İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle gerçekleştirilen konferansta, körfezin geleceğine yönelik bilimsel çözüm önerileri masaya yatırıldı. Çok sayıda sunumdan bazıları özetle şöyle:
PROF. BEŞİKTEPE: “2024 TARİHSEL OLARAK İZMİR’DEKİ EN SICAK YILDI”
Oturumların sonunda iki gün de forum bölümünü de modere eden Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe “İzmir Körfezi: Doğal Oşinografik Süreçler, İnsan Baskısı ve İklim Değişikliğinin Kesişiminde Bir Kıyı Denizi” sunumunda, körfezin sıcaklığı baskılamada önemli bir etken olduğunu ifade ederek özetle şunları söyledi:
“2023’ten başlayarak sıcaklık ciddi şekilde arttı, 2025’te normal artış eğilimine geldi, iklim araştırmacılarını çok korkuttu. 2024’te ciddi bir şey yaşadık. İzmir Körfezi’nde bunu nasıl gördük? 2024 yılı İzmir Körfezi’nde tarihsel olarak yaşadığımız en sıcak dönemdi. Körfez ısıyı tutarak daha güzel bir İzmir’de yaşatmayı başardı. Biz de ona biraz yardım edelim derim."
PROF. ÖZKAN: KÖRFEZ SADECE KİRKENMİYOR, KİRLETİCİLERİ DE DEPOLUYOR"
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ebru Yeşim Özkan, “İzmir Körfezi’nde Sediment Kaynaklı Kirlilik” başlığı altında yaptığı sunumda, “İzmir Körfezi artık kirlenen değil kirleticileri tutan ve riskli bir yapıya dönüşmüş durumdadır. Körfez yıllar içinde dinamik taşıma sisteminden çıkarak dev bir depo haline gelmiştir. Geçmişte taşınım baskınken günümüzde çökelim baskın ve sistem bir depo gibi çalışmaktadır diyebiliriz” dedi. Körfez kirliliğinde insan kaynağının aldığı role dikkat çeken Özkan, gerçekleştirilen analizlerden elde edilen teknik bilgileri de açıklamalarına ekledi.
DR. EVCEN: “KÖRFEZ HALA ÖLMÜŞ DEĞİL"
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nden kıdemli araştırmacı ve deniz biyoloğu Dr. Alper Evcen, “İzmir Körfezi’nde Kirletici Baskılar” başlığı altında önemli bilgiler verdi:
“Bir zamanlar körfez rüya gibiymiş. İnsanlar yüzüyor, kayıklar geçiyormuş. Körfezde denize girmek ne güzel bir hayal. Körfez yarı kapalı bir sistem. Baskılar var. Körfezde hayat ve nefes hala devam ediyor, ölmüş değil. Bu nefesi sürdürmek de bize ait.”
PROF. KURUCU: “KURBAĞANIN, BALIĞIN OLMADIĞI KİRLİ GEDİZ KÖRFEZ'E AKIYOR"
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu da, “Gediz Nehri Su Kalitesi ve İzmir Körfezi’ne Kirlilik Yükü” sunumunda Gediz Nehri’nin temiz olan suyunun mesafe kat ettikçe içilebilir özelliğini kaybettiğini belirten Kurucu, “Gediz Nehri 400 kilometre üzerinde bir yol kat ediyor. Murat Dağı’ndan pırıl pırıl bir su çıkıyor. Manisa’ya gelindiğinde içilebilir özelliği kayboluyor. Murat Dağı’ndan çıkan su Menemen’de çok kirli oluyor. Burada balık yok, kurbağa yok ve bu su körfeze ulaşıyor” dedi. Kurucu ayrıca İZSU tarafından her ay araştırmalar yapıldığını ifade ederken, “Bunları çok disiplinli olarak değerlendirmeye ihtiyacımız var. Biz tarımda da disiplin diyoruz ama körfez kesinlikle çok detaylı incelenmeyi gerektiriyor” ifadelerini kullandı.
