İSKİ Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek, Cumhuriyet'te yer alan yazısında ‘İstanbul’a bekleyen su krizine ilişkin dikkat çekici tespitler yaptı:
İstanbul’un nüfusu resmî rakamlarla 16 milyonun üzerinde; günlük içme suyu tüketimi ortalama 3,5 milyon m³ seviyesinde.
Kentin su arzı; 12 ham su kaynağı ve 15 arıtma tesisi vasıtasıyla sağlanıyor.
Su döngüsünün ana unsurları üç başlıkta: İklim (yağmur ve kar yağışı), altyapı/Şebeke (ham su kaynakları, arıtma tesisleri, isale ve dağıtım hatları), ve insan (kullanıcı ve yönetim); ayrıca su kaçak ve kayıpları teknik ve ahlaki bir sorun olarak ön planda.
Riskler: Azalan Yağış ve Altyapı Baskısı
Kocazeybek, iklim değişikliğinin etkileri arasında yağış miktarında belirgin azalma olduğunu, özellikle Melen havzası ve Avrupa yakasındaki kaynaklarda bu düşüşün kayda değer olduğunu vurguluyor. Örneğin, Melen havzasına 2023–2024'te düşen yağış miktarı 1571,94 kg/m² iken 2024–2025’te 1137,53 kg/m²’ye gerilemiş. Avrupa yakasında Terkos için benzer düşüşler görülmüş.
Melen sisteminden alınan su miktarlarında ciddi düşüşler yaşanıyor; arıtma tesisi ile şebekeye verilen miktarda geçen yıl ile bu yıl arasında farklar göze çarpıyor.
Özellikle Avrupa yakasında yer alan Sazlıdere Barajı ile ilgili yönetimsel kararlar tartışma konusu. Cumhurbaşkanı kararıyla “su kaynağı olarak kullanımı” büyük ölçüde sınırlandırılmış durumda.
Ne Yapılmalı? Öneriler
Melen Barajı’nın 2030 yılı hedefiyle tamamlanması, su kaynaklarının desteklenmesi için öncelikli politika olmalı.
Sazlıdere Barajı kararının yeniden gözden geçirilmesi; Avrupa yakasındaki su sıkıntısının hafifletilmesi için mevcut barajların işlevinin korunması öneriliyor. Struktur olarak yapılaşmaların etkisi ve yeni kaynakların devreye alınması da gündeme gelmeli.
Halkın su tasarrufu ve bilinçlendirme çalışmaları önemli. Su kaynaklarının sağlıklı kullanımı için teknik altyapı iyileştirilmeli, kayıp-kaçak oranları daha da düşürülmeli.