Ocak ayı, rahim ağzı kanseri farkındalığı açısından dünya genelinde önemli bir dönem olarak kabul ediliyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 2 bin 600 kadına rahim ağzı kanseri tanısı konulurken, 1.200’den fazla kadın bu hastalık nedeniyle yaşamını yitiriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), rahim ağzı kanserini “önlenebilir” bir hastalık olarak tanımlıyor.
Cumhuriyet’e konuşan Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur, erken teşhis ve HPV aşısıyla rahim ağzı kanserinin büyük ölçüde önlenebileceğini belirtti.
Şendur, hastalığın genellikle yavaş ilerlediğini ve yıllar içinde kansere dönüşebilen öncül lezyonlarla başladığını ifade ederek, “Rahim ağzı kanseri, rahmin alt kısmı olan servikste anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan bir tümördür” dedi. Hastalığın en temel nedeninin cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virüsü (HPV) olduğunu belirten Şendur, “Serviks kanseri vakalarının yüzde 95’inden fazlasında yüksek riskli HPV tipleri saptanıyor. Özellikle HPV 16 ve 18 alt tipleri, vakaların yaklaşık yüzde 70’inden sorumlu” diye konuştu.
Hastalığın erken evrede genellikle belirti vermediğini vurgulayan Şendur, hastaların çoğunun ileri evrelerde başvurduğunu söyledi. Türkiye’de serviks kanserlerinin yalnızca yüzde 62’sinin erken evrede saptandığını belirten Şendur, geri kalan vakaların geç tanı nedeniyle daha zorlu tedavi süreçleriyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.
HPV aşısının rahim ağzı kanserine karşı yüzde 70 ile 90 oranında koruma sağladığını aktaran Şendur, aşı olanların da düzenli taramaları ihmal etmemesi gerektiğine dikkat çekti. Türkiye’de 30-65 yaş arası kadınlara her 5 yılda bir ücretsiz HPV ve smear testi sunuluyor. Şendur, katılım oranlarının artırılması, farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması ve aşıya erişimin kolaylaştırılmasının hastalığın kontrol altına alınmasında kritik rol oynadığını söyledi.