Şam'da ticaret diplomasisi: TİM Başkanı Gültepe, Suriye'deki fırsatları kazan-kazan formülüyle anlattı

Türkiye-Suriye Ticaret Heyeti programı kapsamında Şam'da konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, iki ülke arasındaki ticari potansiyeli değerlendirdi. Gültepe, Uzak Doğu'da üretim yapan Türk markalarının Suriye'ye çekilmesi halinde hem ham madde tedarikinin Türkiye'den sağlanabileceğini hem de bölgede yeni bir üretim üssü oluşabileceğini söyledi.

Türkiye-Suriye Ticaret Heyeti ve İkili İş Görüşmeleri programı, Şam'da başladı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, sınır şehirlerinin yöneticileri ve çok sayıda iş insanının katılımıyla gerçekleştirilen programda, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin yeniden canlandırılması hedefleniyor. Şam ve Halep'te yapılan görüşmelerin ardından açıklamalarda bulunan Gültepe, Suriye'nin yeniden yapılanma sürecinde Türk yatırımcılar için önemli fırsatlar bulunduğunu vurguladı.

İki ülke arasında yeni dönem

Gültepe, Suriye'nin yeni bir hükümetle yönetilmeye başlandığını hatırlatarak, bu süreçte Türkiye'nin deneyimlerini paylaşmaya hazır olduğunu belirtti. Geçmişte Şam ve Halep ile kurulan güçlü ticari bağlara dikkat çeken Gültepe, "Suriye şu anda bizler için ne kadar önemliyse, karşılıklı iş birliği geliştirme noktasında Türkiye onlar için de önemli.

Yeni kurulan bir hükümetten bahsediyoruz. Her şey onlar için yeni.

Yeni öğreniyorlar. Dolayısıyla bu öğrenme evresinde biz de onlara o kapsamda yardımcı olmaya çalışıyoruz" dedi.

Türkiye'nin Suriye ile uzun bir kara sınırına sahip olduğunu hatırlatan Gültepe, özellikle sınır bölgelerindeki üretim ve ticaret potansiyeline işaret etti. Şam'ın İstanbul'a, Halep'in ise Antep'e benzetildiği geleneksel ticaret yapısının yeniden canlandırılması gerektiğini ifade etti.

Hedef 10 milyar dolar

Gültepe, 2025 yılı itibarıyla Türkiye'nin Suriye'ye yaklaşık 3,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, ithalatın ise 230 milyon dolar seviyesinde kaldığını açıkladı. Ticari dengenin şu anda Türkiye lehine olduğunu ancak zamanla bu dengesizliğin oturacağını öngördüklerini belirten Gültepe, "Orta ve uzun vadede en az 10 milyar doları yakalayabiliriz. Karşılıklı hem iyi niyet var hem çalışma arzusu var" diye konuştu.

Coğrafi yakınlığın avantajlarına da değinen Gültepe, Antep, Kilis ve Hatay'dan Suriye'nin iç bölgelerine 1 ila 2,5 saatte ulaşılabildiğini hatırlattı. Bu jeopolitik konumun, Türk firmalarına Uzak Doğu'daki siparişleri bu bölgeye çekme imkanı tanıdığını söyledi.

Emek yoğun sektörlerde büyük potansiyel

Gültepe, iki ülke arasında iş birliği yapılabilecek öncelikli sektörleri de sıraladı. Teknolojik yoğunluğu yüksek sektörlerin şimdilik devre dışı kalabileceğini ancak emek yoğun sektörlerde çok büyük fırsatlar bulunduğunu kaydetti. Tekstil, hazır giyim, makine, mobilya, deri ve ayakkabı, yapı malzemeleri, inşaat, kimya, hububat, bakliyat ve tarım sektörlerinin bu kapsamda öne çıktığını belirtti.

"İki yarım bir tam" ifadesiyle karşılıklı güçlerin birleştirilmesi gerektiğini anlatan Gültepe, "Bazı operasyonları Türkiye'de, bazı operasyonları burada. Türkiye'ye ithalat yapma noktasında bence bazı sektörler için burada çok fırsat var" dedi.

Uzak Doğu'daki üretim Suriye'ye kayabilir

Gültepe'nin açıklamalarında öne çıkan bir diğer başlık ise Uzak Doğu'da üretim yapan Türk markalarının Suriye'ye çekilmesi oldu. Hindistan, Kamboçya ve Çin'de üretim yapan Türk firmalarının bu bölgeye yönlendirilebileceğini belirten Gültepe, "Bu bölgeye çektikleri zaman ağırlıklı ham maddeyi de Türkiye'den alma potansiyeli var. Böylece hem Suriye kazanıyor hem Türkiye kazanıyor" ifadelerini kullandı.

Suriye'deki iş gücünün yüksek ve çalışkan olduğuna dikkat çeken Gültepe, bu potansiyelin diğer ülkelere kaptırılmaması gerektiğini vurguladı. "Buraya bu şekilde bakmak lazım. İş gücü yüksek, çalışkan bir topluluk. O yüzden kazan-kazan olarak bakmak lazım diye düşünüyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

İLGİLİ HABERLER