İkinci el kitap satışlarındaki patlamanın arkasında yapay zekâ mı var?

Dünya genelindeki bağımsız sahaf ve kitapçılarda son dönemde yaşanan toplu alım dalgası, yapay zekâ sektörünün doymak bilmez veri ihtiyacını gözler önüne seriyor. Büyük dil modellerini eğitmek amacıyla binlerce ikinci el kitabın sırtlarının kesilerek endüstriyel tarayıcılardan geçirildiği ve ardından hamur yapıldığı iddiaları, telif hukuku ile kültürel miras ekseninde yeni bir etik tartışmanın fitilini ateşledi.

Dünyanın dört bir yanındaki bağımsız kitapçılar ve sahaflar, son aylarda binlerce kitabın uzak depolara gönderildiği benzeri görülmemiş bir satın alma dalgasına tanıklık ediyor. İngiltere'nin Northumberland bölgesinde yer alan Barter Books'un sahibi Stuart Manley, normal şartlarda haftada iki ila üç bin adet kitap sattıklarını, ancak kısa süre önce Kanadalı bir şirketten gelen tek bir siparişle haftalık hacmin bir anda tüketildiğini aktarıyor. Sektördeki 30 yıllık kariyerinde böylesi bir eğilimle karşılaşmadığını belirten Manley gibi birçok kitapçı, siparişlerin bireysel okurlardan ziyade yapay zekâ modellerini beslemek isteyen teknoloji şirketlerinden geldiğini ifade ediyor.

Telif davaları ve emsal kararlar süreci tetikledi

İkinci el kitap piyasasında yaşanan bu hareketliliğin temelinde, ABD'de yapay zekâ veri setlerine ilişkin görülen telif hakkı davaları yer alıyor. Üç yazarın yapay zekâ şirketi Anthropic'e karşı açtığı davada Yargıç William Alsup, satın alınan basılı kitapların taranarak yapay zekâ yazılımlarını eğitmek amacıyla kullanılmasının ABD telif yasaları kapsamında "dönüştürücü nitelik" taşıdığına ve telif ihlali oluşturmadığına hükmetti.

Yasal sürecin belgeleri kamuoyuna açıldığında, Anthropic'in yapay zekâ sohbet robotu Claude'un eğitimi sırasında kullanılan kitapların taranmasının ardından imha edildiği bilgisi yer aldı. Şirket yetkilileri, veri setlerinin kamuya açık internet içerikleri, lisanslı veriler ve şirket içi üretimlerin birleşimiyle oluşturulduğunu belirterek, nadir veya antika eserlerin imha edilmediğini ve bu yöntemin sektör genelinde uygulandığını savundu.

"Panama Projesi" ve parçalayarak tarama yöntemi

Anthropic davasına ait kurum içi yazışmalar, eski basılı eserlerin dijitalleştirilme sürecinin "Panama Projesi" kod adıyla yürütüldüğünü ve temel hedefin dünyadaki kitapları endüstriyel ölçekte taramak olduğunu gösteriyor. Bu işlem sırasında uygulanan "parçalayarak tarama" (destructive scanning) yönteminde, sayfaların hızlı taranabilmesi için kitapların sırt kısımları giyotin benzeri kesicilerle ayrılıyor ve tarama tamamlandıktan sonra kalan kısımlar geri dönüşüme gönderiliyor.

Sahaf raflarından toplanan eserlerin Latinceden kovboy romanlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede olması, yapay zekâ uzmanlarına göre tesadüf değil. Farklı ve niş kaynaklar, büyük dil modellerinin dilsel yetkinliğini ve bilgi derinliğini artırmak için en nitelikli girdiler arasında kabul ediliyor. Öte yandan Oxford Üniversitesi Fikrî Mülkiyet Uzmanı Profesör Emily Hudson, İngiltere mevzuatının ABD'den farklı olduğunu ve ticari veri tabanı oluşturma sürecindeki kopyalama işlemleri için hak sahibinin onayının zorunlu tutulduğunu vurguluyor.

Sahaflar etik kaygı ve ticari canlılık arasında

Kitapların fiziksel olarak parçalanması edebiyat dünyasında rahatsızlık yaratsa da esnaf bu duruma iki farklı açıdan yaklaşıyor. Edinburgh'daki McNaughtan's kitapçısının sahibi Derek Walker, piyasada bilinen tek kopyası kalmış 18'inci yüzyıl baskılarının bu süreçte yok olma riskine dikkat çekerek kültürel miras kaybına vurgu yapıyor.

Buna karşın Londra'daki Walden Books'tan David Tobin ile Barter Books'tan Stuart Manley, raflarda on yıllardır bekleyen ve popülerliğini yitirmiş baskıların ekonomiye kazandırılmasının ticareti canlandırdığını belirtiyor.

İLGİLİ HABERLER