Hakkında kara para aklama ve cinsel taciz iddiaları gündeme gelen ve bu gelişmelerin ardından Yeni Parti'den istifa eden Mustafa Sarıgül, soruşturma kapsamında oğlunun CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e elden para verdiği yönündeki iddialara ilişkin açıklama yaptı. Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi'ye gönderdiği mesajda soruşturmanın yürütülme biçimine tepki gösteren Sarıgül, "Kimseden de imtiyaz istemiyorum, haksızlığa isyan ediyorum" ifadelerini kullandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, iki Alman vatandaşının şikâyeti üzerine 16 Ekim'de suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama iddiasıyla soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Mustafa Sarıgül'ün oğulları Emir ve Ömer Sarıgül, eski eşi Aylin Kotil ve gazeteci Murat Ağırel'in de aralarında bulunduğu bazı isimler tutuklandı.
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında Sarıgül hakkında cinsel saldırı iddiaları ve özel görüntüler üzerinden yürütülen tartışmalar da gündeme geldi. Sarıgül ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti.
Soruşturma kapsamında tutuklanan Emir Sarıgül, savcılığa verdiği ek ifadede babasının Özgür Özel'e iki ayrı seferde toplam 600 bin dolar verdiğini öne sürdü. İddiaları köşesine taşıyan Abdulkadir Selvi, Mustafa Sarıgül'ün bu iddiaları kabul etmediğini yazdı. Selvi, 2 Kasım tarihli yazısında iddiaların araştırılması amacıyla kamera kayıtları, baz kayıtları ve HTS verilerinin inceleneceğini de aktardı.
Sarıgül: Savunma tarafının erişemediği ifadeler kamuoyunda yayımlanıyor
Abdulkadir Selvi'ye gönderdiği açıklamada soruşturmanın önce ekonomik suç, ardından ahlak soruşturması olarak gündeme geldiğini ve sonrasında kendisine yönelik bir linç kampanyası başlatıldığını savunan Sarıgül, soruşturma ifadelerinin kamuoyuna yansımasına tepki gösterdi.
Suçlamaların delillerle ortaya konulması gerektiğini belirten Sarıgül, cezayı kamuoyunun değil hukukun vermesi gerektiğini vurguladı. Masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkına dikkat çeken Sarıgül, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“16 Ekim 2026 tarihinde başlayan soruşturma önce ekonomik suç, ardından ahlak soruşturmasına dönüşmüş, sonrasında linç kampanyası başlamıştır. Bu kampanyaya şahsıma olan garezleri nedeniyle katılanlar var. Siyasi nedenle katılanlar var. Bilinirliğini, izlenirliğini artırmak maksadıyla katılanlar var. Medyadaki mesleki husumetler nedeniyle katılanlar var. Hepsini anlıyorum, şaşırmıyor ve kızmıyorum. Kimseden de imtiyaz istemiyorum, haksızlığa isyan ediyorum. Bırakın her soruşturma nasıl ilerliyorsa bu da öyle ilerlesin. İddia adı üstünde iddiadır, iddiadan haber çıkarılmakta, o haber üzerinde yorumlar yapılmaktadır. Savunma tarafının erişemediği ifadeler kamuoyunda yayınlanmaktadır. Suçun kimin tarafından işlendiği deliliyle ortaya konmalı, cezasını da kamuoyu değil hukuk vermelidir. Hukuk devleti, insan onuruna saygı duymak, bu saygıya önem vermek ve bu önemi herkes ama herkes için hassasiyetle korumakla mükelleftir. Bu hassasiyetin en temel göstergesi masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkıdır. Anayasamızda yer alan ‘Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz’ hükmü bu anlayışın bir yansımasıdır. Bu sürecin hukukun üstünlüğü, hakikat, vicdan ve hakkaniyet çerçevesinde ve hassasiyetle yürütüldüğü takdirde adaletin tecelli edeceğine inanıyorum.”