Nefertiti’den günümüze sürme kültürü

Araştırmacı Zahra Hankir, Arap sürmesinin kadınlar ve diasporadaki topluluklar için taşıdığı derin anlamı anlatıyor. UNESCO, sürmeyi kültürel miras listesine dahil ederek korunmasını sağladı.

Araştırmacı ve yazar Zahra Hankir, sürme çekmenin kendisi için aile ve kültür bağlarını güçlendiren bir ritüel olduğunu ifade ediyor. BBC Global Kadın’a konuşan Hankir, Brooklyn’de dairesinde gözlerine sürme çekerken annesi, büyükannesi ve Ortadoğu’daki kadınlarla bir bağ kurduğunu hissettiğini söylüyor.

UNESCO, Aralık ayında Arap sürmesini “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasları” listesine dahil etti. Geleneksel olarak hem kadın hem erkekler tarafından göz çevresine sürülen sürmenin kökleri binlerce yıl öncesine, eski uygarlıklara dayanıyor. Arap dünyasında “sürme” olarak bilinen bu gelenek, Güney Asya’da kajal, Nijerya’da tiro ve İran’da sormeh olarak anılıyor.

Sürme, tarihi boyunca yalnızca güzellik için değil; koruma, dini ritüel ve tıbbi amaçlar için de kullanıldı. Hankir’in araştırmalarına göre Antik Mısır’da herkes tarafından kullanılan sürme, ruhani bir anlam taşıyor ve gözleri hastalıklardan korumak için tercih ediliyordu. Nefertiti büstü de bu geleneğin tarihsel önemini gözler önüne seriyor.

Hankir’in araştırmaları, sürmenin yalnızca Arap dünyasında değil, dünya genelinde farklı topluluklarda da benzer bir kültürel ve koruyucu işlev gördüğünü ortaya koyuyor. Japonya’da Geyşalar kırmızı göz kalemi sürerken, Meksika ve ABD’de “chola” kültüründe göz kalemi kimlik ve kültürel gururun sembolü olarak kullanılıyor.

Sürmenin UNESCO tarafından tanınması, bu geleneği yüzyıllar boyunca sömürgecilik ve yerinden edilme gibi zorluklara rağmen sürdüren topluluklara itibar kazandırmış oldu. Hankir, sürme çekmenin kendisi için “neredeyse ruhani bir eylem” olduğunu ve bir ritüel gibi hissettirdiğini vurguluyor.

İLGİLİ HABERLER