PROF. TAŞKIN: “KÖRFEZ'E GİRDİNİN AZALMASI GEREKİYOR"
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü – Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ergün Taşkın da “İzmir Körfezi’nin Makroflorası, Ekolojik Kalite Durumu ve Aşırı Makroalg Çoğalması” sunumunda, İzmir Körfezi’nde yapılan ilk çalışmalara dair bilgiler verdi. Geçmiş değerlendirmelere ayrı parantez açmasının ardından konuşan Taşkın iç körfezde türlerde azalma görüldüğünü aktardı. Değişkenlerin ölçülmesinin önemine ilişkin açıklama yapan Taşkın, “Körfeze ciddi bir kirlilik girdisi var. Sıcaklık da artış gösterdiğinde deniz marulları daha çok görülmeye başlanıyor. Evsel, tarımsal, endüstriyel her türlü girdinin azaltılması, fosfat ve azotun kesilmesi gerekiyor” diye konuştu.
PROF. AYTAN: “BİR PLASTİK KAPANI İÇİNDEYİZ"
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Ülgen Aytan, “Körfezde görünmeyen tehlike: Mikroplastiklerin mikroalg dinamikleri üzerindeki olası etkileri” konusunda sunum yaptı. Plastik kirliliğinin en hızlı büyüyen tehdit olduğunu kaydeden Aytan, “İçimiz çok fazla senaryo ile dolu. Bir plastik kapanı içindeyiz. En çok maruz kalan biziz” diye konuştu. Aytan, “Her geçen gün körfezde mikroplastik çalışmaları artıyor. Yapabileceğimiz en önemli şey, mümkün olduğunca plastiği kaynağından azaltmak” dedi.

ABD’li PROF. ANDERSON: "KİL UYGULAMASI ETKİLİ YÖNTEM"
ABD Ulusal Zararlı Alg Patlamaları Ofisi Direktörü Prof. Dr. Donald Anderson, “Deniz Sularında Zararlı Alg Patlamalarının Kontrolü: Kavramlar, Mevcut Durum ve Gelecek Beklentileri” başlıklı sunumunda Körfez'de yürütülecek çalışmaların bölgeye uygun olmasının daha sağlıklı sonuçlar vereceğini belirterek kil uygulamalarının önemine dikkat çekti. Kilin herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığının bilindiğini vurgulayan Anderson, “İzmir Körfezi’nde alg patlamalarının ardından körfezin dibine bakmalısınız. Orada neredeyse tüm canlılar hayatını kaybediyor. Bu nedenle yürütülecek çalışmalarda kil uygulaması daha etkili bir yöntem olacaktır” dedi.
JAPON DR. INABA: “ALG PATLAMASI ÇEVRE DOSTU YÖNTEMLERLE ÖNLENEBİLİR"
Japonya Civil Engineering Research Institute for Cold Regions’dan Dr. Nobuharu Inaba, “Biyolojik HAB Kontrolü” başlıklı sunumunda zararlı alg patlamalarına değinerek, deniz çayırları ve makroalglerle ilişkili bakterilerin bu sorunun kontrolünde önemli rol oynayabileceğini belirtti. Inaba, “Zararlı alg patlamaları sürdürülebilir ve çevre dostu yöntemlerle önlenebilir. Ancak deniz ortamında bu tür uygulamalar oldukça zordur. Bu nedenle deniz çayırları ve yosun yataklarının korunması, izleme çalışmalarının artırılması ve bu alanların yeniden kazandırılması büyük önem taşıyor” dedi.
ALMAN PROF. HELLWEGER; “BESİN KİRLİLİĞİ TOKSİK ALG PATLAMALARINI TETİKLİYOR”
Berlin Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ferdinand L. Hellweger, “Zararlı Siyanobakteri Patlamaları: Ekoloji, Toksisite ve Yönetim” başlıklı sunumunda, su ekosistemlerini tehdit eden toksik alg patlamalarına dikkat çekti. Hellweger, besin kirliliğinin yüksek olduğu ortamlarda toksin üreten alg türlerinin arttığını vurguladı ve Kuzey Amerika’dan örnekler vererek yüksek kirliliğin toksik patlamaları tetikleyebileceğini söyledi. Ayrıca geliştirdikleri modellerle toksin üretimini tahmin ettiklerini ve sonuçların sahadaki verilerle uyumlu olduğunu belirtti.
