İstanbul
Açık
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,0538 %0.02
51,2882 %-0.04
7.361,77 % 1,18
69.543,80 %1.083
Muhalif. BİLİM - TEKNOLOJİ Kolunda ekstra bir atardamarla doğan insan sayısı artıyor

Kolunda ekstra bir atardamarla doğan insan sayısı artıyor

Kollarımızda ekstradan bir kan damarı gibi sıradan bir şey bile, mevcut eğilimlere bakılırsa birkaç nesil içerisinde oldukça yaygın bir özellik olacak.

Okunma Süresi: 4 dk

Türümüzün uzak gelecekte nasıl bir görünüme sahip olabileceğine yönelik tahminler; genellikle, boy, beyin büyüklüğü ve deri rengi gibi bazı özellikleri içerir. Ancak bugünkü anatomimizde çok da göze batmayan bazı değişimler evrimin nasıl da tahmin edilemez olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. 

Kollarımızda ekstradan bir kan damarı gibi sıradan bir şey bile, mevcut eğilimlere bakılırsa birkaç nesil içerisinde oldukça yaygın bir özellik olacak. 
 
Mayıs 2020'de Journal of Anatomy'de yayımlanan bir araştırma, henüz rahimdeyken geçici olarak ön kollarımızın ortasından aşağı doğru inen bir atardamarın artık eskisi kadar sık kaybolmadığını ortaya koydu. Bu da el bileğinin alt kısmında fazladan bir damar dokusuna sahip yetişkin sayısının her zamankinden çok daha fazla olduğu anlamına geliyor.

Anatomistler 18. yüzyıldan beri bu damarın prevalansı üzerine çalışmalar yürütüyorlar ve son olarak Journal of Anatomy'de yayımlanan araştırma, bu yaygınlığın bariz biçimde arttığını ortaya koydu. Flinders University'den araştırmanın yürütücülerinden anatomist Teghan Lucas, yaygınlığın 1880'lerin ortalarında doğanlarda %10 civarındayken, 20. yüzyılın sonlarında doğanlarda bunun %30 civarında olduğunu; yani söz konusu evrim olduğunda bunun oldukça kısa bir sürede önemli bir artış olduğunu söylüyor. 

Orta atardamar, tüm insanlarda gelişimin erken dönemlerinde oluşur ve büyüyen ellerimizi beslemek için kanı kollarımıza taşır. Yaklaşık 8 haftada genellikle geriler ve görevi --radyal (nabız alırken hissettiğimiz damar) ve ulnar damarlar olmak üzere-- diğer iki damara bırakır. Anatomistler bir süredir orta damarın tam olarak geri çekilmesinin garanti olmadığını ve bazı durumlarda bir ay kadar daha varlığını sürdürdüğünü biliyorlar. Hatta bazen işlev olarak yalnızca ön kolu ya da bazı vakalarda elleri de besleyen bu damarla doğan insanlar da vardır. 

Bu kalıcı kan kanalının yaygınlığını karşılaştırmak için araştırmacılar, tümü Avrupa kökenli Avustralyalılar tarafından bağışlanan, neredeyse tamamı 20. yüzyılın ilk yarısında doğmuş insanlara ait kadavralardaki 80 uzuv inceledi. Araştırma ekibi, damarın rolünü abartmış olmamak için gerçekten iyi bir kan desteği sağlayan orta atardamarı ne sıklıkta bulduysa, bu sayıları literatür taraması yaptıkları araştırmalardan elde ettikleri kayıtlarla karşılaştırdı.

Atardamarın günümüzdeki yetişkinlerde; bir asırdan daha önce olduğuna kıyasla üç kat daha yaygın görünmesi, doğal seçilimin bu fazladan kan kaynağına bağlı kalan insanları desteklediğini gösteren şaşırtıcı bir bulgudur. Araştırmacılara göre bu artış, medyan arter gelişiminde rol oynayan genlerin mutasyonlarından veya hamilelik sırasında annelerdeki sağlık sorunlarından veya her ikisinden kaynaklanmış olabilir.

Kalıcı bir ana damara sahip olmanın, biz doğduktan çok sonra bile becerikli ellere veya güçlü ön kollara güvenilir bir kan desteği sağlayabileceğini hayal edebiliriz. Ancak yine de fazladan bir damara sahip olmak ellerimizi daha az kullanmamıza neden olan rahatsız edici karpal tünel sendromu riskini de arttırır.

Ancak her ne olursa olsun geçmiş ve şimdiki yaygınlığına bakarak; ilerleyen yıllarda bu fazladan damara sahip insanların sayısının artacağını söyleyebiliriz. Dahası bu trend devam ederse; 2100 yılında insanların büyük çoğunluğu fazladan bir kol damarına sahip olabilir. Öte yandan, bu fazladan damara sahip olan yetişkin sayısındaki hızlı artış, yüzyıl öncesine kıyasla günümüzde üç kat daha yaygın görülmeye başlanan fabella isimli diz kemiğinin ortaya çıkmasından farklı değildir. 

Bu farklılıklar ne kadar küçük olursa olsun küçük mikroevrimsel değişiklikler, bir türü tanımlayan büyük ölçekli varyasyonları oluşturur. Birlikte kendilerine yeni baskılar yaratırlar ve bizi şu anda bugün hayal etmekte zorlanabileceğimiz sağlıkla ilgili olumlu gelişmelere ya da hastalıklara neden olabilirler. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız