Orta Doğu'da diplomatik çabalarla sağlanan geçici sükunet yerini yeniden bombalara bıraktı. Bölgesel aktörlerin yoğun diplomasisiyle yerel saatle 16.00'da yürürlüğe giren İsrail ile Hizbullah arasındaki ateşkes, üzerinden henüz bir gün geçmeden İsrail ordusunun operasyonlarıyla fiilen son buldu. Lübnan resmi haber ajansı NNA, İsrail'e ait savaş uçaklarının güneydeki Arab Salim beldesini hedef aldığını ve ilk belirlemelere göre en az beş kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu. Saldırıların sadece hava unsurlarıyla sınırlı kalmadığı, Nebatiye bölgesinin gece boyu insansız hava araçları ve şafak sökmeden önce de yoğun topçu ateşiyle dövüldüğü, yerleşim yerlerinde ağır hasar meydana geldiği bildirildi.

Ateşkesin kırılgan olacağı ilk andan belliydi
Sahada yaşanan bu kanlı ihlal, aslında her iki tarafın mutabakatı teyit etmesine rağmen beklenen bir gelişmeydi. İsrail kanadı, ateşkes masasına otururken "İsrail vatandaşları Hizbullah tehdidi altında olduğu sürece" Lübnan topraklarındaki askeri varlığını geriye çekmeyececeğini açıkça ilan etmişti. Ordu sözcülerinin "Birliklerimiz tehditlere karşı her an harekete geçmekte özgürdür" yönündeki açıklamaları, sahadaki operasyonların her an yeniden başlayabileceğinin en somut sinyaliydi.
Diplomatik temaslar askıya alındı
İsrail'ingüney Lübnan topraklarına yönelik saldırıları, uluslararası diplomasi trafiğine de ağır bir darbe vurdu. Yaşanan gerilim nedeniyle ABD ve İran arasında İsviçre’de gerçekleştirilmesi planlanan kritik görüşmenin ertelendiği öğrenildi. Ateşkesin hemen ardından ABD yönetiminin İran müzakere heyetinde yer alan Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın İsviçre'ye doğru hareket edeceği duyurulmuştu ancak son saldırılar bu planları belirsizliğe itti.
İsrail kabinesindeki aşırı sağcı sesler ve Washington'ın tepkisi
Ateşkes öncesinde İsrail hükümetinin aşırı sağcı kanadından yükselen radikal açıklamalar da sürecin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteriyordu. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, mutabakattan hemen önce yaptığı sert açıklamada operasyonların durdurulmaması gerektiğini savunarak, "Gözyaşı döken her bir İsrailli anneye karşılık Lübnanlı bin anne ağlamalı. Lübnan'ın tamamı yanmalı" ifadelerini kullanmıştı. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise İsrail kabinesindeki bu uzlaşmaz tavrı sert bir dille eleştirerek, 9 milyonluk bir ülkenin karşılaştığı her ulusal güvenlik sorununu sadece öldürerek çözemeyeceğini vurgulamıştı.