz'in koltuğunu doğrudan tehdit ediyor
Başkentteki sandık yarışı, yalnızca yerel bir yönetim değişimi değil; federal düzeyde Başbakan Friedrich Merz'in siyasi geleceği açısından da hayati bir sınav niteliği taşıyor. 6 Eylül'de Saksonya-Anhalt'ta AfD karşısında alınan ağır mağlubiyetin ardından, aynı gün sandığa gidilecek Mecklenburg-Vorpommern'de de CDU'nun yüzde 6 bandına gerileyerek tarihinin en kötü sonucunu alması bekleniyor. CDU'nun kalesi konumundaki Berlin hükümetinin kaybedilmesi durumunda, genel merkezde Merz üzerindeki istifa baskısının kaçınılmaz hale geleceği belirtiliyor.
Başkentin ilk göçmen kökenli ve sosyalist lideri olma ihtimali
Elif Eralp'in sandıktan zaferle çıkması halinde, Berlin'de "Hükümet Eden Belediye Başkanı" makamına ilk kez göçmen kökenli bir siyasetçi oturacak. Tarihinde yalnızca CDU ve SPD'li isimlerin yönettiği başkentte, ilk kez demokratik sosyalist çizgideki Sol Parti hükümet kurma yetkisini elde edecek.
Aşırı sağın ülke genelinde güç kazandığı bir konjonktürde göçmen kimliğiyle öne çıkan 45 yaşındaki Eralp, "Benim seçilmem göçmenleri hedef alan AfD'ye karşı verilecek en güçlü yanıttır" diyerek, aşırı sağa yönelen seçmenleri yüksek kiralar ve sosyal adalet talepleri ekseninde yeniden kazanmayı hedefliyor.

12 Eylül darbesinden kaçan mülteci ailenin kızı
İki çocuk annesi olan Elif Eralp'in hayat hikayesi, Türkiye'nin siyasi tarihiyle doğrudan kesişiyor. Doktor ve sendikacı bir baba ile işçi örgütlenmesi mücadelesi nedeniyle cezaevinde yatan bir annenin çocuğu olan Eralp, ailesinin 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Almanya'ya sığınmasıyla Münih'te dünyaya geldi. Hukuk eğitimi alarak insan hakları ve kiracı hakları savunuculuğuna yönelen Eralp, Almanya'da 40 yılı aşkın süredir yaşayan babasının dahi yerel seçimlerde oy hakkı bulunmadığını hatırlatarak, ülkede beş yıldan uzun süredir ikamet eden tüm yabancılara seçme hakkı verilmesi için anayasa değişikliği mücadelesi yürütüyor.
Zohran Mamdani modeli ve konut kamulaştırma vaadi
Eralp'in seçim kampanyası; gayrimenkul tekellerine karşı başlattığı mücadele, büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması talebi ve doğrudan halkla temas kuran sokak stratejisi nedeniyle New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin yürüttüğü çizgiye benzetiliyor. Mamdani'nin ekibiyle düzenli temas halinde olduklarını gizlemeyen Eralp, kapitalizmin merkezinde kazanılan sosyalist başarıyı Berlin'e taşımayı amaçlıyor.
Dış politika cephesinde ise İsrail hükümetine yönelik sert eleştirileriyle gündeme gelen Eralp, Almanya'daki tartışmalarda "çifte standart" uygulandığını savunuyor. Her türlü antisemitizme karşı olduğunu ve Berlin'deki tüm inanç gruplarının güvenliğini savunduğunu belirten Sol Partili lider, Uluslararası Ceza Mahkemesi kararlarına işaret ederek, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Berlin'e gelmesi halinde yargılanması ve tutuklanması için hukuki mücadele vereceğini dile getiriyor.
Koalisyon aritmetiğinde kritik düğüm
Sandıktan birinci parti çıksa dahi hiçbir oluşumun tek başına iktidar çoğunluğuna ulaşamayacağı öngörülüyor. Sol Parti'nin hükümeti kurabilmesi için SPD ve Yeşiller ile üçlü bir sol koalisyona gitmesi gerekiyor. Ancak SPD'nin liste başı adayı Steffen Krach'ın, Eralp'in konut kamulaştırma planlarına mesafeli durması nedeniyle Sol Parti yerine Stefan Evers liderliğindeki CDU ile ortaklığı tercih edebileceği de kulislerde konuşulan senaryolar arasında yer alıyor.