Bilim açıkladı: İnsanlar neden mutsuz ilişkilerde bile kalıyor?

Nörobilim ve psikoloji araştırmaları, bir ilişkide kalma nedeninin çoğu zaman sevgi değil; alışkanlık, yalnızlık korkusu ve beynin kayıptan kaçınma mekanizması olduğunu ortaya koyuyor.

Bilim insanları, insanların neden mutlu olmadıkları ilişkilerde bile kalmaya devam ettiklerine dair çarpıcı bulgular paylaştı. Yapılan nörobilim ve psikoloji araştırmalarına göre, bu davranışın arkasında çoğu zaman romantik duygular değil, beynin bilinçdışı savunma sistemleri yer alıyor.

Uzmanlara göre uzun süreli ilişkilerde beyin, tekrar eden durumları “tanıdık ve güvenli” olarak kodluyor. Aynı kişiyle yaşamak, aynı tartışmaları yapmak ve aynı düzeni sürdürmek, beyinde alışkanlık mekanizmasını yöneten bazal gangliyonlar tarafından otomatik hale getiriliyor. Ayrılık ise belirsizlik, yeni çevre ve duygusal risk anlamına geldiği için beyin tarafından potansiyel tehdit olarak algılanıyor.

Psikolog John Bowlby’nin geliştirdiği bağlanma kuramı da bu durumu destekliyor. Araştırmalar, özellikle kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerin, ilişkiden memnun olmasalar bile terk edilme korkusu nedeniyle ayrılmakta zorlandığını gösteriyor. Bu kişilerde yalnızlık, beyin tarafından ciddi bir tehdit gibi algılanıyor.

Davranışsal ekonomide “kayıptan kaçınma” olarak bilinen etki de ilişkilerde belirleyici rol oynuyor. Bilim insanları, insanların “bunca yıl boşa gidecek” ya da “onu kaybetmek çok acıtır” düşüncesiyle mevcut mutsuzluğu görmezden gelebildiğini vurguluyor. Beyin, var olanı kaybetmemeyi, daha iyi bir ihtimali denemekten daha güvenli buluyor.

Nörokimyasal açıdan bakıldığında ise sevgi ile alışkanlık arasında önemli farklar bulunuyor. Sevgi dopamin ve oksitosin gibi bağ kurmayı güçlendiren hormonlarla ilişkilendirilirken, alışkanlık daha çok otomatikleşmiş sinir yollarına dayanıyor. Duygusal tatmin azalmasına rağmen ilişkinin sürmesi, bu otomatik mekanizmanın sonucu olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar, bir ilişkide kalmanın her zaman sevginin göstergesi olmadığını vurguluyor. Araştırmalara göre bu durum çoğu zaman belirsizlikten kaçınma, yalnızlık korkusu, bağlanma stilleri ve kayıp yaşamaktan çekinme gibi biyolojik ve psikolojik faktörlerle açıklanıyor.

Bilim insanları, “Neden buradayım?” sorusunun romantik değil, bilimsel bir sorgulama olduğunu belirterek, gerçek farkındalığın alışkanlıkla sevgiyi ayırt edebilmekten geçtiğine dikkat çekiyor.

İLGİLİ HABERLER