Prof. Dr. Cenk Yaltırak'tan Marmara depremi uyarısı: Tarihsel gerçekler büyük sarsıntının kaçınılmaz olduğunu gösteriyor

Marmara Denizi Adalar açıklarında peş peşe kaydedilen mikro depremler bölgedeki sismik hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. Hareketliliği değerlendiren İTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak, sarsıntıların faylardaki gerilim birikiminin doğal bir sonucu olduğunu belirterek, "Büyük Marmara depremi evet, mutlaka olacak. Tarihsel kayıtlar ve yıkılan anıtsal yapılar bunun en somut kanıtıdır" ifadelerini kullandı.

Marmara Denizi Adalar açıklarında son günlerde 70'in üzerinde mikro deprem kaydedildi. Kandilli Rasathanesi ve AFAD verilerine göre en büyüğü 3.2 olarak ölçülen sarsıntıların ardından bölgedeki sismik tabloyu değerlendiren İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Marmara Denizi'nin kendine has bir fay dinamiğine sahip olduğunu vurguladı.

Faylar gerilim birikimiyle deşarj olma eşiğine geliyor

Ana fay sistemine açılı duran çok sayıda ikincil fay hattı bulunduğunu belirten Prof. Dr. Yaltırak, ana faydaki enerji birikiminin bu ikincil hatlarda deformasyon ve mikroaktivite yarattığını kaydetti. Depremlerin bir tetikleme mekanizmasından ziyade biriken yükün doğal bir sonucu olduğunu ifade eden Yaltırak, süreci şu sözlerle açıkladı:

"Marmara’nın kendi doğal hareketinde her yıl fayların üzerine yaklaşık 20 milimetrelik bir yük biniyor ve sistem sürekli şarj oluyor. Bu süre tamamlandığında faylar kırılarak deşarj olmak zorunda kalacak. Son 20 yıla baktığımızda belirli bölgelerde mikro deprem dahi üretemeyecek kadar büyük bir kilitlenme ve gerilim birikimi görüyoruz. 1999 depremi öncesinde de İzmit Fayı çevresinde benzer bir durum yaşanmış; ana fay hattında sessizlik hakimken çevresinde mikro sarsıntılar yoğunlaşmıştı."

Tarihsel yapılar ve surlar büyük depremin kanıtı

Marmara Denizi'nde büyük bir depremin meydana gelmeyeceği yönündeki iddiaların tarihsel gerçeklerle uyuşmadığının altını çizen Yaltırak, İstanbul'un tarihi mirasının bu sarsıntıların boyutunu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Yaltırak, şu değerlendirmede bulundu:

"Büyük depremlerin yaşandığının en somut kanıtı tarihi surlardır. 1800'lü yıllara gidildiğinde surların ayakta kalan kısmı neredeyse yoktu; günümüzdeki görünümlerine restorasyonlarla ulaştılar. Bu denli devasa surları ve kuleleri yerinden oynatıp yıkabilmek için 2 g'ye yakın ivme gerekir; bu ivme de yaklaşık 7.8 büyüklüğündeki bir depreme işaret eder. Ayasofya'nın kubbesi tarihte üç kez çöktü, ilk yapılan Fatih Camii yıkılarak yeniden inşa edildi. Dolayısıyla Marmara'da büyük deprem olmayacağını söylemek tarihi yok saymaktır."

Riskli sinyaller nasıl anlaşılır?

Mevcut mikroaktivitelerin Marmara'nın doğası gereği zamanla azalarak sönümlenmesinin beklendiğini ifade eden Prof. Dr. Yaltırak, riskin boyut değiştirebileceği senaryoya da dikkat çekti:

"Tecrübelerimiz bu hareketliliğin sönümleneceğini gösteriyor. Ancak şayet bu aktivite durulmak yerine farklı kesimlere yayılır, etki alanı genişler ve sarsıntı büyüklükleri 4'ten başlayarak 5 veya 6 seviyelerine ulaşırsa, işte o zaman sistemin genelinde ciddi bir zorlanma var demektir ve tablonun çok daha dikkatle incelenmesi gerekir."

İLGİLİ HABERLER