Toplumsal bağlar kopuyor mu: Her 10 kişiden 9'u komşuluk kültürünün sonuna işaret ediyor

12 büyükşehirde yürütülen kapsamlı bir araştırma, vatandaşların büyük çoğunluğunun komşuluk ilişkilerinin geleceğine dair karamsar olduğunu ortaya koydu.

Türkiye'de mahalle kültürünün ve komşuluk ilişkilerinin geleceği üzerine yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, toplumsal dokudaki değişimi gözler önüne serdi. Esenler Belediyesi Prof.

Dr. Sadettin Ökten Şehir Düşünce Merkezi tarafından 12 büyükşehirde gerçekleştirilen çalışma, katılımcıların yüzde 89,2'sinin komşuluk kültürünün zamanla zayıflayacağına inandığını ortaya koydu.

1,5 yıl süren ve bin 622 kişiyle yapılan görüşmelerle şekillenen araştırma, hızlı kentleşme ve dijitalleşmenin sosyal ilişkiler üzerindeki dönüştürücü etkisini vurguluyor.

Toplumsal bağlar kopuyor mu: Her 10 kişiden 9'u komşuluk kültürünün sonuna işaret ediyor

Yalnızlaşan toplum ve güven sorunu

Araştırmayı değerlendiren Dr. Feyza Korkmaz Sağlam, katılımcıların kendi komşuluk deneyimlerinden memnun olmalarına rağmen geleceğe dair olumsuz bir algıya sahip olduklarını belirtti. Sağlam, özellikle pandemi sürecinin ardından insanların yalnızlaştığını ve toplumsal güvenin zayıfladığını ifade etti. Güvenin artık bireysel bir ilişkiden ziyade genel bir toplumsal risk algısına dönüştüğünü belirten uzmanlar, insanların birbirine karşı mesafeli durmayı tercih ettiğini vurguluyor.

Dijitalleşme dayanışmayı bitiriyor

Gündelik hayattaki dayanışma pratiklerinin de dijitalleşme ile birlikte ciddi bir erozyona uğradığı gözlemleniyor. Eskiden kapı komşusundan istenen bir tutam tuzun yerini artık çevrim içi alışveriş uygulamalarının aldığını belirten Sağlam, bu durumun komşuları birbirine yabancılaştırdığını ifade etti. Özellikle genç kuşaklarda mahalle aidiyetinin en düşük seviyede olduğu, kariyer odaklı yaşam tarzının komşuluk ilişkilerine vakit bırakmadığı araştırmanın dikkat çeken bulguları arasında yer alıyor.

Ortak yaşam alanları çözüm olabilir

Araştırma sonuçları, komşuluk kültürünün tamamen yok olmadığını ancak desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. İnsanların hâlâ güvenli ve etkileşimli bir yaşam alanı arzuladığını belirten Dr. Sağlam, yerel yönetimlerin bu noktada kritik bir rol üstlenebileceğini söyledi. Ortak yaşam alanlarının artırılması ve özellikle gençlerin ilgisini çekecek sosyal mekanların oluşturulması, mahalle bağlarının yeniden güçlenmesi için bir umut ışığı olarak değerlendiriliyor.

İLGİLİ HABERLER