Gıda katkı maddeleri arasında C vitamini dahil “güvenli” kabul edilen bazı koruyucuların bile kalp sağlığını tehdit edebileceği ortaya çıktı. Fransa’da 112 binden fazla kişiyle yapılan büyük ölçekli araştırma, yaygın kullanılan gıda koruyucularının yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları riskini artırabileceğini gösterdi.
Paris’teki Sorbonne ve Nord üniversiteleri tarafından yürütülen çalışma, yaklaşık 8 yıllık takip süresinde katılımcıların beslenme alışkanlıklarını ve sağlık durumlarını inceledi. Sonuçlar Avrupa Kalp Dergisi’nde yayımlandı.
Koruyucu maddeler ve kalp riski bulguları
Araştırmaya göre nitrit, sorbat ve sülfit gibi antioksidan olmayan gıda koruyucularını en fazla tüketen kişilerde, en az tüketenlere göre yüksek tansiyon riski yüzde 29, kalp-damar hastalığı riski ise yüzde 16 daha yüksek çıktı.
Antioksidan tipi koruyucuları (örneğin askorbik asit) fazla tüketenlerde de yüksek tansiyon riskinin yüzde 22 arttığı belirlendi.
Özellikle paketlenmiş gıdalarda sık kullanılan potasyum sorbatın yüksek tansiyon riskini yüzde 39, sodyum nitritin yüzde 16, sitrik asidin ise yüzde 25 artırdığı tespit edildi.
Kalp-damar hastalıkları açısından ise gıda katkı maddesi olarak kullanılan askorbik asidin (E300) riski yüzde 15 yükselttiği görüldü.
“C vitamini bile sorunlu” bulgusu
Çalışmada dikkat çeken sonuçlardan biri, doğal kaynaklardan alınan C vitamininin aksine, gıda katkı maddesi olarak kullanılan askorbik asidin olumsuz etkiler göstermesi oldu.
Meyve ve sebzelerden alınan C vitamininin genellikle kalp sağlığına faydalı olduğu bilinirken, işlenmiş gıdalardaki sentetik formunun riskleri artırabileceği ifade edildi.
En sık tüketilen katkı maddeleri
Katılımcıların diyetlerinde en sık rastlanan koruyucular arasında sitrik asit (yüzde 91’in üzerinde), askorbik asit ve sülfitler yer aldı. İşlenmiş et ürünlerinde yaygın olan sodyum nitrit ise katılımcıların yüzde 73’ünün beslenmesinde tespit edildi.
Araştırma, özellikle sık işlenmiş ve paketlenmiş gıda tüketenler için etiket okumanın önemini bir kez daha ortaya koydu.
Araştırmacılar, bulguların gıda endüstrisi ve düzenleyici kurumlar tarafından dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.