Organ bağışında kritik uyarı: Yüzde 18'lik oran binlerce hayatı riske atıyor

Türkiye'de canlı vericili nakillerdeki başarıya rağmen kadavradan bağış oranlarının düşüklüğü dikkat çekiyor. Uzmanlar, binlerce hastanın umudunu yeşertmek için toplumsal bir seferberlik çağrısında bulunuyor.

Türkiye'de organ nakli bekleyen binlerce hasta için kadavradan bağış oranlarının düşüklüğü hayati bir sorun teşkil etmeye devam ediyor. Medicana International Ankara Hastanesi Organ Nakli Merkezi Sorumlusu Genel Cerrahi Uzmanı Doç.

Dr. Ulaş Sözener, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, 2026 yılının ilk 10 ayına ait verilerin endişe verici olduğunu vurguladı.

Sözener, beyin ölümü gerçekleşen vakalarda bağış oranının yalnızca yüzde 18 seviyesinde kaldığını belirterek, bu durumun binlerce insanın yaşam umudunu toprağa gömdüğünü ifade etti.

Canlı vericili nakillerde güvenlik önceliği

Türkiye'nin canlı vericili organ nakillerinde dünya standartlarında bir deneyime sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Sözener, bu yöntemin kendine has riskleri olduğunu hatırlattı. Canlı vericili nakillerde en temel kuralın vericinin sağlığının korunması olduğunu söyleyen Sözener, vericinin hiçbir baskı altında kalmadan, özgür iradesiyle karar vermesinin ve cerrahi süreçteki tüm risklerin detaylıca değerlendirilmesinin şart olduğunu dile getirdi.

Kadavradan nakilde zamanla yarış

Kadavradan organ naklinin, beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin organlarının uygun koşullarda alınmasıyla mümkün olduğunu belirten uzman hekim, bu süreçte zamanın hayati bir faktör olduğunu vurguladı. Beyin ölümünün koma veya bitkisel hayatla karıştırılmaması gerektiğini belirten Sözener, bu durumun tıbben ve hukuken geri dönüşü olmayan bir ölüm süreci olduğunu hatırlattı. Organların vücut dışında korunma sürelerinin kısıtlı olması nedeniyle, bağış kararının hızlı alınması ve koordinasyonun kusursuz işlemesi gerektiğini belirtti.

Potansiyel ile gerçeklik arasındaki uçurum

2026 yılının ilk 10 ayında beyin ölümü tanısı konulan 2 bin 78 kişiden sadece 375'inin organlarının bağışlandığını açıklayan Doç. Dr. Sözener, bu tablonun organ nakli bekleyen 30 bini aşkın hasta için büyük bir kayıp olduğunu belirtti. Bağış yapılmayan vakaların teorik olarak 13 binden fazla kişiye hayat verebileceğini vurgulayan Sözener, 2025 yılında 4 bin 769 hastanın nakil beklerken hayatını kaybettiğini hatırlatarak durumun vahametine dikkat çekti.

Toplumsal bilinç ve dayanışma çağrısı

İspanya ve ABD gibi ülkelerin kadavradan bağış oranlarında dünya lideri olduğunu belirten Sözener, başarının sadece sağlık altyapısıyla değil, eğitim ve toplumsal bilinçle mümkün olduğunu söyledi. Organ bağışının bir dayanışma örneği olduğunu ifade eden uzman, ailelerin bu konuyu kendi aralarında konuşmalarının ve bağış kararını önceden paylaşmalarının, bir insanın hayatı sona ererken başka hayatların devam etmesine olanak tanıyan en kıymetli miras olduğunu sözlerine ekledi.

İLGİLİ HABERLER