PROF. LÖK: "MİDYELERLE KÖRFEZ'İN KİRLİLİĞİNİ İZLEYİP TEMİZLEYEBİLİRİZ"
Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Lök, çift kabuklu canlıların suyu temizlemede etkili olduğunu vurguladı. Midyeler ve diğer çift kabuklular, planktonları, organik ve inorganik maddeleri, ağır metalleri, mikroplastikleri ve çeşitli kirleticileri filtreleyerek su kalitesini iyileştiriyor. Lök, “Midyeleri kullanarak körfezde kirliliği izleyebilir, atık suları arıtabilir ve ötrifikasyonu azaltabiliriz” dedi.
DOÇ. TOLON: "DENİZ HIYARLARI KÖRFEZ'İN TEMİZLİĞİNDE ROL OYNAYABİLİR"
Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon, İzmir Körfezi’ndeki artan organik çökelti sorununa işaret etti. Tolon, deniz hıyarlarının “deniz tabanının temizlikçileri” olarak organik çökeltileri tüketip ekosistemin dönüşümüne katkı sağladığını belirtti. Yöntemin kontrollü uygulanması gerektiğini vurgulayan Tolon, “İyileşmeye yakın bölgelerde uygun alanlar belirlenmeli ve bu alanlar deniz hıyarlarıyla zenginleştirilmeli. Bu canlılar sürdürülebilir bir ekosistem için önemli” dedi.
İSKOÇ PROF. DAVİDSON: Prof. Dr. Davidson: “DEVLET MÜDAHALESİ ŞART "
İskoçya Deniz Bilimleri Derneği’nden Prof. Dr. Keith Davidson, erken uyarı sistemlerini anlattı. İskoçya’da alg patlamalarının doğal olduğunu ve Atlantik somonları ile kabukluları tehdit ettiğini belirten Davidson, 2013’te 70 kişinin kabuklu canlılardan zehirlendiğini hatırlattı. Alg patlamalarının İskoçya'da çok yaygın olduğunu vurgulayan Davidson, “Güvenliğin sağlanması için devletin müdahil olması gerekiyor. Potansiyel zararlı plankton ve toksinler takip edilmeli, sık analizlerle önceden tespit ve önlem alınmalı” dedi.
ÇİNLİ DR. YUAN: “MODİFİYE KİL İLE KÖRFEZ'DE HIZLI İYİLEŞME SAĞLADIK”
Çin Bilimler Akademisi Okyanus Bilimi Enstitüsü’nden Dr. Isaac Yongquan Yuan, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile körfezde yürüttükleri çalışmaları anlattı. Yuan, “2024 yılında Büyükşehir Belediyesi ile düzenlenen çalıştayın ardından iş birliğimiz başladı. Modifiye kil uygulamasıyla mikroorganizmaların oranını yüzde 85 azalttık, zararlı türlerde düşüş gözlemledik. Balık ölümleri durdu, yaklaşık bir ay içinde suyun rengi normale döndü. Tek bir uygulamayla önemli sonuçlara ulaştık. Gelecekte daha kapsamlı kil temelli sistemler ve erken uyarı mekanizmalarına ihtiyaç var. İş birliğimizi sürdürmek istiyoruz” dedi.
LENORO: "KİL UYGULAMASI İÇİN DEVLET DESTEĞİ ŞART"
İskoç Deniz Bilimleri Derneği’nden Anita Flores Lenoro, İskoçya’daki zararlı alg patlamaları ve modifiye kil uygulamalarını anlattı. Lenoro, “Acil bir durum var, özel sektör ve kamu birlikte hareket etmeli. Fon yetersiz kalabiliyor; hükümetin kaynak ayırması şart. Modifiye killer farklı toksinleri hedef alabiliyor. Önce suda hangi toksinler olduğunu bilmemiz ve doğru şekilde uygulamamız gerekiyor; aksi takdirde zarar verebilir” dedi.