Prof. Dr. Ahmet Özer barış sürecinin şifrelerini yazdı: Kalıcı çözüm için toplumsal mutabakat ve empati şart

Prof. Dr. Ahmet Özer, T24'te kaleme aldığı "Barış hepimizden büyüktür" başlıklı yazısında, Türkiye'nin önündeki tarihi barış fırsatının heba edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Barışın yalnızca silahların susması değil, eşit ve onurlu bir yurttaşlık inşası olduğunu vurgulayan Özer, sürecin başarıya ulaşması için siyah-beyaz bakış açısından uzaklaşılması, toplumsal mutabakatın sağlanması ve siyasette güven artırıcı adımların atılması gerektiğini belirtti.

Türkiye'nin barış ve demokrasi inşasında kritik bir eşikte olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Özer, T24'teki köşesinde kaleme aldığı yazısında siyaset, medya, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarına önemli çağrılarda bulundu. Barışın herhangi bir siyasi partinin, liderin veya grubun mülkü olamayacağının altını çizen Özer, bu sürecin kişisel hesaplara ve günlük siyasi rekabete kurban edilmemesi gerektiğini ifade etti. Yazıda, geçmişte yaşanan başarısızlıkların tekrarlanmaması adına sürecin şeffaf yürütülmesi ve toplumun doğru bilgilendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Sürece siyah beyaz bakmak yerine yapıcı eleştiri geliştirilmeli

Olayları yalnızca siyah ya da beyaz olarak değerlendirme alışkanlığının aşılması gerektiğini belirten Özer, barış sürecinde atılan her adımın kusursuz olamayabileceğini ancak temel niyetin barışı savunmak olmasının önem taşıdığını dile getirdi. Süreci toptancı bir anlayışla reddedenler ile bilgi eksikliği nedeniyle iyi niyetle eleştirenlerin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade eden Özer, yapıcı eleştirilerin barışa zarar vermekten ziyade katkı sağlayacağını, doğru olanı kararlılıkla ilerletirken yanlışları cesaretle düzeltmek gerektiğini kaydetti.

Barış süreci siyasetin tekelinden çıkarılıp toplumsallaştırılmalı

Geçmişteki çözüm süreçlerinin başarısızlığa uğrama nedeninin yeterince toplumsallaşamaması olduğuna dikkat çeken Özer, günümüzde de benzer bir eksikliğin yaşandığını belirtti. Meclisteki siyasal mutabakatın toplumsal mutabakata dönüşmesi için özellikle iktidar partisinin daha kapsayıcı adımlar atması gerektiğini savunan Özer, sürecin dar bir denkleme hapsedilmemesi uyarısında bulundu. Yazar ayrıca, ana akım medyanın sürece mesafeli duruşunu eleştirerek, üniversitelerin ve sivil toplum kuruluşlarının bu tarihi meselede sessiz kalmayıp siyaset ile toplum arasında köprü rolü üstlenmeleri gerektiğinin altını çizdi.

Psikolojik altyapı ve güven artırıcı adımlar şart

Toplumsal psikolojinin barışa hazırlanması için samimi niyet, empati, temiz bir barış dili ve bölünme paranoyasından arınmanın zorunlu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özer, mevcut siyasi pratiklere yönelik sert eleştiriler de getirdi. Ana muhalefete yönelik operasyonlar, milyonluk kentlerin kayyumlarla yönetilmesi ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM kararlarına uyulmaması gibi uygulamaların toplumda ciddi bir güven zedelenmesi yarattığını belirten Özer, toplumun üçte birinin dışlanarak gerçek bir barışın inşa edilemeyeceğini ifade etti.

Çatışmasızlık ortamı ülkeye demokrasi ve refah getirecek

Kendisinin de geçmişte eza ve ceza çektiğini ancak genel toplumsal yarar adına barışı koşulsuz savunduğunu belirten Özer, silahların bugüne kadar siyasette otoriterleşmenin ve ekonomideki eşitsiz gelişimin gerekçesi yapıldığını yazdı. Başta Kürt meselesi olmak üzere birikmiş sorunların çözülmesi ve güvenlikçi politikalara ayrılan trilyonlarca dolarlık kaynakların ekonomiye yönlendirilmesiyle Türkiye'nin bambaşka bir çehreye bürünebileceğini ifade eden Özer, bu adımların atılması halinde ülkenin önümüzdeki on yıl içinde bölgesinin ve dünyanın en güçlü ülkesi, en saygın demokrasisi olabileceğini vurguladı.

İLGİLİ HABERLER