ABD’de tüketicilerin ekonomik gidişata yönelik algısını ölçen Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi, nisan ayında sert bir düşüş yaşadı. Öncü verilere göre endeks, bir önceki aya kıyasla 5,7 puanlık bir kayıpla 47,6 değerine geriledi. Piyasa analistlerinin 51,6 seviyesindeki beklentisinin oldukça altında kalan bu tablo, endeks tarihindeki en düşük seviye olarak kayıtlara geçti. Mart ayında 53,3 olarak ölçülen verideki bu ani gerileme, hanehalkı harcamaları ve ekonomik aktivite üzerindeki baskının arttığına işaret ediyor.
Tüketicilerin mevcut finansal durumlarına ilişkin değerlendirmelerini içeren ekonomik koşullar endeksi 50,1 puana gerilerken, geleceğe yönelik öngörüleri yansıtan beklenti endeksi ise 46,1 seviyesine kadar çekildi.

Enflasyon beklentileri zirveye ulaştı
Ekonomik güvenin sarsılmasındaki en temel unsurlardan biri, tüketicilerin fiyat artışlarına yönelik duyduğu kaygı oldu. Kısa vadeli (bir yıllık) enflasyon beklentisi, nisanda yüzde 3,8'den yüzde 4,8’e sıçradı. Bu artış, Nisan 2025’ten bu yana kaydedilen en yüksek aylık yükseliş olurken; genel seviye itibarıyla Ağustos 2025 sonrası zirveyi gördü. Uzun vadeli enflasyon beklentilerinde de yukarı yönlü bir seyir izlendi ve oran yüzde 3,4’e çıkarak Kasım 2025’ten bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Mevcut rakamların pandemi öncesi dönemdeki yüzde 2,3-3 bandının çok üzerinde kalması, enflasyonist baskının kalıcı hale gelme riskini besliyor.
Jeopolitik gerilimler ve varlık değerleri etkili oldu
Tüketici Anketleri Direktörü Joanne Hsu, güven endeksindeki bu yaygın düşüşün arkasında İran eksenli çatışmaların yarattığı belirsizliğin yattığını ifade etti. Hsu, tüketicilerin yüksek seyreden fiyatların yanı sıra zayıflayan varlık değerleri konusunda da artan bir endişe taşıdığını vurguladı.
Özellikle İran ile yaşanan çatışmaların tetiklediği tedarik zinciri aksamaları ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmalar, tüketicilerin ekonomiye olan bakışını doğrudan olumsuz etkiledi. Uzmanlar, söz konusu jeopolitik gerilimlerin yatışması ve benzin fiyatlarında istikrarın sağlanması durumunda ancak bir toparlanma eğiliminin başlayabileceğine dikkat çekiyor.